(5271 S. K. m. 170, 174, 175, 247, 309) (Yargıtay 11 CD 20.10.2005 T. 2005/6429 E. 2005/10112 K.)
Dava: Kasten adam öldürme, kasten yaralama ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a aykırılık suçlarından şüpheliler K., A. ve T. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 22.11.2006 tarihli ve 2005/55127 Soruşturma, 2006/17685 Esas, 2006/1209 Karar sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı kanunun 174. maddesi gereğince iadesine dair, İstanbul. 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.12.2006 tarihli ve 2006/176 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12.12.2006 tarihli ve 2006/1235-1235 Değişik İş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tüm dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede hangi hususların gösterileceği, aynı kanunun 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, iddianamenin iade sebepleri arasında şüphelinin ifadesinin alınmamasının bulunmadığı, kaldı ki şüpheliler hakkında 30.11.2005,01.12.2005 ve 09.11.2006 tarihlerinde yakalama emri düzenlenmesi karşısında, ifadelerinin mahkemesince de alınmasının mümkün bulunduğu ve mevcut delillerin söz konusu ifadelerle birlikte yargılama aşamasında değerlendirilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden söz edilerek Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 23.01.2007 tarih ve 3334 sayılı istemlerine dayanılarak anılan kararın, 5271 sayılı CMK.'nın 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06.02.2007 tarih ve 18728 sayılı tebliğnamesine bağlı dosyası dairemize gönderilmekle okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
I) Olay: Şüpheli K., A., T. haklarındaki dosya kapsamından:
Kasten adam öldürme, kasten yaralamak ve 6136 Sayılı Yasaya aykırı eylemde bulunmak suçlarından şüpheliler haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 22.11.2006 tarihli, 2005/55127 Soruşturma, 2006/17685 Esas, 2006/1209 Karar sayılı iddianamesinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı kanunun 174. maddesi gereğince iadesine ilişkin İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.12.2006 tarihli ve 2006/176 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12.12.2006 tarihli ve 2006/1235-1235 Değişik İş sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmıştır.
II) Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı:
Kanun yararına bozma istemi, 5271 sayılı CMK.'nun 170/3. maddesinde iddianamede hangi hususların gösterileceği, aynı kanunun 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, iddianamenin iade sebepleri arasında şüphelilerin ifadelerinin alınmamasının yer almadığı halde bu nedenle iddianamenin iadesine karar verilmesinin yerinde olmadığına ilişkindir.
III) Hukuksal değerlendirme:
Kamu adına ceza davasını açma yetki ve görevi Cumhuriyet Savcısının tekelindedir (CMK m. 170/1). Soruşturma evresinin sonunda toplanan kanıtlardan suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşuyorsa Cumhuriyet Savcısı iddianameyi düzenler (CMK m. 170/2). İddianamenin, sunulduğu mahkemece kabulüyle kamu davası açılmış ve kovuşturma evresi başlamış olur (CMK m. 175/1). İddianamenin içereceği unsurlar yasada ayrıntılı bir biçimde sayılmıştır (CMK m. 170). İddianamenin sunulduğu görevli mahkeme on beş gün içerisinde iddianameyi inceleyerek, CMK.'nun 170. maddede yazılı unsurları taşımadığına, suçun kanıtlanmasına etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadığına, ön ödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde öngörülen usule uyulmadığı kanısına varırsa iddianameyi iade eder (CM K m.174).
Somut olayı oluşturan sorun, şüphelilerin ifadesi alınmadan düzenlenen iddianamenin salt bu nedenle iadesine karar verilip verilmeyeceğine ilişkindir.
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, maktulün ateşli silahla öldürüldüğü otopsi tutanağıyla saptanmış, olay yerinde bulunan maddi kanıtlar toplanmış, olay yeri krokisi çizilmiş, oluşa ilişkin birçok tanık dinlenmiş, kaçak şüphelilerin ifadesinin alınması dışında lehine olanlar dahil kanıtlar büyük ölçüde toplanarak iddianamede gösterilmiş, haklarında kamu davası açmayı gerektirir yeterli şüphe oluşmuştur. Şüphelilerin kaçak olduğu için ifadesi alınamamış ve de hakkında yakalama emri düzenlenmiştir.
Şüphelilerin ifadesinin alınmasını zorunlu kılan ve bu yapılmadan düzenlenen iddianamenin reddi gerektiği konusunda açık yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Gerçi, iddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut kanıtlarla ilişkilendirilerek açıklanacağı (CMK. m. 170/4), sonuç bölümündeyse şüphelilerin yalnız aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususların da ileri sürülmesi gerektiği yolunda açık bir düzenleme vardır (CMK m. 170/5). Bu hükmün işlemesi, şüphelilerin lehine olan kanıtların ortaya çıkarılıp toplanması her zaman olmasa bile çoğu kez ifadesinin alınmasıyla olanaklıdır. Ancak,
Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 08.12.2006 tarihli ve 5851-9074 sayılı kararında da açıklandığı gibi, adil yargılanma hakkıyla doğrudan ilgili, şüpheliler açısından önemli bir güvence oluşturan bu ilke kötü niyetli kaçak şüpheliler tarafından kullanılmaması durumunda soruşturma makamı kaynaklı bir haksızlığın varlığı düşünülemez. Bu durumda, şüphelilerin ifadesinin alınmamasının tek başına iddianamenin reddini gerektirmeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Kaldı ki, 5271 sayılı CMK.'nun 247. maddesinde belirli koşullarda kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabileceği öngörmesi, hakkında kamu davasını açmayı gerektirecek yeterlikteki şüphenin oluşması durumunda kaçak şüphelilerin ifadesi alınamamış olsa bile hakkında iddianame düzenlenmesine engel bir durumun bulunmadığına ilişkin önemli bir örnektir. Nitekim Yüksek Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 20.10.2005 tarihli ve 6429-10112; 7. Ceza Dairesi'nin 23.11.2006 tarihli ve 6826-17935 sayılı kararlarında da aynı sonuca varılmıştır.
Bu nedenlerle, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.12.2006 tarihli ve 2006/176 sayılı iddianame değerlendirme kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine ilişkin, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12.12.2006 tarihli ve 2006/1235 1235 Değişik İş sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
IV) Sonuç ve karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12.12.2006 tarihli ve 2006/1235-1235 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine, 14.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy