(6762 S. K. m. 662, 663, 726, 730) (2004 S. K. m. 33/A, 71) (5411 S. K. m. 141, Geç. m. 11, 13, 16) (4389 S. K. m. 5, Ek m. 5) (6183 S. K. m. 102) (YHGK 05.04.2006 T. 2006/12-110 E. 2006/122 K.) (12. HD. 04.03.2005 T. 2005/878 E. 2005/4439 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.11.20006 tarih ve 2006/267-2006/431 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın kredi borçlusu S. Ü.'nın kredi borcuna karşılık ciro yolu ile temlik ettiği keşidecisi davalı olan toplam 12.950.00.-YTL tutarındaki çeklerin karşılıksız çıktığını, başlatılan takibin kesinleştiğini, davalını icra hukuk mahkemesine dava açıp, TTK'nun 726, 730, 662, 663 ve İİK'nun 71/2. maddeleri gereğince takibin geri bırakılması kararı aldığını, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nda değişiklik yapan 5020 sayılı Kanun'un Ek 5 nci maddesinin müvekkili bankayı da Fon Bankası saydığını ve Fon ve Hazine alacaklarının tahsil ve takip hükümlerinden yararlanacağını hüküm altına aldığını, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 11 nci maddesinin, 4389 sayılı Kanun'un Ek 5 nci madde hükmünün de uygulanmasına devam edeceğini öngördüğünü, 4389 sayılı Kanun'un 15/3 ncü maddesinin de açıkça, 6183 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağına ilişkin düzenleme getirdiğini, 5411 sayılı Kanun'un geçici 16 ncı maddesi gereğince Fon alacağının tahsili bakımından, Fon lehine getirilen hükümlerin makable şamil olarak uygulanacağını, icra hukuk mahkemesinin bu düzenlemeleri göz ardı ederek 6 aylık zamanaşımı süresini uyguladığını oysa, 26.12.2003 tarihinden önceki döneme ait olan bu alacağının Fon ve Amme alacağı sayıldığından 6183 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinde yer alan 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ileri sürerek, takibin geri bırakılması kararının İİK'nun 33/a maddesi uyarınca iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, 4389 ve 5411 sayılı Yasa'nın çekler ile ilgili öngörülen zamanaşımı süresini değiştirmesi ve ortadan kaldırmasının söz konusu olmadığı, kredi sözleşmesinden doğan zamanaşımına dayanılarak takip ve dava açılması yerine kambiyo senetlerine özgü yöntemle ve çeklere göre takip yapıldığı çeke özgü zamanaşımının 6 ay olduğu ve bunun dolduğu, icra mahkemesi kararının doğru olduğu, kaldı ki, İİK.'nun 33/a maddesi uyarınca dava açılabilmesi için kararın kesinleşmesi, bunun tebliği ve 7 gün içinde dava açılması gerektiği, oysa icra mahkemesi kararının kesinleşmediğinin mahkemece 10.11.2006 tarihinde kararın altında belirtildiği, işbu davanın 02.08.2006 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK'nun 33/a maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilen çeke dayalı icra takibinde zamanaşımının vaki olmadığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olup, dava dilekçesinde yer verilen ve dayanılan bankacılık mevzuatı dikkate alınmamış, TTK hükümlerinin değerlendirilmesi ile yetinilmiştir.
Uyuşmazlık, açıklanan yasal düzenlemelerde nazara alınarak takibe konu çeke dayalı takipte uygulanacak zamanaşımı süresinin; takip dosyasındaki son işlem tarihinden itibaren 6 ay mı, yoksa Bankacılık Kanunu hükümleri de nazara alınarak çekin keşide tarihinden başlayarak 20 yıl mı olduğu, noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle; alacaklı davacı bankanın ve alacağının yasal konumunun belirlenmesine yönelik olarak, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve bu Kanunu değiştiren tüm kanunlar ile 01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak bu kanunları yürürlükten kaldıran 5472 sayılı Kanun'la değişik 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükümlerinin irdelenmesinde yarar vardır.
4389 sayılı Kanun ve bunu değiştiren tüm kanunlar 01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.
5411 sayılı Kanun 5472 sayılı Kanun'la değişikliğe uğramış, bu değişiklik 14.03.2006 tarih ve 26108 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. İşbu dava, 02.08.2006 tarihinde açılmıştır.
4389 Sayılı Bankalar Kanunu'na 5020 Sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Ek. 5. maddede, Kamu bankalarında tasfiye halindeki Emlak Bankası A.Ş. dahil ve sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan yada hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar yada yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri ve avaller, taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı ayni hak tesisine ilişkin sözleşmeden doğan haklarında diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere Fon ve Hazine alacaklarına ilişkin tedbir, takip ve tahsil hükümleri bankalarınca uygulanır. denilmekte; 5020 Sayılı Kanun'la eklenen ek madde 3'te de; ...Bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ve bu Kanuna göre hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır. Fon alacakları ve bu kanuna göre hazine alacağı sayılan alacaklar bakımından bu sürenin başlangıcı Fon tarafından ödeme yapılmasına veya yapılacak olmasına sebebiyet veren kişilerin fiillerinin gerçekleştirdiği tarihten itibaren başlar. hükmü yer almaktadır.
01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve bunu değiştiren tüm kanunlar, bu kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere yürürlükten kaldırılmış; 5411 sayılı Kanun 5472 sayılı Kanun'la değişikliğe uğrayarak, bu değişiklik de 14.03.2006 tarih ve 26108 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun; Yürürlük başlıklı 170. maddesinde, Bu kanunun, 90 ve 91 inci maddeleri bu Kanunun yayımı tarihinden iki ay içinde, 168 inci maddesinin (B), (C), (D) ve (E) fıkraları 01.01.2006 tarihinde, diğer maddeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer., Zamanaşımı başlıklı 141. maddesinde, Bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır. Kaldırılan ve Değiştirilen Hükümler başlıklı 168. maddesinde A fıkrasında , Bu kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere, 18.06.1999 tarihli 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır., Geçici madde 11'de; Bu Kanunun yayımı tarihinden önce, 26.12.2003 tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanunun 14, 15, 15/a, 16, 17, 17/a ve 18 inci maddeleri, ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı maddeleri ile geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam edilir
.., Geçici Madde 13'te, Sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda (Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş. dahil) 26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri ve avaller, taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı ayni hak tesisine ilişkin sözleşmeden doğan hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere Fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123, 134, 136, 137, 138, 140, 142 ve 165 inci madde hükümleri, tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması, tüzel kişilerin kanuni temsilcileri ile borçlu ve borçla diğer ilgililerin yurt dışına çıkmasını yasaklama dahil bankalarınca uygulanır., Geçici madde 16'da, Bu kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda fon lehine getirilen hükümler makable şamildir. hükümleri yer almaktadır.
Görüldüğü üzere; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, bu kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere, 18.06.1999 tarihli 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişikliklerini yürürlükten kaldırmıştır. Yukarıya içerikleri aynen alınan geçici maddeler hükümlerinde ise, açıkça 4389 sayılı Kanunun ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı maddeleri ile geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği ifade edilmiştir.
Uygulanmaya devam edilecek hükümlerden 4389 Sayılı Kanun ek 5. madde kapsamına alacaklı davacı T. Halk Bankası A.Ş.'de girmektedir. Bunun sonucu olarak, yine aynı Kanunun 5020 sayılı Yasa ile eklenen Ek madde 3'te yer alan, bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ve bu Kanuna göre hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu ifade eden hükmün de alacaklı yönünden uygulanacağının kabulü gerekir. Zira, açıklanan bu hükümleri ayakta tutarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, yukarıya aynen alınan Geçici Madde 16'da da açıkça bu alacaklar yönünden getirilen Fon lehine hükümlerin Fon alacakları yönünden geçmişe etkili olacağını düzenlemiştir. Bu hükümden Hazine alacaklarını ayrı düşünmek, ayakta tutulan eski Yasa hükümleri de birlikte değerlendirildiğinde olanaklı değildir.
Bu bakımdan 5411 sayılı Kanunun geçici madde 16'nın Hazine alacakları yönünden de geçerli olduğu belirgindir.
Uyuşmazlığın çözümünde ayakta bırakılan eski Yasa hükümleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerinin birlikte ele alınıp, sonuca varılması gerekmektedir. Zira, yasa koyucunun geriye etkililik unsurunu açıkça getirmiş olması, bu alacakların tahsilinin sağlanması amacını ortaya koymaktadır. Şu durumda, geriye etkililiği (makable şamil olmayı) kabul eden 5411 sayı İl Yasa'nın bu açık hükmü karşısında yürürlük tarihi bu hükümler yönünden yayım tarihi olmakla birlikte, etkisini yayım tarihinden önceki alacaklar yönünden doğuracağının kabulü gerekir.
Diğer anlatımla, ayakta tutulan 4389 sayılı Kanun ve bu Kanunu değiştiren 5020 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde alacaklı bankanın alacağı Hazine alacağı sayılmaktadır ve bunlar tıpkı Fon alacakları hükmünde kabul edilerek fon alacaklarına ilişkin dava ve takipler için 5020 sayılı Kanunun ek madde 3 hükmünde yer alıp, 5411 sayılı Kanunun 141. maddesinde de aynen kabul edilen 20 yıllık zamanaşımı süresi bunlar için de uygulanacaktır. Bu süre, yine 5411 sayılı Kanun geçici madde 16'da yer alan açık hüküm gereği, geçmişe etkisi kabul edilerek fiilin gerçekleştiği tarihten başlayacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2006/12-110 E. 2006/122 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.03.2005 gün ve 2005/878-4439 sayılı ilamı da bu yöndedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; Alacaklı Türkiye Halk Bankası A.Ş. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile kaldırılmayarak yürürlükte bırakılan 4389 sayılı Kanuna 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Ek 5. maddesi kapsamında olup, Hazine ve Fon alacaklarına uygulanan hükümlerin bu banka alacaklarına da uygulanacağı kabul edilmiştir. Yine aynı Kanun Ek madde 3'te getirilen 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesi ile de kabul edilen 20 yıllık zamanaşımı süresi bu bankanın alacağı yönünden de uygulanacaktır.
Geçmişe etkili olacağı 5411 sayılı Kanun'da açıkça kabul edilen bu lehe hükümler gereğince, fiilin gerçekleştiği takip konusu çeklerin keşide tarihi olan 2002 yılı itibariyle kanunda belirtilen 20 yıllık süre henüz dolmamış ve zamanaşımı gerçekleşmemiştir. Fon alacakları ve bu Kanuna göre Hazine alacağı sayılan alacaklar bakımından bu sürenin başlangıcı Fon tarafından ödeme yapılmasına veya yapılacak olmasına sebebiyet veren kişilerin fiillerinin gerçekleştirdiği tarih, somut olayda, çekin keşide tarihidir. Mahkemece, Hazine alacakları için zamanaşımını geriye çeken açık kanun hükmünü nazara alarak talebin kabulü yerine, aksi yöndeki yazılı bir bölüm gerekçe ile bu hükümlere aykırı olarak aksi yönde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, dosya kapsamına göre, davacı alacaklı banka, davalı olduğu ve aleyhine sonuçlanan ve vekilinin yokluğunda tefhim edilen icra mahkemesi kararını tebliğe çıkartmamış, temyiz yoluna başvurmamış, kararın kesinleşmesini ve bunun tebliğini beklememiş olup, davacı banka vekili 08.11.2006 tarihli oturumda ve temyiz dilekçesinde, usul ve zaman ekonomisi yönünden, genel mahkemede bir an önce dava açmayı doğru bulduklarını, kararın tebliğini, kesinleşmeyi ve bunun tebliğini, üzerinden 7 gün geçmesini beklemeyi, kararda bir yanlışlık ve temyizde hukuki yarar görmedikleri için gerek duymadıklarını ileri sürmüştür. İşbu davanın, icra mahkemesi kararına karşı yasal yola başvurulmadan, genel mahkemede hak arama amacıyla açılmasının davanın reddine gerekçe olamayacağı, ön koşul yada dava koşulu ya da hukuki yarar yokluğu gibi bir değerlendirme yapılamayacağı gözetilmeden, davanın İ.İ.K'nun 33/a maddesindeki prosedür tamamlanmadan erken açıldığı gerekçesiyle de davanın reddi de hatalı olmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı banka yararına bozulmasına, 24.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy