(5237 S. K. m. 148) (5271 S. K. m. 160, 170, 174, 309) (6. CD. 09.04.2007 T. 2006/11165 E. 2007/4297 K.)
Dava: Yağma suçundan şüpheli A. D. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 09.10.2007 günlü ve 2007/18030-12937-574 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174. maddesi gereğince iadesine dair, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2007 günlü ve 2007/206 s. kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07.11.2007 günlü ve 2007/676 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 25.12.2007 tarih ve 65396 s. yasa yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 21.01.2008 tarih ve KYB.2008002605 sayılı ihbar yazısı ile Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 25.02.2008 tarihli görevsizlik kararı ile infaz dosyası 27/03/2008 gününde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan yazıda;
Dosya kapsamına göre, şüphelinin fotoğrafının elde edilmiş olması karşısında, müştekiye teşhis yaptırılmasının suçun sübutuna mutlak etki edecek bir delil olduğu, yine aynı tarih benzer araçla Konya Sarayönü Ladik Kasabasında şüpheli ve arkadaşlarının hırsızlık suçunu işledikleri iddia olunması karşısında bu soruşturmaya ait evrakların onaylı suretlerinin celp edilerek mevcut delillerin tetkiki gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine, keza itirazın reddine dair karar verilmiş ise de,
Yargıtay Altıncı Ceza Dairesi'nin 09.04.2007 günlü ve 2006/11165 esas, 2007/4297 sayılı benzer bir olay sebebiyle verilen ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı kanunun 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, iddianamenin iadesi sebepleri arasında müştekiye teşhis yaptırılmasının zorunlu olması hususunun gösterilmediği gibi sair belirtilen eksikliğinde mahkemesince yargılama sırasında giderilebileceği, bu nedenle iddianamede belirtilen delillerin, şüpheliler hakkında dava açılması için yeterli olduğu gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK.'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması dairemizden istenilmiş ise de;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Cumhuriyet Savcısının görev ve yetkilerini düzenleyen 5271 sayılı CMK.'nun 160. maddesinde, Cumhuriyet Savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir durumu öğrenir öğrenmez, kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere, hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı; maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlı kolluk görevlileri aracılığıyla, şüphelinin lehine ve aleyhine olan kanıtları toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu; anılan Kanunun 170. maddesinde, soruşturma evresi sonunda toplanan kanıtlar, suçun işlendiği hususunda yeterli kuşku oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısının, bir iddianame düzenleyeceği; görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede; suçun delilleri ve yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut kanıtlarla ilişkilendirilerek açıklanacağı öngörülmüştür.
İddianamenin iadesini düzenleyen 5271 sayılı CMK.'nun 174. maddesinde, Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren on beş tarih içerisinde soruşturma evresine ait tüm belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; 170. maddeye aykırı olarak ve suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir kanıt toplanmadan düzenlenen iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığı'na iadesine karar verilir. hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda, Suriye vatandaşı olan ve Yunanistan'a gitmek üzere Türkiye'den geçmekte olan yakınan İ. K.'in Konya - Afyon Karayolunun 22. kilometresindeki bir petrol istasyonunda konakladığı sırada üç kişi tarafından bıçak çekilerek korkutulup etkisiz hale getirilmek suretiyle yağmalandığı; yakınanın kolluk yetkililerine başvurması üzerine soruşturmanın başladığı; aynı tarih ve bir tarih önce yakın çevredeki petrol istasyonlarında başka hırsızlık suçlarının işlendiği; kolluk görevlilerinin, hırsızlık suçunun mağdurlarının tanımladıkları eşkal doğrultusunda yaptıkları çalışma sonucunda, bu suçlardan bir tanesinin failinin A. D. olduğunu belirledikleri ve olaylar arasında irtibat kurulup, bu doğrultuda düzenlenen fezlekeye dayanılarak adı geçen fail hakkında, yakınan İ. K.'e yönelik işlenen nitelikli yağma suçundan Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 09.10.2007 tarih 2007/12937 esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Kamu davası açılmadan önce soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı tarafından veya onun vereceği talimat uyarınca kolluk görevlileri tarafından şüpheli A. D.'ın dosyada bulunan fotoğrafı yakınana gösterilerek teşhis işleminin yaptırılmadığı anlaşılmıştır.
Cumhuriyet Savcısının şüpheli aleyhine olan, soruşturmada ve kovuşturmada sübuta yönelik çok önemli bir kanıt olabilecek fotoğraf teşhisini yaptırmadan ve yüklenen suçu oluşturan olay, mevcut kanıtla ilişkilendirilerek açıklanmadan iddianamesini düzenlemesi, 5271 sayılı CMK.'nun 160 ve 170. maddelerinde ön görülen düzenlemelere aykırılık oluşturmaktadır. Bu sebeple mahkemenin anılan kanunun 174/1-b maddesi gereğince, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir kanıt toplanmadan ve olayla ilişkilendirmeden düzenlenen iddianameyi kanuni süresi içerisinde iade etmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Konya 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07.11.2007 tarih ve 2007/676 değişik iş sayılı itirazın reddine ait kararına yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yasa yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden REDDİNE, 11.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy