(1086 S. K. m. 13) (6762 S. K. m. 11) (4721 S. K. m. 1009) (818 S. K. m. 255, 277) (14 HD. 06.02.2007 T. 2006/11812 E. 2007/915 K.)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.08.2005 tarihinde verilen dilekçe ile kira sözleşmesinin tapu kaydına şerhi istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 10.03.2008 tarihli hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin edilen 04.11.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. Erol Özdemir geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kira sözleşmesinin tapu kaydına şerh verilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, mülkiyeti davalıya ilişkin olan 42 ada 588 parsel numaralı taşınmaz ile ilgili olarak davalı ile 01.07.1985 gününde 20 yıl süreli kira sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmenin özel şartlar bölümünün B bendinde, 1 ay önceden kiralayanı haberdar etmek şartıyla sözleşmenin aynı şartlarla 10 yıl süre temdidinin mümkün olduğu hükmünün bulunduğunu, bu hüküm uyarınca 08.02.2005 gününde gönderilen ihtarname ile temdit haklarını kullandıklarını davalıya bildirdiklerini belirterek kira sözleşmesinin süresinin 01.07.2005 gününden itibaren 10 yıl süre ile uzatıldığının tapu kaydına şerh edilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, 01.07.1985 günlü ve 20 yıl süreli kira sözleşmesinin 18.07.1985 gününde tapuya şerh edildiğini, kira sözleşmesine konu yer ile ilgili olarak 28.05.1985 gününde 20 yıl süreli işletme sözleşmesi imzalandığını, bu kira sözleşmesinin, işletme sözleşmesinin bir parçası olup davalının rekabet etmeme yükümlülüğünün teminatı olarak düzenlendiğini, 26.05.2006 günlü ihtarname ile her iki sözleşmenin feshinin davacıya bildirildiğini, davacının işletme sözleşmesinin feshini kabul ettiğini, bütün demirbaşlarını aldığını, 4054 s. Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasa ve 14.07.2002 gününde yayınlanan Rekabet Kurulu Karan gereğince bu nitelikteki sözleşme sürelerinin 5 yıl ile sınırlandırıldığını ve ancak her iki tarafın iradesi ile uzatılabileceğinin kabul edildiğini, yetkili mahkemenin Mersin mahkemeleri olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 02.06.2005 günlü ihtarnamesi ile işletme sözleşmesinin feshini kabul ettiği ve tarafların sözleşmelerin feshi yönündeki iradesinin birleştiği kabul edilerek istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.02.2007 günlü ve 2006/11812-2007/915 K. S. ilamı ile istemin niteliği ve HUMK. nun 13. maddesi gereğince davanın taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş, yetkisizlik kararı sonucu dava Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesince yürütülerek yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında düzenlenen 01.07.1985 başlangıç günlü ve 20 yıl süreli kira sözleşmesi ile birlikte düzenlenen işletme mukavelesi başlıklı sözleşme Türk Ticaret Yasasının 11/2 fıkrasında belirtilen kiracılık hakkının devri niteliğinde olduğundan her iki sözleşmenin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, davalının işletme sözleşmesini yenilemeyeceği yönündeki ihtarına davacının ihtarı kabul ile taşınmazdaki bütün demirbaş eşyalarını alarak taşınmazı boşalttığı, davalının da 3. kişiye kiraya verdiği, kira sözleşmesinin tapuya şerh edildiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dairemiz bozma kararında da değinildiği üzere Türk Medeni Yasasının 1009. maddesi düzenlemesi ile tapu kütüğüne şerh edilebilecek kişisel haklar arasında kira sözleşmesinden kaynaklanan kiracılık hakkıda sayılmıştır.
Borçlar Yasasının 255. ve bunun paralelindeki 277. maddesi gereğince, bir taşınmazın kiralanmasında iki taraf aktin tapu siciline şerh verilmesine ait olarak sözleşme yapabilirler. Bu sözleşme kira sözleşmesinden bağımsız bir sözleşme olup, kira sözleşmesi içerisinde veya ondan ayrı olarak düzenlenebilir. Nitekim yanlar arasında 1 Temmuz 1985 başlangıç günlü ve 20 yıl süreli olarak düzenlenen kira sözleşmesi ile mülkiyeti davalı Mehmet Cahit Demir'e ilişkin olan 588 ada 208 parsel numaralı taşınmazda bulunan akaryakıt istasyonun bütün işletmeleri ile birlikte The Shell Company Of Turkey Limited'e kiralanmıştır. Sözleşmenin hususi şartlar başlığını taşıyan bölümün B bendinde kiracı, cari kira kontratosunun inhisarından asgari bir ay evvel noter vasıtasıyla ve kiralayanı haberdar etmek şartıyla cari icar müddetini, aynı kayıt ve şartlarla on yıllık bir munzam müddet için temdit edebilir hükmü mevcuttur.
Davacı söz konusu kira sözleşmesi ile kiralamış bulunduğu akaryakıt istasyonunun işletmesini 28.05.1985 düzenleme günlü ve 1 Temmuz 1985 gününden itibaren geçerli olmak üzere 20 yıl süre ile kiralayan-davalı Mehmet Cahit Demir'e bırakmıştır. Davalı bu sözleşme kapsamında dava konusu yeri 20 yıl süre ile işletmiş, 01.07.2005 gününde sona erecek olan sözleşmeyi fesih iradesini 26.05.2005 gününde noter aracılığı ile gönderdiği ihtarname ile davacıya bildirmiştir. Davacı 02.06.2005 günlü cevabi ihtarnamesi ile, işletme sözleşmesinin 01.07.2005 gününden itibaren feshini kabul ettiklerini, kira sözleşmesinin temdidine ait iradelerini 08.02.2005 günlü ihtarname ile bildirdiklerini, sözleşme gereğince de tek yanlı olarak temdit haklarının bulunduğunu bildirmiştir.
Davalı her ne kadar işletme sözleşmesinin feshi sebebiyle kira sözleşmesinin temdidinin mümkün olmadığı savunmasında bulunmuş ise de, tacir olan yanlar arasında düzenlenen her iki sözleşme 20 yıl süre ile uygulanmıştır. Sözleşmelerin kapsamı ve yapılacak işin niteliği gözetildiğinde işletme sözleşmesinin kira sözleşmesinden doğan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldıracağının kabulü olanaksızdır. Kaldı ki, taraflar kira sözleşmesinde, temdide ait özel düzenleme yapmış olup işletme sözleşmesinin feshi sebebiyle bu hükmün de uygulanamayacağını kabul etmek ahde-vefa kuralına aykırıdır.
Belirtilen sebeple davanın kabulü yerine yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 550,00 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 04.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy