(818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.10.2006 gün ve 2006/148 E. 2006/572 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29.11.2007 gün ve 2007/544 E. 2007/15081 K. sayılı ilamı ile;
(... Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
D.. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı olan davacı V... gazetesinin 03.12.2005 tarihli sayısında yayınlanan Yasa Var ama! başlıklı köşe yazısında D. Ağır Ceza Mahkemesince depremde yıkılan binaların müteahhitlerine dair verilen bir karardan bahsedilip sadece davacının ismi yazılarak ve karar heyet halinde verildiği halde davacı ön plana çıkarılarak
suçlulara hoşgörü ile yaklaşmak, ... kamu vicdanını yaralamak, ... adalete karşı kuşkular oluşturmak... iştahı arttırmak... gibi ifadeler kullanılarak ve gerçek saptırılarak kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirtip manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar cevaplarında 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremde D...'de bulunan E.. Apartmanının tamamen yıkılması sonucu 36 kişinin ölmesi ve ölenlerden 15 kişinin yakınlarının müracaatı üzerine D.. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu davacının başkanlığında verilen kararın eleştirildiğini ve yargılama sürecinden bahsedildiğini belirterek davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece davalı sorumlu müdür A. N. Onaran yönünden istem husumetten reddedilmiş; diğer davalılar yönünden davacının müteahhitleri koruyan ve takdir hakkını kullanırken kuşku ile karşılanan eylem içinde olduğu iddia edilerek eleştiri sınırlarının aşıldığı gerekçesiyle istem kısmen kabul edilmiştir.
Davaya konu yayında depremde yıkılan bina ile ilgili 36 kişinin öldüğü olayda binanın müteahhidi, mühendisi ve mimarının ölüme neden olmaktan suçlu bulunduğu ancak alt hadden verilen hapis cezasının da paraya çevrilip ertelenmesi şeklinde verilen kararın eleştirisi yapılmış ve yargılama sürecinden bahsedilmiştir. Yayında kararın hırsız müteahhitleri yüreklendireceği ve kamu vicdanını yaraladığı belirtilmiştir. Kullanılan sözcükler amaca uygun olup düşünsel bağ mevcuttur. Bu haliyle eleştiri sınırları aşılmamıştır.
Bu nedenle davanın reddi gerekir.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 24.12.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy