(4857 S. K. m. 17, 81) (6023 S. K. m. 5) (1475 S. K. m. 14) (9.HD 13.02.2007 T. 2006/32500 E. 2007/3291 K.)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı ve mahrum kalınan ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Günindi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, işyeri hekimi olduğunu, iş sözleşmesinin haksız olarak işveren tarafından feshedildiğini bildirerek fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve bakiye süre ücreti alacakları talebinde bulunmuştur.
Davalı, davacının iş akdinin İş Kanunu 17. maddesindeki ihbar önellerine uyularak ve fesih tarihi itibarı ile tüm hak ve alacaklarının ödenerek feshedildiğini, davacının kendilerini ibra ettiğini bildirerek davacı isteklerinin reddini savunmuştur.
Mahkemece istekler kısmen hüküm altına alınmıştır.
Hüküm taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşyeri hekimi olarak çalışan davacı işçi ile işveren arasında, davaya konu işçilik alacaklarına hak kazanma ve hesap noktalarından uyuşmazlık söz konusudur.
İşyeri Hekimliği 4857 sayılı İş Kanununun 81. maddesinde düzenlenmiştir. İşyeri hekimi çalıştırma zorunluluğunun doğması için işyerinde sürekli olarak 50 veya daha fazla işçi çalıştırılması gerekir. İşveren çalışan işçi sayısı ve işin tehlike derecesine göre bir veya daha fazla işyeri hekimi çalıştırmak ve bir işyeri sağlık birimi oluşturmakla yükümlüdür.
İşyeri hekimleri, Sosyal Sigortalar Kurumunca üstlenilmiş olan tedavi hizmetleri dışında kalan koruyucu sağlık hizmetleri ile iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması, ilk yardım ve acil tedavi hizmetlerini yürütürler.
İşyeri hekimleri İş Kanununa tabi işçi olarak istihdam edilirler. Uygulamada genellikle kısmi süreli iş sözleşmesi ve çalıştırma yoluna gidilmektedir. Çalışma koşullarını ve ücretleri taraflar serbestçe belirleyebilirler. Ancak, uygulamada Türk Tabipler Birliğinin hazırladığı tip sözleşmelerin yapıldığı görülmektedir. Türk Tabipler Birliğinin işyeri hekimleri ile işveren arasında yapılacak olan iş sözleşmesinde ücreti belirleme yetkileri bulunmamaktadır. Ancak iş sözleşmesinde anılan birliğin periyodik olarak açıkladığı ücretlerin ödeneceği şeklinde açık bir kurala yer verilmesi halinde söz konusu düzenleme taraflar için bağlayıcıdır.
İşyeri hekimlerinin daha çok kısmi süreli iş sözleşmeleri kapsamında çalışması sebebiyle birden fazla işyeri bakımından bu görevin üstlenilmesi olanaklıdır. Ancak, 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanununun 5. maddesinde, haksız rekabetin önüne geçilmesi bakımından ikinci bir işyeri hekimliği görevi, tabip odasının onayına tabi tutulmuştur.
Dairemiz, işyeri hekimliğinin görevlerinin sürekli olması ve işveren yönünden ise, 50 işçi sayısının aşılması durumunda sürekli bir yükümlülüğün bulunması 2007 yılında vermiş olduğu bir kararında kural olarak, işyeri hekimleri ile belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren objektif nedenlerin bulunmadığı sonucuna varmıştır (Yargıtay 9.HD. 13.2.2007 gün 2006/32500 E, 2007/3291 K.).
4857 sayılı İş Kanununun 5763 sayılı yasayla değişik 81. maddesinin 2. fıkrasında, işverenin işyeri sağlık birimi oluşturmak ve işyeri hekimi çalıştırmakla ilgili yükümlülüğünün hizmet alımı yoluyla da yerine getirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından Bakırköy 12. Noterliğinin 9.10.2006 tarih ve 31417 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 10.1.2007 tarihinde sona erdirileceği açıkça bildirilmiştir. Belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan davacının kıdemine göre ihbar süresi 8 hafta olup işverenin fesih ihtarı ile fesih tarihi arasında geçen süre üç aya yakın olup 8 haftalık ihbar süresini fazlasıyla karşılamaktadır, dolayısıyla işveren tarafından davacı işçiye hakettiği ihbar öneli kullandırılmıştır. Bu nedenle ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy