(4721 S. K. m. 182)
Taraflar arasındaki Kişisel İlişki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Malatya 1. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 29.5.2007 gün ve 2006/570 E., 2007/280 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.11.2007 gün ve 15740-16233 sayılı ilamı ile, (...Toplanan deliller ve özellikle bilirkişilerin görüşlerinin değerlendirilmesinde, davacı ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmasının, çocukların menfaatine uygun düşmediği anlaşılmaktadır. Gelişen koşullara göre ilerde istek halinde kişisel ilişki kurulması da mümkündür. Gerçekleşen bu durum karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 26.11.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı babaanne torunları ile arasında şahsi münasebet (kişisel ilişki) kurulması istemi ile bu davayı açmıştır.
Davacının gelini olan davalı ile oğlu evlidir ve iki çocukları vardır. Evliler tahsilli ve kültürlüdür. Evlilik birliği iyi gitmektedir. Ancak koca rahatsızlanır, bunalım geçirir. Karısı olan davalıyı, kendisi ile birlikte öldürmek ister. Davalı kadın mani olur ve erkek için Ağır Ceza Mahkemesinde öldürmeye tam teşebbüsten dava açılır. Davalı da eşi hakkında boşanma davası açar. Bu davalar devam ederken çocukların babası intihar eder ve ölür. Olayların gelişimi böyle başlar.
Bütün dosya kapsamından, bu olayların meydana gelmesinde davacı babaannenin en küçük menfi yönden bir katkısı, etkisi olmamıştır. Davacı, gelinini ve torunlarını çok sevmektedir. Onlarla görüşmek istemektedir. Olaylara o kadar üzülmüştür ki şahitlerin açıkladıklarına göre ağlaya ağlaya göz damarları kurumuştur. Çocukları küçüklüklerinde o büyütmüştür.
Davacı torunları ile görüşmek istemektedir. Kendisi 1928 doğumludur. Davanın açıldığı tarihte 78 yaşındadır. Mahkemece sosyal inceleme ve değerlendirme raporu alınmıştır. Çocukların okullarında başarılı oldukları belirtilmiştir. Taraflarla görüşülmüştür. Raporun sonuç kısmında;
davalı Gülgün Keleş'in de çocuklarına şahsi ilişki konusunda olumlu yönde destek sağlamasıyla ilk etapta okul yaz tatilinden itibaren her ayın son hafta sonu Cumartesi günü şu an için yalnızca babaanneleri ile yatılı olmaksızın görüşmelerinin uygun olacağı
açıklanmıştır. Rapor 12.4.2007 tarihlidir. Aradan 2 yaz tatili geçmiş olmasına karşın babaanne çocuklar ile görüşememiştir. Görüştürülmemiştir.
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesinin verdiği 10.4.2007 tarihli raporda ise;
çocukların babanın ailesi ile görüşmesi daha olumsuz ruhsal etkilere yol açabilir. Görüşmenin niteliği, içeriği, nerede ve kimler arasında yapılacağı, devamlılığı gibi konuların belirlenmesi ve çocukların babanın ailesi ile süre gelen ilişkilerin niteliği göz önüne alındığında görüşme çocukların ruhsal dünyalarını kurmaya çalıştıkları dengeyi sarsabilir. Bu durum çocukların yaşadığı kaygı bozukluğunun alevlenmesi ile sonuçlanabilir
denilmektedir. Bu raporu veren doktor, mahkemede yeminli beyanı alınarak, şahit sıfatı ile de dinlenilmiştir.
çocuklar babaanneleri hakkında olumsuz konuşmuyorlar. Ancak, olanlara karşı öfkeli olduklarını tespit ettim. Öfkeleri babaanneye karşı değildir
şeklinde ifade vermiştir.
Şahit olarak dinlenilen bu doktor TMK. daki şahsi ilişkiyi kendi mesleği yönünden değerlendirmiş ve şahsi ilişkinin çok boyutlu olacağını düşünerek rapor düzenlemiştir. Buna rağmen net olarak çocukların zararına olacağını da mütalaa etmemiştir.
Hakim de verdiği kararda bu raporları da göz önünde tutup, değerlendirerek şahsi ilişki kurulmasını makul ölçülerde kabul etmiştir.
Bu gün 80 yaşında olan ve oğlunu kaybetmiş, gelini ve torunlarıyla görüşmeyi çok istemesine karşın görüşemeyen bir babaannenin çektiği ızdırabı düşünmek bile imkansızdır. Üstelik olayların bu hale gelmesinde olumsuz hiçbir etkisi yoktur. Çocukları küçüklüklerinde o büyütmüştür. Gelinini ve torunlarını çok sevmektedir. Mahkeme hakimi dosyadaki raporların içeriğine uygun şahsi münasebet tesis etmiştir. Aşırıya kaçmamış, çocukların menfaatlerini göz önünde tutmuştur. Çocukların babaanneleri ile görüşmeleri çocuklar üzerinde olumlu etki yapabilecek ve daha çabuk iyileşmelerini sağlayabilecektir.
Yukarıdan beri izah edilen deliller ve dosya kapsamına göre mahalli mahkemenin direnme kararının yerinde olduğunu, çocuklar ile babaanne arasında kişisel ilişki kurulması gerektiği düşüncesini taşıdığımdan verilen direnme kararının onanması görüşünde olduğumdan, çoğunluğun bozma görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy