(4077 S. K. m. 1, 2, 3, 6, 18, 23) (5464 S. K. m. 8, 44) (818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 2, 24) (1086 S. K. m. 74) (15. HD 13.11.2007 T. 2006/6847 E. 2007/7171 K.) (14.HD 23.02.2007 T. 2006/14693 E. 2007/1737 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 13.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
ANKARA
7. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2008/52
KARAR NO: 2008/536
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 08.02.2008
KARAR TARİHİ: 11.11.2008
Yapılan yargılama sonucunda:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankaya ait kredi kartı hamili olduğunu, yurtdışında öğrenci olarak bulunmakta iken, banka tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden kartın kullanıma kapatıldığını, yurda döndükten sonra kullanıma açılmasını talep ettiğini, ancak uygun görülmediğini, hatta hesabında 95,07 YTL para bulunduğu halde kartın kullanıma kapatıldığını, müvekkilinin maddi ve manevi açıdan zarara uğradığını beyan ederek 3.000,00 YTL manevi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı taraf savunmasında; davacının A
Kampus kart hamili olduğunu, davacının babasının, ödemeleri kendisinin yaptığını bildirdiğini, ödemeleri yapan babanın yazılı ve sözlü talebi üzerine davacının yurtdışında olması sebebiyle basiretli davranmak zorunda olan müvekkilli bankaca kredi kartının geçici olarak kullanıma kapatıldığını, somut olayda manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, davacının kişilik haklarına zarar gelmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
YARGILAMA GEREKÇE: Dava, kullanıma kapatılan ve iptal edilen kredi kartından dolayı kart hamilinin manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında tanzim edilen kredi kartı üyelik sözleşmesi örneği, hesap ekstreleri, banka kayıtları, İlçe Emniyet Müdürlüğü yazı cevapları, sosyal ekonomik durum araştırmasına ilişkin tutanak, bilirkişi raporu ve diğer belgeler dosyada mevcuttur.
4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı TKHK 1. maddesinde bu kanunun amacının, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tanzim edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemler almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğunu, 2. maddesinde bu Kanunun 1. maddesinde belirtilen amaçla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birinin oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsadığı belirtilmiştir.
Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya kamu tüzel kişileri de satıcı sayılır (4077 s. K. m. 3/g) Mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlem tüketici işlemi sayılır (4077 s. K. m. 3/h).
Mevcut davada taraflar arasındaki ihtilaf, kredi kartı sözleşmesinden (4077 s. K. m. 18/A) kaynaklanmakta olup, Tüketici Mahkemesi bu tür ihtilaflarda görevlidir (4077 s. K. m. 1, 2, 23, 5464 s. K. m. 44/1).
Davalı banka vekilinin savunmaları ve dosyaya bildirdiği 18/06/2008 tarih 939-90327 sayılı yazı cevabı içeriğine göre; davacının kredi kartının kullanıma kapatılması yönünde bankaya herhangi bir talebi olmadığı, ancak babasının bankaya verdiği dilekçe içeriğine göre kızının değişim programı kapsamında yurtdışında bir okulda öğrenim gördüğü, kredi kartı ödemelerinin kendisi tarafından yapıldığını içeren ve kızına kredi kartı verilmesi konusunda son derece sitemkar içerikli dilekçe nedeniyle kredi kartının kapatıldığını ve bu şekilde bankanın basiretli bir davranış sergilediğini bildirmiştir.
Kredi kartı sözleşmesinin incelenmesinde; kart hamilinin M.. G
olduğu şahsın 05/01/1981 doğumlu olup, ODTÜ 1. sınıf öğrencisi olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu kredi kartının tam ehliyetli olan davacıya ait olduğu, ödemelerin aksatılmadan yapıldığı, hatta hesapta artı bakiye (95,07 YTL) olduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Sorun, davacının babası tarafından verilen sitemkar içerikli dilekçe uyarınca bankanın kartı iptal edip kullanıma kapatmasının yasa ve sözleşmeye uygun olup olmadığı ve aykırılık halinde bu durumun manevi tazminat gerektirip gerektirmediği konusundadır.
B.K. 49. maddesinde Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi uğradığı manevi zarara karşılık, manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik haklarına yapılan saldırı nedeniyle uğradığı haksızlığa karşılık oluşturur.
M.K. 24. madde hükmü uyarınca aynı şekilde kişilik hakları koruma altına alınmıştır. Kural olarak sözleşmeye aykırılık, kişilik haklarına saldırı teşkil etmez. Ancak kişinin ruhsal bütünlüğü bozucu nitelikte ve ağırlıklı olan sözleşmeye aykırılık, hukuka aykırı ve haksız eylem niteliğinde ise bir durum manevi tazminatı gerektirir. (15 H.D. 13/11/2007, 6847/7171 sayılı karar. Bu karar için bkz. YKD Ağustos-2008, C: 34, S:8, s.1570 VD., 14 H.D. 23/02/2007, 14693/1737 sayılı karar, Bkz. YKD Mart-2008, s.473 vd.)
Kredi kartının hangi sebep ve usulle iptal edileceğine ilişkin usul ve esaslar 5464 Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkındaki Kanun 8. maddede düzenlenmiştir. Buna göre, kart çıkaran kuruluşlar, talepte bulunmayan veya sözleşme imzalamayan kişiler adına herhangi bir şekilde kart çıkaramaz ve veremezler. Kart hamili asgari tutarın son ödeme tarihini takip eden 3 ay içinde ödenmemesi durumunda, yapılacak ihtardan sonra banka kredi kartının iptal edebilir. Kart güvenliğinin sağlanması ile ilgili olarak banka, her türlü tedbiri almak zorundadır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme 5. madde hükmü uyarınca, kartın mülkiyetinin bankaya ait olduğu ve istenildiğinde derhal iadesinin zorunlu olduğu, banka tarafından önceden ihbar olmaksızın karta el konulabileceği ve iptal edilebileceği düzenlenmiştir. 22. madde hükmü uyarınca bankanın temerrüt, ölüm, iflas, hacir altına alınması nedenleri veya neden göstermeksizin kartı kullanıma kapatıp sözleşmeyi fesh edebileceği kararlaştırılmıştır.
Dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişiler raporunda: Davacının kart hamili olduğunu, kullanılan kredi kartına ilişkin ödemelerin düzenli bir şekilde yapıldığını, davacının babası tarafından verilen sitemkar dilekçe uyarınca bankanın basiretli dayanarak sözleşmedeki yetkiye istinaden kredi kartının kullanıma kapattığını, bunda yasaya aykırılık bulunmadığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi raporunun ödenmenin düzenli olduğuna yönelik tespiti ve kartın davacının babası tarafından verilen dilekçe nedeniyle kapatıldığına yönelik tespitleri dışında yapılan diğer hukuki değerlendirmelerine mahkememizce itibar edilmemiştir.
Sözleşme hükümlerine göre banka, hiçbir neden göstermeksizin kredi kartını kullanımına kapatıp, sözleşmeyi fesh edebilir. Ancak bankanın bu hakkı kullanması iyi niyet kurallarına aykırı olamaz. M.K. 2. madde hükmü uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uygun hareket etmekle yükümlüdür. Aynı şekilde, 4077 S.K. 6. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, satıcı ve sağlayıcının tüketici ile müzakere etmeden tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kurallarına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şart sayılır. Buna göre sözleşmedeki bir hükmün haksız şart olarak değerlendirilebilmesi için 1) Satıcı tarafından müzakere edilmeden sözleşmeyi tek yanlı olarak konulmuş olması, 2) Tarafların hak ve yükümlülüklerinde tüketici aleyhine bir dengesizlik oluşturması, 3) Bu durumun iyi niyet kurallarına aykırı olması gerekir. Sözleşmeye konulan herhangi bir neden belirtmeden kartın kullanıma kapatılacağı ve fesih yetkisini düzenleyen hüküm haksız şart niteliğindedir. Banka tarafından sözleşmenin matbuu olarak hazırlandığı ve bu hükmün kart hamili ile müzakere edilerek sözleşmeye konulduğuna ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu halde, ispat yükü bankadadır. Bankanın bu konuda herhangi bir iddiası olmadığı gibi, delil de bildirmemiştir. Bu nedenle sözleşmenin bu hükmü geçersiz olup, buna dayanarak kredi kartı iptal edilemez.
Ödemelerini düzenli bir şekilde yapan kart hamiline ait kredi kartının özellikle yurt dışında bulunduğu bir dönemde kullanıma kapatılması, kart hamilinin öğrenci olup, başkaca herhangi bir gelir kaynağının bulunmayışı bayan olması ve dosyadaki diğer etkenler ve sosyal ekonomik durumu nazara alındığında, ihtiyaçlarını sahip olduğu bu kartla sağlayan davacının ruhsal bütünlüğünü manevi tazminat gerektirecek düzeyde bozulduğu açıktır. Bu nedenle mahkememizce davacının talebi ile bağlı kalınarak (HMUK 74) manevi tazminata hükmedilmiştir. Tam ehliyetli olan kredi kartı hamili ödemelerini düzenli olarak yaptığı sürece banka, mevcut olayda olduğu üzere, babanın verdiği sitemkar içerikli bir dilekçeyi gerekçe göstererek kartı kullanıma kapatıp, kart hamilini bu şekilde zor durumda bırakamaz. Bu uygulamanın yasal ve haklı hukuki gerekçesi davalı tarafça dosyaya bildirilememiştir. Sözleşmede bulunan hükme dayanılarak istenildiğinde, herhangi bir anda, kartın kullanıma kapatılması keyfi nitelik taşır. Bu hak kullanılırken, iyi niyet kurallarına uygun biçimde, örneğin temerrüt, kartın kaybedilmesi vb. bir haklı gerekçe bulunması zorunludur.
Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, sözleşme, banka kayıtları ve tüm dosya içeriğine göre, davalı tarafın davacıya ait kredi kartını haklı ve hukuki bir neden olmaksızın kullanıma kapattığı ve bu hususun yasa ve sözleşmeye aykırılık oluşturduğu, bu uygulamanın davacı tarafın ruhsal bütünlüğünü bozucu ve manevi zarar oluşturacak düzeye ulaştığı anlaşıldığından davanın kabulüne dava konusu 3.000.00 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı taraf ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Anılan nedenlerle,
HÜKÜM:
1- DAVANIN KABULÜNE,
2- Dava konusu 3.000,00 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan TAHSİLİNE, davacı tarafa ÖDENMESİNE,
3- Davacı taraf kendisini bir vekil marifetiyle temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. 3, 10, 13 md. Uyarınca 360,00 YTL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4- Davacı tarafından yapıldığı anlaşılan 9,00 YTL dava açma, 17,50 YTL P.P., 300.00 YTL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 326,50 YTL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacı tarafa ödenmesine,
5- Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6- Harçlar Yasası uyarınca, 14,00 YTL başvurma, 162,00 YTL nispi karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 176,00 YTL harcın davalıdan tahsiliyle hazineye irat kaydedilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli karar tebliğinden itibaren 15 günlük temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 11/11/2008 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy