(4721 S. K. m. 152) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki Katkı Payı Alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.06.2007 gün ve 2006/707 E., 2007/705 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.10.2008 gün ve 2007/17255 E., 2008/13328 K. sayılı ilamı ile;
(... Dava 15.08.2002 tarihinde açılmış olup değer artış payı (katkı payı) istemine ilişkindir.
Dava konusu 676 parsel sayılı taşınmazdaki daire kooperatiften 24.10.1997 tarihinde edinilmiş ve davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Kooperatif üyeliği 1994 yılı olup, tarafların her ikisinin de çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı koca yurt dışında çalışmış ve geliri davalı kadına 1994 yılından itibaren göndermiştir. Davacının 1994 yılından 24.10.1997 tarihleri arasında gönderdiği miktar saptanıp bu miktardan Türk Kanunu Medenisinin 152. maddesi gereğince ailenin infak ve iaşe giderinin düşülerek geri kalan tasarruf miktarının 24.10.1997 tarihindeki değeri dairenin değerine oranlanarak katkı oranının belirlenmesi bu oranın dava tarihindeki dairenin değeri ile çarpılarak katkının belirlenmesi ve belirlenen bu bedelin ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava katkı alacağı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, tarafların boşandıklarını, 676 Ada 1 Parsel sayılı taşınmazda bulunan dairenin çalışması sonucu davalıya göndermiş olduğu paralarla alındığını, tamamı davacının geliri ile elde edilen taşınmazın hiç değilse yarısının tapusunun iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davasını ıslah ederek 20.092,00 YTL. katkı payının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, iddiaların asılsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkemece bilirkişiden görüş alınmasına gerek görülmeyerek önceki kararda kısmen direnilmiştir.
Bilirkişi rey ve mütalaası hakimi bağlamaz ise de hakimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren bir durumda hakim şahsi bilgisi ile karar veremez. Ayrıca somut olayda dava konusu taşınmazın değerine ilişkin alınan iki rapor birbiriyle çelişkili olup hükme dayanak olamaz.
O halde mahkemece yapılması gereken, öncelikle taşınmazın değeri konusunda yeniden rapor alıp çelişkiyi gidermek ve bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırmaktır.
Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine, 10.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy