(1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki "işçilik alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gebze 2. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 1.4.2010 gün ve 2006/982 E. 2010/172 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 15.1.2013 gün ve 2010/35409 E.-2013/600 K. sayılı ilamı ile;
(... Davacı işçi, davalı işyerinde 1.10.1998 tarihinde çalışmaya başladığını, 21.10.2006 tarihinde hırsızlık suçlamasıyla savunmasının alındığını, savunmasında, olayın meydana geldiği gün yarım gün izinli olduğunu ve olay saatinde dışarıda olduğunu beyan ettiğini, davalı işyerinde depo amir yardımcısı olarak çalıştığını, asıl görevinin deponun düzenini sağlamak ve depo amiri olmadığı zamanlarda da teslim alınan ürünleri fabrika içine irsaliyeyle dağıtmak olduğunu, söz konusu irsaliyelerin kendisi tarafından kesilmediği için bu soyut iddiayla ilgisinin olmasının mümkün olmadığını, tüm fabrika çalışanlarının bilgisi dahilinde saatlerce sorgulandığını, konuyla ilgili bildiklerini anlatmasına rağmen yapılan baskıdan kurtulamadığını belirterek, kıdem, ihbar tazminatlarıyla manevi tazminat, yıllık izin, ücret, prim, bayram harçlığı alacaklarının ödetilmesi istekleriyle bu davayı açmıştır.
Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, bu sebeple kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, hammaddelerin yönetim kurulu başkan yardımcısı V. Ç. bilgisi dahilinde emaneten gönderildiği, yine bilirkişi raporuna göre düzenli tutulmayan kayıtlar ve açıkta bırakılan hammadde kayıpları için davacının sorumlu tutulamayacağı, işveren tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanmadığı gerekçesiyle ihbar ve kıdem tazminatı istekleriyle yıllık izin ücretinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut olayda işyerinde önemli miktarlarda hammadde kayıplarının olduğu dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı işçi savunmasında 19.10.2006 tarihinde irsaliyesiz çıkan hammaddeyi göremediğini o gün izinli olduğunu beyan etmiştir. Davacının depo sorumlusu olarak çalıştığı, olayın ardından amiri konumundaki E. G.'in kendi isteğiyle işten ayrıldığı ve işverene karşı dava açmadığı anlaşılmaktadır.
Hammadde hırsızlığı iddiasına dayalı olarak Jandarma tarafından ifadesi alınan işyerinde forklift görevlisi olarak çalışan S. E. beyanında, E. G.'in olmadığı durumlarda yardımcısı konumunda olan davacının talimatıyla yükleme yaptığını, 2006 yılı Eylül ayı içinde davacının talimatıyla yükleme yaptığını, yükleme aşamasında bir ara hammaddenin saklandığını, davacıya gelen telefon üzerine karşıdaki kişiye "M. Bey geldi gitti, taarruz geçti hepimize hayırlı oldun dediğini" beyan etmiştir.
Hammaddelerin izinsiz çıkarılması olayına bağlı olarak bir kısım zanlılar hakkında kamu davası açıldığı, davacının da aralarında bulunduğu bazı kişiler hakkında takipsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Davacı hakkında takipsizlik kararı verilmesi eylemin suç oluşturup oluşturmadığıyla ilgili olup, davranışın doğruluk bağlılığa aykırılık oluşturup oluşturmadığıyla ilgili belirleyici değildir.
Konunun uzmanı olan bilirkişilerce değerlendirilmesi ve davacı işçinin görev unvanıyla dosyadaki diğer deliller bir değerlendirmeye tabi tutularak, doğruluk ve bağlılığa aykırı bir davranışın olup olmadığı belirlenmelidir. Yüklemenin o dönemde yönetim kurulu başkanı emriyle emanet olarak yapıldığı şeklinde değerlendirmeyle feshin haksız olduğuna dair karar verilmesi yerinde değildir. Yine işverence hammadde yönünden düzenli kayıt tutulmamış olması ve açıkta bırakıldığından söz edilerek davacıya sorumluluk yüklenmemiş oluşu dosya içeriğine göre hatalıdır. Davacının görevi gereği hammaddenin sevkiyatının nasıl yapılacağını bilmesi ve buna uygun olarak kayıt altına alması gerekir. Ancak işyerinde amir konumunda çalıştığı anlaşılan E. G.'in olayın ardından istifa ederek ayrıldığı tanıklarca ifade edilmiş olup, olayda davacının sorumluluğunun olup olmadığı bu olgular çerçevesinde belirlenmeli ve sonucuna göre davaya konu tazminat istekleriyle ilgili bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle ve emsal dosyada alınan bilirkişi raporuyla yetinilerek karar verilmesi hatalıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda: mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret ve prim alacağı, genel tatil ücreti ve yıllık izin alacağıyla manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret ve prim alacağı, genel tatil ücreti ve yıllık izin alacakları talebinin kabulüyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarda başlık bölümünde gösterilen sebeplerle bozulmuştur. yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı vekili getirmiştir.
H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; iş akdinin işverence haklı sebeple feshedilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, H.G.K.nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 17.04.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy