(6762 S. K. m. 1268) (11. HD. 12.05.2009 T. 2007/11163 E. 2009/5694 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 21/06/2007 gün ve 2007/56-2007/193 sayılı kararı bozan Daire’nin 12.05.2009 gün ve 2007/11163 - 2009/5694 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin nakliyat sigortacısı bulunan davalının ihbara rağmen hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla (1.000.000.000) TL'nın 22.01.2001 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, 25.09.2002 tarihli ıslah dilekçesiyle 55.000 YTL'nın daha faiziyle tahsili talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davada talep edilen (1.000.000.000) TL'nın davalıdan tahsiline, ıslah edilen miktar yönünden talebin zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davacı tarafın 01.04.2004 tarihli celsede tebliğ edilen davalı tarafın zamanaşımı def'i ve takas - mahsup talebini içeren dilekçesine karşı bu savunmaların süresinde olmadığı yönünden hemen karşı koymayıp, duruşmadan sonra verdiği 05.04.2004 tarihli dilekçeyle karşı çıkmış bulunmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacı vekili TTK'nun 1268. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan önce verdiği 25.09.2002 tarihli dilekçesiyle davasını kısmen ıslah ederek müddeabihi "55.000.000.000" TL artırmıştır.
Islah, bir tarafın (mahkemeye karşı) tek taraflı ve açık bir irade beyanıyla yapılır. Islahın tamamlanması karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. (Bkz. Prof. B.Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul, 1991, s. 2798) Islah, mahkemeye yöneltilen tek taraflı ve açık irade beyanıdır. Bu sebeple, şartları yerine getirildiğinde ıslahın yapılabilmesi, karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir (Bkz. Prof. H. Pekcanıtez, Prof. Dr. O. Atalay, Doç. Dr. M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 5. Bası s. 348 vd.) Anayasa Mahkemesi'nin HUMK'nun 83. maddesinin "Müddei, ıslah suretiyle müddeabihi tezyid edemez" şeklindeki son cümlesinin iptalinden sonra ıslah yoluyla düzeltilebilecek usul işlemleri arasına müddeabihin artırılması da dahil edilmiştir. Şu halde davacının tek taraflı bir irade beyanı ile müddeabihi arttırması mahkemeye ulaştığı anda sonuçlarını meydana getirdiğinden dava konusu olayda ıslah tarihinin 25.09.2002 tarihi olduğunun kabulü gerekir ki yukarıda da açıklandığı üzere bu tarih itibariyle TTK'nun 1268. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi dolmamıştır. Davacı her ne kadar anılan tarihte artırılan miktar bakımından harç yatırmamış ise de, mahkemece kendisine tanınan 10 günlük kesin süre içerisinde harcı ikmal etmiştir. Her ne kadar harç tarihi itibariyle TTK'nun 1268. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş ise de, müddeabihin arttırılmasına ilişkin kısmi ıslahın sonuçlarını doğurması harcın yatırılmasına bağlı olmayıp, harcın yatırılmaması sadece ıslah edilen miktar bakımından talebin incelenmesine engel teşkil edeceğinden mahkemenin ıslahın harcın yatırıldığı tarih nazara alınarak inceleneceğine ilişkin gerekçesine itibar olunamaz.
Ayrıca, kısmi ıslahla gerçekte dava dilekçesinde gösterilen miktar arttırılmış olduğundan ve kısmi davaya konu edilen miktarın harcı dava açılırken yatırılmış bulunduğundan alacağın tamamı bakımından eksik harç söz konusu olacaktır.
Öte yandan, harca tabi olduğu halde harç alınmadan esas defterine kayıt yapılması ve mahkemece verilen sürede harcın ikmal edilmesi halinde nasıl dava deftere kayıt tarihinde açılmış sayılır ise (Bkz. Prof. Dr. B. Kuru, Prof. Dr. R. Arslan, Prof. Dr. E. Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Genişletilmiş 17. Baskı, s. 356) aynı kuralın dava konusu olaydaki ıslah talebi bakımından da geçerli olduğunun kabulü gerekir ki, yukarıda belirtildiği üzere davacı verilen kesin sürede harcı ikmal ettiğinden ıslah dilekçesinin ilk verildiği 25.09.2002 tarihinde yapılmış sayılır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle ıslah edilen tutarla ilgili olarak zamanaşımı gerçekleşmediğinden mahkemece davalının zamanaşımı def'inin reddi ile ıslah edilen miktar bakımından da işin esası ile ilgili hüküm kurulmak gerektiğinden, davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 12.05.2009 tarih, 2007/11163 E, 2009/569 K sayılı ilamının (1) no'lu bendinin bu hususla ilgili bölümünün iptaline, keza bunu bağlı olarak ilamın (3) ve (4) no'lu bentlerinin iptali ile hükmün açıklanan nedenle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle Dairemiz'in 12.05.2009 tarih, 2007/11163 E, 2009/5694 K sayılı ilamının (1) no'lu bendinin zamanaşımı ile ilgili bölümü ile (3) ve (4) no'lu bentlerinin tamamının iptali ile yerel mahkeme kararının açıklanan nedenle de davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 13.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)