(1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki vakıf şerhinin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.10.2008 gün ve 2007/112 E. 2008/276 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.06.2009 gün ve 2009/5973-7362 sayılı ilamı ile;
(
Dava, çekişmeli taşınmazın kaydında yer alan L. Ş. Paşa Vakfından şerhinin terkini istemiyle açılmıştır.
Hükmüne uygulanan Yargıtay bozma ilamına göre yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 15.01.2007 tarihli bozma kararından önce, dosya üzerinden yapılan inceleme ile de olsa bilirkişiler yardımcı Doç. Dr. F. A. ve Doç. Dr. Ş. Ş. tarafından 19.09.2005 ve 12.04.2006 tarihlerinde ayrı ayrı düzenlenen raporlarda çekişme konusu vakfın gayrisahih vakıf olduğu belirtilmiş, bozmadan sonra taşınmaz başında dinlenen hukukçu bilirkişi Avukat M. S. Y. düzenlediği 15.07.2008 tarihli raporda söz konusu vakfın sahih bir vakıf olduğunu açıklamıştır. Mahkemece bu son rapora itibar edilerek dava reddedilmiştir.
Açıklandığı üzere, bozma kararından önce ve sonra alınan ve farklı bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarda vakfın niteliği konusunda çelişki ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Önceki raporlar dosya üzerinde inceleme yapılarak hazırlanmış, sonraki raporu ise Vakıflar Hukuku konusunda uzman olup olmadığı belli olmayan bir bilirkişi hazırlamıştır. Raporlar arasındaki bu çelişkinin Vakıflar konusunda uzman olan, üniversitelerin Medeni Hukuk kürsüsünde görevli hocalardan alınacak bir rapor ile giderilmesi ve bundan sonra oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile ve çelişkili raporlara dayanılarak karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMKnun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 12.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy