(506 S. K. m. 121) (2004 S. K. m. 363, Ek. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki şikayet kanun yolundan dolayı yapılan yargılama sonunda; Şişli 3. İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin kabulüne dair verilen 26.2.2008 gün ve 2007/1183 E., 2008/251 K. sayılı kararın incelenmesi karşı taraf/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 5.6.2008 gün ve 2008/8750-11567 E., K. sayılı ilamı ile;
(... Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçi N. S.in SSKdan aldığı emekli maaşı üzerine konulan haczin 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 121. maddesine aykırı olduğundan bahisle kaldırılmasına karar verilmesi yerinde ise de, maaştan kesilerek icra dosyasına yatırılan ödemelerin geri alınması, ancak bu konuda genel mahkemede açılabilecek bir istirdat davası yolu ile mümkün olabileceğinden ayrıca bunların iadesine de hükmolunması isabetsizdir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: H.G.K.ndaki görüşme sırasında, esasa girilmeden önce, müddeabbihin miktarı itibariyle direnme kararına karşı temyiz yolunun açık olup olmadığı, ön sorun olarak incelenmiştir.
Bilindiği gibi, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunun temyizi olanaklı kararları düzenleyen 363. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde yer alan yüzmilyon ibaresi 30.7.2003 gün ve 25184 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 17.7.2003 tarih ve 4949 Sayılı Kanunun 101. maddesiyle iki milyar olarak değiştirilmiştir.
Aynı Kanunun 102. maddesiyle İcra ve İflas Kanununa Ek Madde 1 eklenmiş; maddenin 1. fıkrasında parasal sınırların her takvim yılı başında artışa tabi olacağı ve artış şekli açıklanmış, 2. fıkrasında da 363 ncü maddenin yukarıdaki fıkra uyarınca her takvim yılı başından olmak üzere uygulanan parasal sınırın artışına dair hükmü, artışın yürürlüğe girdiği tarihten önce İcra Tetkik Merciince nihai olarak karara bağlanmış olan davalar ile Yargıtayın bozma kararı üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanmaz. Hükmüne yer verilmiştir.
Kısaca, anılan Kanun, 30.7.2003 tarihinden itibaren temyiz (kesinlik) sınırını 2.000.000.000 TL. (2.000 YTL), olarak belirlemiş; her takvim yılı başından itibaren uygulanan bu parasal sınıra dair artışların ise artışın yürürlüğe girdiği tarihten önce nihai olarak karara bağlanmış davalar ile Yargıtay bozma kararı üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanmayacağı hükmünü getirmiştir.
Buna göre; kesinlik sınırına kanunla getirilen ilk artış, bir ayrık durum gösterilmeden Kanunun yayımı tarihi itibariyle uygulanır hale gelmişken; daha sonra her takvim yılı başında Ek Madde 1 uyarınca yapılacak artışların nihai olarak karara bağlanmış ve bozma kararı üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanmayacağı açıkça ifade edilmiştir.
Bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı; karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise, ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki karar teriminin, Yerel Mahkemenin, Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararını da kapsayacağında duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayın açıklanan hükümler karşısında değerlendirilmesine gelince;
Davalı/alacaklı tarafından girişilen icra takibi sırasında şikayetçi/borçlunun SGK Başkanlığından almakta olduğu maaşı üzerine konulan haczin kaldırılmasını ve yapılan kesintilerin iadesinin istenildiği, mahkemece her iki talebinde kabul edilmesi üzerine davalı/alacaklı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yerel mahkeme kararının haczin kaldırılmasına yönelik kısmının ONANMASINA, yapılan kesintilerin iadesine dair kısmının BOZULMASINA karar verilmesi üzerine, Yerel mahkemece kesintilerin iadesine yönelik bozma ilamına karşı direnilmesine karar verilmiştir.
İcra dosyasında yapılan kesinti miktarı ve icra müdürlüğü tarafından davalı/alacaklıdan iadesi istenilen miktarın 3.270,00 TL. olduğu, Yerel Mahkemenin 26.2.2008 tarihli önceki hükmü ile 5.6.2008 tarihli bozma ve 7.10.2008 tarihli direnme kararlarının içeriğine göre H.G.K. önüne gelen uyuşmazlığa konu alacak miktarı toplam 3.270,00 TLdir.
1.1.2008 tarihinden itibaren icra hukuk mahkemelerinde uygulanacak temyiz (kesinlik) sınırı 3.600,00 TL olup; direnme kararının verildiği 7.10.2008 tarihinde de bu miktar geçerlidir.
Uyuşmazlık; şikayetçi/borçlunun maaşından yapılan toplam 3.270,00 TL kesintinin iadesine karar verilip verilemeyeceği noktasında olup; temyize konu edilen de bu husustur.
Bu haliyle müddeabbih 3.270,00 TL den ibarettir.
Direnme kararının verildiği 7.10.2008 tarihinde, icra mahkemesi kararlarına karşı temyiz (kesinlik) sınırı 3.600,00 TL olmakla; 3.270,00 TL açık biçimde temyiz edilebilirlik sınırı altında olduğundan, anılan karara karşı temyiz yoluna gidilmesi, miktar itibariyle mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davalı/alacaklı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeple davalı/alacaklı vekilinin miktar itibariyle kesin olan kararın temyizine dair temyiz dilekçesinin REDDİNE, 16.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy