(5271 S. K. m. 170, 174) (1136 S. K. m. 59) (11. CD. 10.05.2007 T. 2007/1428 E. 2007/3237 K.) (4. CD. 05.12.2006 T. 2006/6755 E. 2006/17304 K.)
Dava: 1136 sayılı Avukatlık Kanununa aykırı davranmak, hakaret, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, yargı organlarını askeri veya emniyetin teşkilatını alenen aşağılamak suçlarından şüpheli Avukat C.K. hakkında yapılan soruşturma sonucunda Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 4.1.2008 tarihli ve 2008/143-11-1 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı kanunun 174. maddesi gereğince iadesine dair, Ordu Ağır Ceza Mahkemesinin 22.1.2008 tarihli ve 2008/1 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin 18.3.2008 tarihli ve 2008/216 değişik iş sayılı karar ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, şüpheli Avukat C.K.'nun vekil sıfatıyla takip ettiği Giresun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/764 esasına kayden görülen ve müşteki Cumhuriyet Savcısının iddia makamını temsilen katıldığı dava sırasında, 27.2.20056 tarihinde esas hakkındaki savunmasını yaptığı oturumunda Dosyaya sunduğumuz belgelerden N.D. ve Ş.D.'in suç işledikleri sabittir. Haklarında yasal işlem yapılması için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini talep ediyoruz. Bu dosyanın içeriğine bakıldığında bir çete kurulmuştur. Bu çeteye hizmet eden hakim ve savcılar vardır. Bize sorulduğunda bunları belgeleriyle bildireceğiz. şeklinde savunma sınırlarını aşan beyanlarda bulunduğundan bahisle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59/1-2. maddesi uyarınca verilen kovuşturma iznine istinaden, Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca son soruşturmanın açılmasına karar verilmek üzere iddianame tanzim olunduğu,
Ordu Ağır Ceza Mahkemesince de, şüphelinin üzerine atılı eylemlerin gerçekleştirildiği sırada, şüphelinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yerinde olup olmadığının öncelikle tespitinin ve duruma göre şüphelinin hukuki durumu ve eylemlerine uygulanacak olan kanun maddelerinin tespitinin daha doğru olacağı şayet şüphelinin davranışlarını yönlendirme yeteneğinde çıkacak özel bir durumun iddianamenin kabulü halinde şüpheliyi şüpheli sıfatından sanık sıfatına sokması, normal yargılama prosedürü içerisinde birçok usulü işlemin gereksiz yapılması gibi usul ekonomisine aykırı durumlar yaratacağı, cezalandırma talep edilemeyeceği ve Türk Ceza Hukuku sisteminin getirmeye çalıştığı kişilerin şüpheli aşamasından sanık aşamasına geçmesi için eski usulden ayrılarak kuvvetli şüphelerin olması ve şüphelinin leh ve aleyhinde olan tüm delilleri soruşturma aşamasında toplanması yargılamanın sürüncemede kalmaması gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine keza itirazın da reddine karar verilmiş ise de,
Benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay Onbirinci Ceza Dairesinin 10.5.2007 tarihli ve 2007/1428-3237 sayılı, Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesinin 5.12.2006 tarihli ve 2006/6755-17304 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; şüpheli avukatın üzerine atılı eylemden dolayı hakkında kovuşturma yapılması, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce gerekli görülerek, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan Ordu Cumhuriyet Başsavcılığına dosyanın gönderildiği, Avukatlık Kanunu'nun 59/2. maddesi uyarınca da ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca beş gün içerisinde iddianame düzenlendiği anlaşılmakla,
Ordu Ağır Ceza Mahkemesince yapılacak inceleme sonucunda şüpheli hakkında son soruşturma açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, bu karar verilmeden önce anılan Kanunun 59/3. maddesi uyarınca şüpheli avukatın toplanmasını istediği bazı deliller var ise mahkeme başkanının bunları nazara alarak soruşturmayı derinleştirme yetkisinin bulunduğu, toplanacak delillere göre de son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verebileceği, şüpheli hakkında mevcut delillerin takdir ve değerlendirilmesinin ise son soruşturma aşamasında yetkili mahkemesine ait olacağı nazara alındığında, usulüne uygun verilmiş kovuşturma iznine dayanılarak tanzim edilmiş bir iddianame bulunduğu cihetle, işin esasına müessir olacak şekilde iadesine karar verilemeyeceği gibi iade sebebi yapılan eksikliğin soruşturma açılmasına dair karar verildikten sonra mahkemesince de tamamlanabileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 20.4.2008 gün ve 24474 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay C. Başsavcılığının 21.5.2008 gün ve 107644 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar ve Sonuç: Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin 18.8.2008 gün ve 2008/216 D. İş sayılı kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy