(4857 S. K. m. 41) (1475 S. K. m. 14) (9. HD. 01.04.2008 T. 2007/15191 E. 2008/7266 K.)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.04.2009Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat F. A. geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi Ş. Ç. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçi fazla çalışma ücretlerinin 1.1.2006 tarihine kadar eksik ödendiği, bu tarihten itibaren hiç ödenmediği iddiasıyla iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini ileri sürmüş ve açmış olduğu bu davada kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti isteklerinde bulunmuştur.
Davalı işveren 1.1.2006 tarihine kadar fazla çalışma ücretlerinin tam olarak ödendiğini, bu tarihten sonrası için ücretler infazla çalışma dahil şekilde belirlendiğini, davacının aylık net ücreti 900 TL civarında iken 1.605 TL olarak ödenmeye başlandığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 1.1.2006 tarihi öncesinde fazla çalışma ücretlerinin ödendiği, bu tarih sonrası için ise işçinin yapabileceği fazla çalışma da dahil bir ücret sistemine geçildiği kabul edilmiş ve fazla çalışma ücretine hak kazanamayacağı gerekçesiyle feshin de haksız olduğu sonucuna varılarak isteklerin reddine dair hüküm kurulmuştur.
Davacı işçinin işyerinde 26.12.2005 tarihinde düzenlendiği anlaşılan toplantıya katıldığı tartışma dışıdır. Anılan toplantıda gündemde olamayan konular da görüşülmüş ve fazla çalışmaların kaldırılmasına dair karar alınmıştır. Söz konusu kararın davacı işçi tarafından onaylandığı yönünde bir işlem olmadığı gibi, işyerinde fazla çalışma yapıldığı halde ücretinin ödenmeyeceği şeklinde bir uygulama 4857 sayılı İş Kanununun41 ve devamı maddelerinde düzenlenen emredici kurallara aykırılık oluşturur. Bu itibarla davacı işçinin 1.1.2006 tarihinden sonrası için fazla çalışma ücreti isteyemeyeceğinin kabulü doğru olmaz.
Bununla birlikte, davalının cevap dilekçesinde sözünü ettiği şekilde aylık ücretin fazla çalışma ücretlerini de kapsayacak şekilde belirlenmesi mümkündür. Ancak, iş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, yılda 90 gün ve 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir(Yargıtay 9.HD. 1.4.2008 gün 2007/15191 E, 2008/7266 K). O halde işçinin anılan sınırlamaların ötesinde fazla çalışmayı kanıtlaması durumunda fark fazla çalışma ücretinin ödenmesi gerekir.
Somut olayda, davacı işçinin 1.1.2006 tarihinden sonraki dönem içinde yılda 270 saat sınırlamasını aşan fazla çalışma yaptığı dosya içeriği ile sabit olmuştur. Davacı işçinin aylık ücretin içinde ödenen yıllık 270 saati aşan fazla çalışmaları belirlenmeli ve gerekirse bu yönden bilirkişiden ek hesap raporu alınarak sonuca gidilmelidir. Bu yönde eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olmuştur.
Davacının ödenmeyen fazla çalışma ücretleri sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği anlaşılmakla kıdem tazminatı isteğinin de kabulüne karar verilmelidir. Mahkemece anılan isteğin de reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, Davacı yararına takdir edilen 625.00TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy