(818 S. K. m. 511, 512) (4721 S. K. m. 545)
Dava: Taraflar arasındaki Tapu iptali, tescil veya tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mut Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 5.4.2011 gün ve 2007/153 E. 2011/134 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar tarafından istenilmesi üzerine. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 26.12.2011 gün ve 2011/14792 E. 2011/16100 K. sayılı ilamı ile;
(... Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalılar R. Ç., K. K. ve İ. H. M. davayı kabul etmiş, diğer davalılar davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcuyla yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açılabilir.
Kaynağını B.K.nun 511. vd. maddelerinden alan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, anılan kanunun 512. ve Türk Medeni Kanununun 545. maddesi gereğince resmi şekilde düzenlenmelidir. Resmi şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulması mümkün değildir. (Yargıtay H.G.K.nun 6.2.2008 tarihli ve 2008/14-70 2008/104 Sayılı kararı)
Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgah temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.
Açılan davada bakım alacaklısı mirasçılarının, bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunması, sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkı bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğundan dinlenmez.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı resmi şekilde yapılmış bir sözleşmenin varlığını iddia ve ispat edemediğinden tescil isteminin reddine karar verilerek 2. kademedeki istemin değerlendirilmesi gerekirken hayatın olağan akışına aykırılıktan söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Dava konusu taşınmaz elbirliği mülkiyetine tabi olup bir kısım davalıların davayı kabul etmeleri de sonuca etkili değildir. Karar açıklanan sebeplerle bozulmalıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali, tescil veya tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, dayısı olan Ş. M.'nin hiç evlenmediğini ve 2005 yılının eylül ayında vefat ettiğini, dayısının bekar olduğu için her türlü ihtiyacı ile 14-15 yaşından ölünceye kadar ilgilendiğini, evlendikten sonra kısa bir süreliğine köyünden ayrıldığını, daha sonra dayısının oturduğu evin üzerine ev yapmak suretiyle yanına çağırdığını, evin yapımında eşi ile birlikte çalıştıklarını, evin yapımına maddi katkı da sağladığını, dayısının bütün kardeşlerine kendisine bakma karşılığı olarak söz konusu evi kendisine verdiğini söylediğini, dayısının ölmesinden sonra evin verilmesi konusunda davalıların problem yarattıklarını ve evi vermek istemediklerini beyan ederek söz konusu evin adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, R. Ç., K. K. ve İ. H. M. açılan davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir. Diğer davalılar iddiaları kabul etmeyerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece: bakım alacaklısıyla bakım borçlusu arasında sözlü de olsa bir bakım akdinin kararlaştırıldığı ve tarafların da bu sözleşmeye uygun olarak davrandıklarının ve bu durumun bakım alacaklısının vefatına kadar kesintisiz bir şekilde devam ettiğinin sabit olduğu, bakım alacaklısının sağlığında da gerek şekil konusunda gerekse bakım konusunda herhangi bir itirazda bulunmadığı, bu sebeple bakım alacaklısının mirasçıları olan davalıların artık şekle aykırılık iddiasını ileri süremeyecekleri, bu konudaki beyanlarının açıkça hakkın kötüye kullanılması yasağı kapsamında kaldığı, aksine düşüncenin hukukun genel ilkelerine, hakkaniyet ve dürüstlük ilkesine ve adalet düşüncesine aykırı olacağı belirtilerek tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Bir kısım davalıların temyizi üzerine Özel Dairece, yukarda belirtilen bozma ilamında açıklanan sebeplerle karar bozulmuştur.
Yerel mahkemece, önceki karardaki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı davalılar H. M. ve F. T. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, Kanunun öngördüğü şekle aykırı olarak düzenlenmiş, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin uzun bir süre ifa edildikten sonra, şekil eksikliği sebebiyle geçersiz olduğunun ileri sürülmesinin, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edip etmeyeceği, buradan varılacak sonuca göre tapu iptal ve tescile karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, H.G.K.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar H. M. ve F. T. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı H.U.M.K.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı Kanun'un 440 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.02.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy