(5237 S. K. m. 86) (5271 S. K. m. 170, 174, 309) (4483 S. K. m. 1, 2, 4) (YCGK. 17.02.2004 T. 2004/2-10 E. 2004/40 K.) (3. CD. 27.02.2007 T. 2007/1542 E. 2007/1744 K.)
Dava: Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kasten yaralama suçundan şüpheli Halil hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 13.11.2007 tarihli ve 2007/5840-1810-630 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174. maddesi gereğince iadesine dair, Adıyaman Sulh Ceza Mahkemesinin 07.12.2007 tarihli ve 2007/628 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Adıyaman İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12.12.2007 tarihli ve 2007/333 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığı'nca 30.01.2008 gün ve 5924 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2008 gün ve 29739 sayılı tebliğ-namesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede Şüphelinin olay tarihinde müdür yardımcısı olarak görev yaptığı sırada, kasten yaralama eylemini işlediğinden bahisle C. Başsavcılığı'nca düzenlenen iddianamenin, şüphelinin işlediği iddia edilen suçun göreviyle bağlantılı olduğu ve bu nedenle 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 4. maddesi gereğince soruşturma izni alınması gerektiğinden bahisle iadesine, keza yapılan itirazın da reddine karar verilmiş ise de, benzeri bir olay sebebiyle verilen Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesi'nin 27.02.2007 tarihli ve 2007/1542-1744 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; öğrenci olan mağdurun okulda bulunan eşyaları tahrip etmesi hareketinin okul yönetmeliğine göre suç teşkil etmesi durumunda, müdür yardımcısının kendisinin bizzat hatalı öğrenciyi cezalandırma gibi bir yetkisi ve görevi bulunmadığı, olayı tutanakla okul yönetimine ve disiplin kuruluna götürmesi gerektiği halde, bunu yapmayıp, görev hududunu aşarak, görevi ile ilgili ve görevinden dolayı olmadığı halde mağdur öğrencisine karşı gerçekleştirdiği kasten yaralama eyleminden dolayı yargılanmasının 4483 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmayıp, yargılamanın genel hükümler uyarınca yapılarak hukuki durumunun tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği ve bu suçun izne tabi suçlardan olmadığı dikkate alınmaksızın, C. Başsavcılığı'nca düzenlenen iddianamenin 21.11.2007 tarihinde hakim tarafından havale edilerek kayda alınmış olunmasını müteakip, Adıyaman Sulh Ceza Mahkemesince 07.12.2007 tarihinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174/1. maddesine aykırı olarak 15 günlük süre geçirildikten sonra karar verildiği nazara alınmaksızın,
İtirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
1- 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Yasa'nın 1. maddesine göre Bu Kanunun amacı, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemektir.
Aynı Yasa'nın 2. maddesi ise Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır. hükmünü öngörmektedir.
Bu durum karşısında, ilköğretim okulu öğrencisi olan mağdurun, sınıftaki sıraları tekmeyle dağıtması nedeniyle disiplini sağlama gerekçesiyle yaralama suçunu işlediği iddia olunan şüpheli müdür yardımcısının eyleminin görevle ilgili olarak işlenmesinin söz konusu olamayacağı, görevden doğan bir suç niteliği de taşıyamayacağı, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.02.2004 gün, E. 2004/2-10 2004/90 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 4483 sayılı Yasa'daki kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suç ifadesinin, görev ile bağlantılı olarak, sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilen, failin kamu görevlisi olmasının suç tipinde kurucu öğe olarak öngörüldüğü suçları ifade ettiğinin düşünülmemesi hukuka aykırıdır.
2- CYY'nin 174/1-3. maddesinde (1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) Önödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde, önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
3- En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. hükümleri öngörülmektedir.
Adıyaman Sulh Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamenin 21.11.2007 tarihinde hakim tarafından havale edilerek kayda alınmasına karşılık 07.12.2007 tarihinde iadesine karar verilerek iddianamenin verildiği tarihten onbeş gün içinde iade edilmemiş olması nedeniyle kabul edilmiş sayılacağının gözetilmemesi de hukuka aykırıdır.
Yaralama eylemi kamu görevlisi tarafından görev sırasında işlenmiş olsa bile, 4483 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasının olanaksız olduğu ve genel hükümler uyarınca C. Savcısı tarafından doğrudan dava açılması gerektiği gözetilmeyerek, 4483 sayılı Yasa hükümleri gereği görevli idari makam tarafından soruşturma izni alınmadığı gerekçesiyle, CYY'nin 174/1. maddesinde öngörülen onbeş günlük süre geçirildikten ve iddianamenin yasa gereği kabul edilmiş sayılacağı hükmü gözetilmeden verilen iddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın reddi kararı hukuken isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Adıyaman İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12.12.2007 gün ve 2007/333 değişik iş sayılı kararının CYY'nin 309/3. maddesi uyarınca yasa yararına BOZULMASINA, CYY'nin 309/4-a maddesi gereği yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine, 08.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy