(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 4, 17) (5521 S. K. m. 1) (9.HD 09.10.2008 T. 2007/27814 E. 2008/25988 K.)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı husumetten reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı; davalı işyerinde çalışmakta iken iş sözleşmesinin haksız olarak fesih edildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı husumet itirazında bulunmuş, mahkemece savunmaya değer verilerek davacının davalı işyerinde değil, şirket sahibine ait villada çalıştıkları gerekçesi ile davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık yapılan işin ev hizmeti olup olmadığı ve işçinin İş Kanunu kapsamında kalıp kalmadığı ve husumet noktasında toplanmaktadır.
Görev ve husumet itirazı birlikte söz konusu olduğu takdirde önce görev uyuşmazlığının çözümlenmesi ve görevli mahkemece husumet uyuşmazlığı konusunda bir karar verilmesi gerekir. Zira görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesini esas alarak belirleyecektir.
İşçinin İş Kanunu kapsamında kalmaması halinde iş mahkemesine açılan davada, dava dilekçesinin görev nedeni ile reddi ve davanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırı olacaktır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesi uyarınca İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
4857 sayılı İş Kanununun 4. maddesinin 1. fıkrasının e bendi uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Kısaca, Ev hizmetlerinde aşçı, uşak, temizlikçi, gibi işlerde çalışan işçi ile ev sahibi işveren ararındaki uyuşmazlığın iş mahkemesinde değil, genel mahkemelerde çözümlenmesi gerekir. İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan bu hizmetleri gören kimselerle bunları çalıştıranlar arasındaki hukuki ilişkilerde Borçlar Kanununun hizmet akdine ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Çalışmayan aile bireylerini evden alarak, alışverişe, şehir içinde gezmeye götüren, boş zamanında ev ve eklentilerinde zamanını geçiren şoföründe ev hizmeti yaptığı ve iş kanunu kapsamında olmadığı kabul edilmelidir (Yargıtay 9.HD. 09.10.2008 gün ve 2007/27814 Esas, 2008/25988 K.).
Buna karşın evde hastaya bakan hemşire ve çocuk eğiticisi İş Kanunu kapsamında değerlendirilmelidir.
Somut olayda; davacının, davalı şirketin sahibine ait olduğu savunulan villada çalıştığı kabul edilmiştir. Yukarıda belirtilen yasal ve hukuksal gerekçelere göre villada ne iş yaptığı hususu üzerinde durulmalı, yapılan iş ev hizmeti mahiyetinde ise görevsizlik kararı verilmelidir.
Mahkeme görevli olduğunu kabul ederse husumet konusunda bir karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy