(4857 S. K. m. 57) (9. HD. 05.12.2007 T. 2007/29102 E. 2007/36890 K.)
Dava: Taraflar arasındaki Yıllık Ücretli İzin Alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 3. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.06.2007 gün ve 2006/1657-2007/527 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 05.12.2007 gün ve 2007/29102-36890 sayılı ilamı ile;
(... 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dairemizin yıllık ücretli izine bozma kararı hesaplamaya ilişkindir. İbraname borcu sona erdiren bir belgedir. Davanın her safhasında ileri sürülebileceği dairemizin köklemiş içtihatları ve usul hükümleri gereğidir.
Mahkemece ibranamenin değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır
),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, yıllık ücretli izin alacağı istemine ilişkindir. Yerel Mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği karar, Özel Dairece metni yukarıya alınan gerekçe ile bozulmuş, Yerel Mahkemece; ibranamenin tüm izin alacağına değil, son beş yıllık izin alacağına ilişkin olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
İş akdinin sona ermesinden sonra düzenlenen miktar içermeyen ibranamede davacı;
çalıştığım süre içinde yıllık izin haklarımı kullandığımdan izin ücreti alacağım yoktu
beyanını imzalamış ise de davalı işveren tarafından dosyaya ibraz edilen izin belgeleri uyarınca davacının yıllık izinlerinin tamamı kullanmadığı, son beş yıllık ücretli izin belgeleri arasında çelişki oluştuğu ve bu çelişki nedeniyle salt ibranameye değer verilerek sonuca gidilmesinin mümkün olmadığı, Yerel Mahkemece ibranamenin dosya içeriği ile çelişkili olduğu hususunun da değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Yerel Mahkemece bu gerekçeye dayalı bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Yerel Mahkemece bu gerekçeye dayalı bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMKun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde harcın geri verilmesine, 15.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy