(2004 S. K. m. 277) (1086 S. K. m. 73) (7201 S. K. m. 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Taraflar arasındaki Tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 8.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne verilen 16.10.2008 gün ve 2007/328 E. 2008/280 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 18.5.2009 gün ve 2009/558 E., 3238 K. sayılı ilamı ile;
( ... Davacı vekili, davalı B. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun davaya konu taşınmazını diğer davalı kardeşi M.ye satışına dair tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmemişler ve cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davalılar arasındaki akrabalıktan ve bedel farkından dolayı tasarrufun iptaline karar verilmiş hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1- Davalı borçlunun dava dilekçesi tebliğ edilen adresine icra takibi sırasında bizzat tebliğ yapılmış olup dava sırasında yargılamadan haberdar olmadığına dair temyiz itirazları yerinde değildir. Sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
2- Davalı M.nin temyiz itirazlarına gelince,
HUMK 73.maddesi Kanunun gösterdiği istisnalar dışında Hakimin iki tarafı dinlemeden ya da iddia ve savunmalarını açıklamaları için yasal şekillere uygun olarak davet etmeden karar veremeyeceği düzenlemiştir.
Somut olayda dava dilekçesi, davalı 3.kişi durumundaki M.ye Tebligat Kanununun 21.maddesine göre muhatabın köye gittiği şeklindeki bir açıklama ile tebliğ edilmiş ve hüküm verilmiştir.
Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı Tebligat Kanunu 21.maddede, kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap namına kendisine tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmamaları veya tebellüğden imtina etmeleri durumunda yapılacak işlemler açıklanmıştır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde PTT Memurunun ne şekilde davranacağı ise Tüzüğün 28. maddesinde yazılıdır. Buna göre muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olandan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu ve meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altına imzalatması imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir. Muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten devamlı olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilmemişse tebliğ evrakı çıkaran mercie geri gönderilir.
Anlaşılacağı üzere Tüzüğün 28/2.maddesinde muhatabın ölmüş veya gösterilen adresten devamlı olarak ayrılmış ve yeni adresinin tebliğ memurunca da tesbit edilememiş olması halinde tebliğ evrakının iade edileceği yazılıdır.
Muhatabın veya onun adına kendisine tebligat yapılabilecek olanların adreste bulunmamaları halinde, tebliğ memuru adreste sebep bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu ve meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi gerekir.
Burada Tüzüğün 28.maddesi PTT memuruna ilgilinin sebep adreste bulunmadığını tahkik etme görevini yüklemiştir. PTT memuru bu tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği için ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu suretle yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın adreste bulunmamakla beraber, orada ikamet ettiği, fakat tevziat saatlerinden sonra adrese geldiği beyan edilirse, bu takdirde 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması, komşuya haber verilmesi ve tebliğ evrakının zabıtaya veya muhtara bırakılması işlemlerine geçilebilecektir.
Bu itibarla Tüzüğün 28.maddesinde yazılı olan ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle muhatabın (ya da muhatap namına tebligatı alabilecek olanların) bu adreste bulunduğu tevsik edilmeden Tebligat Kanununun 21. maddesine göre yapılan tebliğ işlemi geçersizdir.
Olayımızda davalı M.nin adresten daimi olarak ayrılıp ayrılmadığı başka bir ifade ile adresini değiştirip değiştirmediği belirlenmemiştir. Tebliğin geçerli sayılabilmesi PTT memurunun yukarda yazılı araştırmayı mutlaka yapmasına ve muhatabın o anda adreste olmamakla birlikte tevziat saatlerinden sonra geldiğinin tevsik edilmesine bağlıdır. Eğer açıklanan durumu beyan eden ilgililer imzadan çekinirlerse PTT memuru çekinme sebebiyle araştırma sonucunu kendisi imzalamakla yetinecektir. Oysa davalı M. için bu araştırma yapılmış ve durumu beyan eden kişilere adresi daimi olarak terk edip etmediği belirlenmemiştir. Bu haliyle tebliğ memuru yukarda açıklanan ilkelere riayet etmediği için 7201 Sayılı kanunun 21. maddesine göre yapılan tebligat usulüne uygun bir tebliğ işlemi olarak değerlendirilemez. Geçerli olmayan tebligata dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...),
Gerekçesiyle, yukarda (1). bentteki sebeplerle davalı borçlunun yargılama sırasında davadan haberdar olmadığı yolundaki temyiz itirazlarının reddi ile sair temyiz itirazlarının incelenmeksizin, (2).bentteki sebeplerle davalı M.ye dava dilekçesinin tebliğine dair itirazlarının kabulüyle sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: I- Davalı B. H.nun temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Davalı borçlunun mahkemenin ilk hükmüne yönelik ve davalı borçlunun dava sırasında yargılamadan haberdar olmadığına ilişkin temyiz itirazları Özel Dairece sair yönler incelenmesizin reddedilmiş olmakla, hakkındaki hüküm taraf koşuluna dair olmak üzere kesinleşen davalı/borçlu B. H.nun aynı yöndeki direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmamaktadır.
Bu sebeple sair temyiz itirazları incelenmeksizin bu yöne dair temyiz isteminin reddi gerekir.
II- Davalı M. T. vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, H.G.K.nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: 1- Yukarıda (I) numaralı bentte açıklanan sebeplerle hükmü davalı borçlunun dava sırasında yargılamadan haberdar olmadığı yönünden temyizinde hukuki yararı bulunmayan Davalı B. H.nun taraf koşuluna dair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Yukarıda (II) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı M. T. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
3- Bozma nedenine göre her iki davalının işin esasına dair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 30.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy