(4857 S. K. m. 41, 46, 47, 63, 68) (İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği m. 3) (9. HD. 17.11.2008 T. 2007/35281 E. 2008/30985 K.)
Dava: Davacı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücretiyle ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalılardan Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. Avukatları tarafından temyiz edilmiş davacı avukatı tarafından duruşma talep edilmiş ise de; HUMK.nun 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi İ. Polat tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının temyizi bakımından:
Davacı, davalı şirketlerin Ankara matbaa işyerinde çalışmakta iken gazete basım işinin kesintisiz sürmesi gerektiğinden fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ve genel tatillerde çalıştığı, ücret artışı yapılmadığını ileri sürerek işçilik alacaklarına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davalılardan Basın Yatırımla davacı arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, Basın Yatırım A.Ş.'de çalışmasının olmadığını, bu davalı yönünden husumet nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, asıl işverenin davalı Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. olduğu, fiilen onun işçisi olarak çalıştığı, her iki şirketin imtiyaz sahiplerin farklı olduğu, davalının işvereni olmayan diğer şirkete husumet düşmediği, her iki şirketin ortaklığı olmamakla birlikte davacının bir an için diğer şirketin bir kısım işlerini de yaptığı kabul edilse bile bunun süre ve karşılığının belirlenmesi imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davalı Basın Yatırım A.Ş. yönünden isteklerin husumet nedeniyle reddine, karar verilmiştir
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacıyla davalı Basın Yatırım A.Ş. arasında işçi-işveren ilişkisi olup olmadığı noktasındadır.
Davacı işçi tarafından Ankara 18. İş Mahkemesine açılan ve onanarak kesinleşen işe iade davasıyla davalı Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. çalışanı olarak görünmekte ise de her iki şirketin aynı işyeri adresinde birlikte faaliyet gösterdikleri, ortaklarını aynı olduğu, her iki davalının da davacının iş akdinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirlenmiştir. Bu durumda davacının davalılardan Basın Yatırım A.Ş. ile arasında işçi işveren ilişkisi olduğu hususu daha önceki mahkeme kararıyla kesinleşmiş olması nedeni ile her iki davalının da işçilik alacaklarından müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken, bu davalıya karşı davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
3-Davalının temyizi bakımından:
İşçiye işyerinde çalıştığı sırada ara dinlenmesi verilip verilmediği ve süresi konularında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
İşçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç ara vermeden çalışması beklenemez. Gün içinde işçinin yemek, çay, sigara gibi ihtiyaçlar sebebiyle ya da dinlenmek için belli bir zamana ihtiyacı vardır.
Ara dinlenmesi 4857 sayılı İş Kanununun 68 inci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 63 üncü maddesi hükmüne göre günlük çalışma süresi 11 saati aşamayacağından, 68 inci maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok 11 saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde 11 saate kadar olan çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saat ve daha fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir.
İşçi, ara dinlenme saatinde tamamen serbesttir. Bu süreyi işyeri içinde ya da dışında geçirebilir. İşyerinde geçirmesi halinde bu süre içinde çalışmaya devam etmesi durumunda ara dinlenmesi verilmemiş sayılır. Ancak işçi işyerinde kalsa bile, ara dinlenmesi süresini serbestçe kullanabilir, bu süre içinde çalışmaya zorlanamaz.
Ara dinlenmesi için ücret ödenmesi gerekmez. Ancak, bu süre işçiye dinlenme zamanı olarak tanınmamışsa, işçinin normal ücretinin ödenmesi gerekir. Bu sürenin haftalık 45 saati aşan kısmını oluşturması halinde ise, zamlı ücret ödenmelidir.
Ara dinlenme süreleri kural olarak aralıksız olarak kullandırılır. Ara dinlenmesinin kullandırılması zorunlu ise de, bunun kullanılacağı zamanı belirlemek işverenin yönetim hakkıyla ilgilidir. İşçilerin tamamı aynı anda ara dinlenme zamanını kullanılabileceği gibi, belli bir plan dahilinde sırayla kullanmaları da mümkündür. Ancak ara dinlenme süresinin, işe, ara dinlenme süresi kadar geç başlama veya aynı süreyle erken bırakma şeklinde kullandırılması doğru olmaz. Ara dinlenme süresinin günlük çalışma içinde belli bir zamanda amaca uygun kullandırılması gerekir (Yargıtay 9. HD. 17.11.2008 gün 2007/35281 E, 2008/30985 K.).
İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında, ara dinlenmelerinin ilkim, mevsim, yöredeki gelenekler ve işin niteliğine göre yirmidört saat içinde kesintisiz oniki saat dinlenme süresi dikkate alınarak verileceği hükme bağlanmıştır. Adı geçen yönetmeliğin 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında da ara dinlenme süresinin çalışma süresinden sayılmayacağı açıklanmıştır.
Somut olayda davacının fazla çalışma ücretinin hesaplandığı hükme esas bilirkişi raporunda, fazla çalışma yaptığı kabul edilen günlerdeki çalışması günde 11 saatin üzerindedir. Bu durumda, yukarıdaki esaslar dahilinde, ara dinlenmesi 1,5 saat olarak düşülmesi gerekirken 1 saat düşülerek hesaplama yapılmış olması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.04.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy