(4389 S. K. m. 22) (7.CD 04.02.2010 T. 2007/627 E. 2010/1655 K.)
Dava: 4389 sayılı Kanuna muhalefetten sanık Harun hakkında yapılan duruşma sonunda: Hükümlülüğüne dair İ. 4 Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24.10.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, sanık ve sanık vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 11.3.2003 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Nitelikli zimmet suçundan verilen ağır para cezasının zimmete geçirilen paranın toplamı esas alınarak belirlendiği ve bu miktara TCY. nın 80. maddesi uygulanmadığından tebliğnamedeki bu konuya ilişkin düşünceye iştirak edilmemiştir.
Ancak,
1- Hükme esas alınan müfettiş raporu ve eklerinin usulüne göre onaylanmamış fotokopi olduğunun nazara alınmaması,
Kabul ve uygulamaya göre de
2- Zimmet miktarının 6.811.628.900.- lira olduğu belirtilerek dava açıldığı nazara alınmadan, sonradan ortaya çıkan zimmet miktarı da hesaba dahil edilerek 15.515.727.740.- lira üzerinden uygulama yapılması,
3- T... Bankası Mustafakemalpaşa Şubesinde Şef olarak görev yapan sanığın, bankanın bilgisayar ortamındaki sağlık giderleri-hastane ücretleri hesabında, gerçekte yapılmayan sağlık harcamalarını yapılmış gibi göstererek, bu hesaptan mahsup suretiyle kendisinin ve yakınlarının kredi kartları hesaplarına havale ve virman yoluyla para aktarıp zimmetine para geçirdiği iddia edilmekle, sanığın zimmetinin banka görevlilerince ilk bakışta anlaşılabilir ve yine bu işlemlerin banka içi kayıtlarla ve normal teftişte ortaya çıkarılabilecek nitelikte bulunup bulunmadığı hususları bankacılık konularında deneyimli ve uzman bilirkişiler marifeti ile tespiti ve düzenlenecek rapor sonucuna göre eylemin nitelikli zimmet veya basit zimmet mi olduğu ve sanığın değişen aşamalarda buna yönelik savunmaları da nazara alınarak zimmete geçirilen para miktarı tereddüde yer bırakmayacak şekilde saptanmadan, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi,
4- 8.12.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 471. maddesinde özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar hükmü getirilmiş olup, TCK. nun 33. maddesi yönünden sanığın hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık ve sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 07.07.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy