(818 S. K. m. 126, 133) (15. HD. 10.03.2008 T. 2007/7205 E. 2008/1513 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalılar vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalılar vekili geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca tapusunun devri gereken bağımsız bölümlerin adına tescili, geç teslim nedeniyle uğranılan kira kaybının tahsili istemiyle açılmıştır. Davalılar sürede verdikleri cevaplarında zamanaşımı itirazında bulunmuş, ayrıca davacı edimlerini yerine getirmediğinden davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Kural olarak eser sözleşmelerinden kaynaklanan davalar, ayrık durumlar hariç BK'nun 126/IV. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir (Hukuk Genel Kurulu 17.10.1962 gün ve 14/35, 06.01.1968 gün ve 1928-6 sayılı kararları ile 15. Hukuk Dairesi 10.03.2008 gün ve 2007/7205 E., 2008/1513 K. vb. kararları). Zamanaşımı süresi BK'nun 128. maddesi uyarınca eserin teslimi ile başlar. Somut olayda davalıların murisi ile davacı arasında biçimine uygun düzenlenen 20.06.1984 gün ve 09.07.1986 tarihli sözleşmeler ile davacının arsa payı karşılığı yapımını yükümlendiği inşaatın 1986 yılında iskan ruhsatı alınarak tamamlandığı dosyaya giren yapı kullanma izin belgesi ile sabittir. Yine davacı vekilinin ibraz ettiği vergi dairesinden alınan cevabi yazıda inşaatın 04.10.1988 tarihinde bitirildiği belirtilmiştir. Bu tarihler esas alındığında dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin sona ermiş olduğu anlaşılmaktadır. BK'nun 133. maddesinde sayılı müruru zamanın kat'i sebeplerinin varlığı da ileri sürülmediğine göre, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacının temyizine gelince; yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin ve Yargıtay başvurma harcının istek halinde temyiz eden davacıya, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 25.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy