(5187 S. K. m. 10, 26) (5237 S. K. m. 125, 131) (5271 S. K. m. 309) (4. CD. 28.11.2007 T. 2007/7328 E. 2007/10102 K.)
Dava: Basın yoluyla hakaret, kamu görevinden dolayı tahkir ve tezyif suçlarından şüpheli M. hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07.01.2009 tarihli ve 2008/59097 soruşturma, 2009/719 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Beyoğlu İkinci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'nın 29.01.2009 tarihli ve 2009/297 müteferrik sayılı kararının Adalet Bakanlığı'nca 02.04.2009 gün ve 19564 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2009 gün ve 100932 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
İlgili haberin yayımlandığı B... gazetesinin günlük süreli yayımlardan olduğu, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 26/1. maddesi gereğince günlük süreli yayımlarla işlenen suçlarda kamu davasının iki ay içerisinde açılması gerektiği, söz konusu haber 15.09.2008 tarihli nüshada yayımlandığından iki aylık sürenin 15.11.2008 tarihinde dolduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi'nin 28.11.2007 tarihli ve 2007/7328 esas, 2007/10102 sayılı kararında da belirtildiği üzere, iki aylık hak düşürücü sürenin basılı eserin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim tarihi veya eylemin Cumhuriyet Başsavcılığınca öğrenildiği tarihte başlayacağı, müşteki vekillerinin de 19.12.2008 havale tarihli dilekçe ile Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ettikleri nazara alındığında, suçun bu tarihte öğrenildiği kabul edilerek kamu davasının bu tarihten itibaren iki aylık sürede açılması gerektiği gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Karar: 5187 sayılı Basın Yasası'nın 26/1. maddesinde basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu kanunda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının günlük süreli yayınlar yönünden iki ay, diğer basılmış eserler yönünden dört ay içinde açılması gerektiği belirtilmiştir. Yasada belirtilen bu hak düşürücü dava açma süresinin başlangıcı kural olarak ikinci fıkra gereği eserin C.Başsavcılığı'na teslim edildiği tarih, teslim edilmemişse öğrenildiği tarihtir. Aynı Yasa'nın 10. maddesi uyarınca, basımcı, bastığı her türlü yayının imzalı iki nüshasını, dağıtım veya yayımın yapıldığı gün, mahallin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmekle yükümlüdür. Fakat aynı maddenin 5. fıkrasında; kovuşturulması şikayete bağlı suçlarda dava açma sürelerinin, suç için kanunun öngördüğü dava zamanaşımı süresini aşmamak şartıyla, suçun işlendiğinin öğrenildiği tarihte başlayacağı hükme bağlanmıştır. Şu halde Basın Yasası'nda dava açma süresinin başlangıcı yönünden şikayete tabi suçlarla diğer suçlar arasında bir ayrım yapılmış, kamu adına kovuşturulması gerekli suçlar yönünden sürenin başlangıcı bakımından 26/2. maddedeki kural kabul edilmiştir. Ayrıca, 26. maddenin 3. fıkrasında sorumlu müdür ve bağlı olduğu yetkili hakkındaki beraat kararının kesinleştiği tarihin, 4. fıkrasında ise sorumlu müdürün eserin sahibini bildirmesi halinde eser sahibi aleyhine açılacak davada bildirim tarihinin süre başlangıcı olacağı düzenlenmiştir.
Dosyada, yakınan vekilince verilen 19.12.2008 havale tarihli dilekçe ile, İ... Emniyet Müdürlüğü'nde görevli yakınana görevi nedeniyle hakaret edildiği iddiasıyla şüphelinin cezalandırılması istenilmiştir. 5237 sayılı Yasa'nın 125/3, 131/1. maddeleri uyarınca şüphelinin işlediği iddia edilen suç kamu adına kovuşturulması gerekli olan suçlardandır. Şu halde itirazı inceleyen merciin, 5187 sayılı Yasa'nın 26/2. maddesi gereği, dava açma süresinin başlangıcını saptamak amacıyla, günlük gazete olan suça konu yayının anılan 10. madde uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmiş olup olmadığını araştırıp, teslim edilmişse bu tarihi dava açma süresinin başlangıcı için esas alması gerekir. Basımcının 15.09.2008 tarihli gazete nüshasını usulünce teslim etmediğinin anlaşılması durumunda, Cumhuriyet Başsavcılığının bu suçu daha önce öğrendiğine ilişkin bir kanıt bulunamaması halinde, suçun en geç şikayet dilekçesinin verildiği 19.12.2008 tarihinde öğrenilmiş olacağı kabul edilmelidir.
Sonuç: Açıklanan gerekçeler karşısında itirazı inceleyen merciin, dava açma süresinin başlangıç tarihini saptamadan, soyut olarak kovuşturmaya yer olmadığı kararının usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle itirazı reddetmesi yasaya aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CYY'nin 309/4-a maddesi uyarınca Beyoğlu İkinci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'nın 29.01.2009 tarih ve 297 müteferrik sayılı kararının yasa yararına bozulmasına, bozma doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere müteakip işlemlerin merciince yerine getirilmesine, 30.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy