(1136 S. K. m. 164, 171, 174) (13.HD 14.01.2008 T. 2007/8188 E. 2008/253 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen, hükmün süresi içinde taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de miktar yönünden duruşma istemlerinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verdikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı avukat olduğunu, 21.09.2005 tarihli sözleşme ile davalının vekilliğini üstelenerek davalının taraf olduğu iki dava dosyasında vekil olarak yer aldığını, her iki dava dosyasının davalı lehine sonuçlanmak üzere iken haksız olarak azledildiğini, ayrıca davalının vekalet sözleşmesi devam ederken başka bir avukatı da vekil olarak tayin ettiğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 8.000 TL.'nın tahsilini istemiş, 26.09.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 13.496.78 TL.'na çıkartmıştır.
Davalı, davacının vekil olarak takip ettiği Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/106 esas sayılı dava dosyasında ıslah talebinde bulunurken faiz isteğinde bulunmadığı için kendisini zarara uğrattığını, takip ettiği diğer dava dosyasında da gerekli dikkat ve özeni göstermediğini ve bu nedenle haklı olarak azlettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacının davalı vekili olarak takip ettiği Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/106 sayılı dava dosyasında ıslah dilekçesinde faiz talep etmeyerek davalıyı zarara uğrattığı ve bu nedenle bu dosyadan haklı olarak azledilmesi nedeniyle ücret isteyemeyeceği, diğer dosyada ise görevini layıkıyla yaptığı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dava dosyasından dolayı yapılan haklı azlin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dava dosyasından ötürü davacının ücret alacağını engellemeyeceği gerekçesiyle 8085.43 TL.'nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasında düzenlenen 21.09.2005 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi ile davacı avukatın Samsun 1. ve 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dava dosyalarında davalının vekili sıfatıyla yer almayı üstlendiği, davacının 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyasına 23.06.2006 tarihinde dilekçe vermek suretiyle katıldığı, davacının akabinde 21.12.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile davadaki talebi 21.491.86 TL olarak ıslah ettiğini ve ancak ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığı, davalının 04.04.2007 tarihinde davacıyı azletmesi üzerine dosyanın başka bir avukat tarafından takip edilmeye başlandığı, davalının tayin ettiği yeni vekilin daha sonra ıslah edilen miktarda faiz talebinde bulunmasına rağmen mahkemece verilen 2010/5134-9148 kararda ıslah edilen kısma faiz uygulanmadığı, kararın T.K. tarafından bu yönüyle temyiz edilmesine rağmen Yargıtay'ca onandığı ve bu haliyle kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı avukatın bahsedilen dava dosyasında ıslah dilekçesi ile birlikte faiz talep etmemiş olması gerekli özen ve ihtimamı göstermediği ve görevini layıkıyla yapmadığını gösterir. Davacının görevini yaparken gerekli özen ve ihtimamı göstermemesi sonucunda müvekkilinin zarara uğraması da şart olmadığı gibi, dava konusu olayda faiz istenmemiş olmakla müvekkilini de zarara uğrattığı sabittir. Hal böyle olunca davacı avukatın davalı tarafından haklı olarak azledildiğinin kabulü zorunlu olup, esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davada çözülmesi gereken bir diğer sorun ise, davacı avukatın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyası nedeniyle haklı olarak azledilmesi halinde takip ettiği diğer dava dosyasından ücret talep edip edemeyeceği sorunudur. Hemen belirtmek gerekir ki, davacı avukatın herhangi bir nedenle haklı olarak azledilmesi halinde takip ettiği diğer işlerden dolayı herhangi bir ücret talep etmesi kural olarak mümkün değil ise de, avukat ancak azil tarihine kadar takip edip sonuçlandırdığı işlerden dolayı ücret isteyebilir. Dava konusu olayda, davacı avukatın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dava dosyasındaki özensizlik nedeniyle haklı olarak azledildiği ve azil tarihinde de 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyası da sonuçlanmadığı için 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyasından dolayı da herhangi bir ücret isteyemez. Mahkemece değinilen bu hususlar gözetilerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 22.06.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, davacı avukatın azil ile ilgili olmayan Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/715 esas sayılı dosyasında görevini yerine getirdiği ve müvekkilini de hak kaybına uğratmadığının anlaşılmasına göre sarf ettiği emek ve mesai karşılığı takdir edilen ücretin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre kararın onanması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmıyorum.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
SAMSUN
2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
E: 2007-176
K: 2009/141
T: 21.04.2009
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf mahkememize verdiği 11.04.2007 havale tarihli dilekçesiyle; davalı tarafın müvekkili olduğunu, bu sebeple de aralarında 21.09.2005 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye dayalı olarak davalı adına avukat sıfatıyla Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesini 2004/715 esas sayılı dosyası ile Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/106 esas sayılı dosyalarını takip ettiğini, her iki dosyada da davalı lehine karar aşamasına safahat olarak gelindiğini, davalı tarafın eşi ile beraber bürosuna gelerek kendisini tehdit ettiğini, en sonunda da Samsun 3. Noterliği'nin 09.10.2007 tarih, 7437 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle kendisini vekaletten azlettiğini, azlin haksız olduğunu, davalı tarafın kendisini azletmesi sebebinin vekalet ücretinden kurtulmak olduğunu, dosyalara sarf ettiği emekler toplamı dikkate alındığında tam ücreti hak ettiğini belirterek, tüm bu nedenlerle 8.000,00 TL'lik avukatlık ücret alacağının, alacağın muaccer olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak kendisine verilmesini talep etmiştir.
Davacı taraf yargılama safahatında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda talebini 26.09.2008 tarihli dilekçe ile ıslah etmiş, toplam talep miktarını 13.496,78-TL ye çıkarmış, ıslah harcını da yatırmıştır.
Davalı taraf mahkememize verdiği dilekçe ile açılan davanın yersiz olduğunu, davacı tarafın avukat sıfatıyla görevini yasaya uygun şekilde yapmadığını, güveni sarstığını, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/106 esas sayılı dosyasında faiz istemeyi unuttuğunu, fahiş hukuki hata yaptığını, müvekkili bu davanın davacısı olan T.K.'u fazla faiz talebinden mahrum ettiğini, zarara uğrattığını, bu haliyle feshin haklı olduğunu, yine davacı tarafın avukat sıfatıyla takip etmiş olduğu Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/715 esas sayılı dosyasında da davayı gereği gibi takip etmediğini, yargılamanın uzamasına sebep olduğunu, ara kararı gereklerini zamanında ve yöntemince yerine getirmediğini, tüm bu nedenlerle her iki dosyadan da avukatlık ücretine hukuken hak kazanmadığını, bu haliyle her iki dosya için de davacının avukatlık ücreti alacağının reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Tarafların talep ve savunmalarının araştırılabilmesi açısından gerekli bilgi belgeler toplanmış, tarafların gösterdikleri deliller ve ilgili bilgi belgeler temin edilmiş; tarafların göstermiş oldukları tanıklar dinlenmiş, davacı tarafın avukat sıfatıyla Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/715 esas sayılı dosyasının ve Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/106 esas sayılı dosyasını takip etmesi nedeniyle avukatlık ücretini hak edip etmediği, hak ettiyse miktarının ne olduğu hususlarında dosya üzerinde resen seçilen bilirkişi A.A. aracılığıyla inceleme yaptırılmış, bilirkişiden rapor ve ek raporlar temin edilmiş, dosya içeriği ile karşılaştırılmış, denetlenmiş, karar vermeye ve derecat denetimine uygun bulunmuştur.
Tarafların göstermiş oldukları tanıklar da dinlenmiş, beyanları yöntemince alınmıştır.
Davaya konu alacağın dayanağı olan ve davacı tarafın avukat sıfatıyla takip ettiği Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/106 esas sayılı dosyası incelendiğin de, davalı tarafın savunduğu gibi davacının ıslah dilekçesiyle faiz talep etmediğini, bu haliyle davalı müvekkili T.K.'u bu hakkından mahrum ettiği anlaşılmıştır.
Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/715 esas sayılı dosyasında ise davacı tarafın avukat olarak yaklaşık 1,5 yıl kadar davalıya hizmet sunduğu, bu dönem boyunca dosyada emeğinin olduğu, azledilmeden önceki dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin masrafların yatırılması ve raporun teminine ilişkin herhangi bir ihmalinin olmadığı, bu dosyada dosyanın tapucu bilirkişi aracılığıyla incelettirilememesinin sebebinin mahkemece bilirkişi temininde yaşanan zorluklar olduğu görülmüştür. Gerçekten bu dosyada bilirkişi seçilen tapucu M.K.'in mahkemece bilirkişi olarak seçilmesine rağmen bilirkişilik yapmak istemediğini ilgili mahkemeye bildirdiği, bunun sonucu olarak da ilgili mahkeme kendisine mahkemeye gelip, rapor vermek üzere söz konusu dosyanın kendisine tevdi amacıyla tebligat çıkarılamadığı, bu haliyle Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/715 esas sayılı dosyasının 03.07.2007 tarihinden davacının azledildiği tarihe kadar bilirkişi incelemesinin yaptırılamadığı anlaşılmıştır.
Esasında davacı tarafın hem 21.04.2009, hem de 19.12.2008 tarihli celselerdeki beyanlarında olduğu şekilde yukarıda özetlenen gecikmenin sebebinin ne davacı avukat S.B.'un ne de davalı T.K. olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu gecikmenin sebebi mahkemece bilirkişi seçiminde yaşanan aksaklıklar olduğu kanaati ortaya çıkmıştır. Yani bu dosyadaki gelişmede ne davacının, ne de davalının herhangi bir dahli yoktur, zaten sonuca da etkili olmamıştır.
Sırf bu yönleriyle davalı T.K. un müvekkil sıfatıyla söz konusu dosyanın takibi açısından herhangi bir hak kaybı söz konusu değildir.
Yukarıda belirtildiği şekilde davacı avukat S.B. yukarıdaki durumu kabul etmektedir.
Yargılama safahatında 19.12.2008 tarihli oturumda davacı tarafa Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/715 esas sayılı dosyasında gecikmeye sebep olan giderlerin davalıdan istenmesine ilişkin delilleri sorulmuş, bu konuda davalı tarafa, bu ücretleri davalıdan istediğine dair yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmış, davacı bu konuda yemin teklif etmeyeceğini imzası ile beyan etmiştir.
Azlin haklı olduğu hususunun ispat yükümlülüğü müvekkil davalıya aittir. Davacı taraf davalı adına yukarıda numaraları belirtilen iki dosyayı avukat sıfatıyla takip etmiştir. Her ikisi de hukuk önünde ayrı ayrı işlerdir ve ayrı ayrı ücretlere tabilerdir.
Her ne kadar her iki dosya da aynı vekalet ile davacı tarafından takip edilmiş olsa bile, davacı tarafın 715 esas sayılı dosyada davalıyı herhangi bir hak kaybına uğratmadığı azil edilene kadar görevini yaptığı anlaşıldığından, lehine avukatlık kanunu ve tarifesi gereğince yasal ücret takdir edilmiştir. Mahkememizin kanaati bu yoldadır. Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/106 esas sayılı dosyasında davacının davalıya faiz yönünden zarara uğratması tek başına davacının vekil sıfatıyla Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/715 esas sayılı dosyasından ücret alamaması sonucunu doğurmaması gerekir. Çünkü bu işler ayrı ayrı işlerdir. Ayrı ayrı prosedürlere tabidir. Ve her iki dosyada da ayrı ayrı emek söz konusudur. Emeğin karşılığının verilmesi hukukun temel prensibidir.
Davacı taraf Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/715 esas sayılı dosyasında 15 Eylül 2005 tarih ile azil tarihi olan 04.04.2007 tarihi arasında davalıya avukat olarak yaklaşık 1,5 yıl kadar hizmet sunmuştur. Bu hizmetin karşılığı ücreti hak kazandığının kabulü hayatın olağan akışına uygundur. Söz konusu dosyada davalı tarafça davacı 11 ay kadar sonra azledilmiştir. Tüm bunlar bir yana Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dosya öncelikle başka bir avukat tarafından açılmış, davacı taraf yargılamaya avukat sıfatıyla dosya safahat geçirdikten sonra arada girmiştir. Davacı tarafın bu dosyaya avukat olarak girmiş olduğu safhada bilirkişi raporunun temin edildiği anlaşılmıştır.
Gerçekten vekil, dava için yapılması gereken giderlerin davalıdan istediğini yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Davacı taraf avukat olarak Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/715 esas sayılı dosyasında bu durumu başaramamıştır. Ancak bu dosyadaki bilirkişiye tevdi işlemine ilişkin gecikme davalının hak ve hukukunu etkilememiştir.
Vekalete özgü bir sona erme sebebi olarak belirtilen azil ve istifa, vekalet ile ilişkisini ileriye doğru sona erdiren bozucu, yenilik doğuran hukuki bir işlemdir. Güveni sarsılan müvekkil tek taraflı bir irade beyanı ile sebep gösterme zorunluluğu olmadan vekalet ilişkisini feshedebilir. Fesih bildiriminin avukata bildirilmesi sonucu avukatın iş görme borcu sona erer. Ancak tüm borç ilişkisini hukuk alanından silmez. Tarafların sözleşmeden doğan yan yükümlülüklerinin (görülmüş işin hesabını verme ve ücretini ödeme gibi) meydana getirdiği dar alandaki borçlar devam eder.
Azilnamede, azil sebeplerinin gösterilmemiş olması, bilahare açılan ücret davasında azlin haklılığının ispatı için gösterilen delillerin incelenmesini engellemez.
Unutulmamalıdır ki, vekil üzerine aldığı işi özel bir önem, sadakat ve özenle ifa etme yükümlülüğü altındadır. Bunun yarattığı güven ilişkisinin sarsıldığı anda kanun müvekkile azil yetkisini tanımıştır. Avukatlık ücret alacağı azilden evvel de mevcuttur. Ancak azil ile muaccel hale gelir. Haksız azil halinde avukatın ücretin tamamını isteme hakkı mevcuttur.
Avukat haksız tutum ve davranışlarıyla azledilmesine sebep olduğuna göre, azil haklı sebebe dayanmaktadır. Bu nedenle sözleşmeye dayanarak ücret isteyemez ise de, azil tarihine kadar sarf ettiği emek ve mesaisine karşılık gelmek üzere hakkaniyete uygun bir ücretin takdir ve tayin olunması gerekir.
Bu durum Yargıtay 13. HD'nin 14.01.2008 tarih, 2007/8188 esas, 2008/253 sayılı kararı gereğidir.
Somut olayda davacı taraf yukarıda belirtildiği şekilde davalı T.K.'u Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/106 esas sayılı dosyasında zarara uğrattığı için bu dosyaya hasren vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Ancak Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/715 esas sayılı dosyasında 19 aylık emeğine karşılık bilirkişi tarafından yaptırılan tespit sonucu belirlenen değer esas alınarak lehine karar verilmiştir. Bu durum hakkaniyete daha uygun bulunmuştur. Çünkü söz konusu dosya için hiç ücret takdir edilmemesi hakkaniyete uygun bulunmamaktadır. Bilirkişinin söz konusu dosya için tespit ettiği miktar davacının sarf ettiği emeğini, mesaisinin karşılığı olarak uygun ücret olarak görülmüştür.
En son olarak mahkememizce bilirkişi olarak seçilen hesapçı hukukçu bilirkişi Av. Ahmet Aydın' dan 02.03.2009 tarihli ek rapor temin edilmiştir.
Bu rapora göre; davacı tarafın davalıdan Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/715 esas sayılı dava dosyası gereğince 21.09.2005 tarihli avukatlık ücret sözleşmesine istinaden müddeabihin değerine göre sözleşme gereği 4.671,43-TL alacaklı olduğu, aynı mahkeme kararı gereği avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca hüküm altına alınan ve karşı tarafa yükletilen vekalet ücretinin 3.414,00-TL olmak üzere toplam alacağın 8.085,43-TL olduğunun belirtildiği görülmüştür. Bu rapor yukarıdaki genel kabuller ve prensipler ışığında davacı tarafın vekalet hizmetinin sunmuş olduğu süre, bu süre içerisindeki dava dosyasındaki işlemlerinin türü ve niteliği, söz konusu dosyaya avukat olarak girmiş olduğu safha, söz konusu dosyada davacının davalının tarafı zarara uğratmamış olması hususu da göz önüne alınarak hakkaniyete uygun bulunmuş, verilecek olan karara esas alınmıştır.
Tüm bu nedenlerle takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulması zorunluluğu doğmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davacı tarafın davasının kısmen kabulüne, 8.085,43- TL.'nın dava tarihi olan 12.04.2007 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2- Alınması gerekli harcın 436,61-TL olduğu dikkate alınarak peşin alınan 82,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 254,31-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3- Davacı tarafça yapılan 13,10-TL başvurma harcı, 182,30-TL nisbi ve ıslah harcı, 200.00 TL bilirkişi ücreti ve 12,50 TL PTT gideri olmak üzere toplam 407,90-TL yargılama giderinin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 244,36-TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
4- Davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 649,00 TL vekalet ücreti takdirine, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
İlişkin davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde mahkememize veya başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile birlikte temyiz yolu, açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 21.04.2009 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy