(4857 S. K. m. 17, 24, 25, 26, 32, 37, 41) (1475 S. K. m. 14) (9 HD. 22.11.2007 T. 2007/8414 E. 2007/34936 K.)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Karar: Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, kısa adı ÇED olan Çevre Etkileşim Değerlendirme raporlarını hazırlayan davalı şirkette 02.10.2001 -31.3.2003 tarihleri arasında çalıştığını, çalışma süresinin hazırladığı ÇED raporları ile sabit olduğunu, tüm çalışma süresi boyunca kendisine ücret ödenmediğini ve iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacı ile davalı arasında gerçek anlamda bir iş akdi bulunmadığını, davacının emekliliğine az bir süre kalması nedeni ile sigortalı gösterilmesi halinde davalı şirket tarafından hazırlanan ÇED raporlarına inşaat mühendisi sıfatı ile imza atacağını bildirilmesi nedeni ile 02.10.2001-17.07.2002 tarihleri arasında sigortalı gösterildiğini, davacının davalı şirkette ücret karşılığı çalışmadığını bu nedenle ücret alacağına hükmedilmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yargıtay Bozma İlamı
Yerel mahkemenin 17.10.2005 tarih 2004-/422 E- 2005/942 K. sayılı, davacının davalıya ait şirkette 02.10.2001 -31.3.2003 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı, haksız olarak işten çıkarıldığı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir
Bu karar süresi içerisinde davalı tarafça temyiz edilmiştir
Temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay 9 Hukuk Dairesinin 22.11.2007 tarih 2007/8414 E-2007/34936 K sayılı ilamı ile "davalı vekilinin hizmet sözleşmesinin 18.07.2002 tarihinde sora erdiğini savunduğu, SSK Hizmet Cetveline göre de davacının bu tarihten sonra davacının çalıştığı iş yerlerinin sicil numaraları farklı olduğu, ayrıca davalı tarafça C savcılığına verdiği ifade de davacının fesih tarihini ikrar ettiğinin ileri sürüldüğü açıklanarak, davacının hizmet akdinin ne zaman sona erdiği hususunun, SSK Hizmet Cetvelindeki iş yeri sicil numaralarının ait olduğu işverenlerle ilgili kayıtlar ve davacının C. Savcılığına yaptığı şikayetine ilişkin evrakın aslı getirtilerek belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm gerektiği" belirtilerek yerel mahkemenin yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararı bozulmuştur.
D) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bozma ilamı usul ve yasaya uygun bulunduğundan uyulmasına karar verilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı iş yerinde 02.10.2001 -31.03.2003 tarihleri arasında çalıştığını kanıtlayamadığı, davalı şirkette sigortalı gösterildiği 02.10.2001 ile 17.07.2002 tarihleri arasındaki sürenin 1 yıl doldurmadığı, bu nedenle kıdem tazminatı isteminde bulunulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
E) Temyiz:
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
F) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 02.10.2001 -31.3.2003 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalışıp çalışmadığı ve ücret alacaklarının ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.
Dosya içerisine celp edilen SGK kayıtlarının incelenmesinde davacının 2.10.2001- 16.7.2002 tarihleri arasında davalı şirkette, 17.7.2002 - 18.7.2002 tarihleri arasında dava dışı KSG İnşaat Turizm Tic. Ltd. Şti'de, 18.9.2002- 19.9.2002 tarihleri arasında ise Oğuzhan Konut Yapı Kooperatifi iş yerlerinde çalışma kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı 18.11.2009 tarihli isticvap beyanında; mersin Cumhuriyet Savcılığına davalı şirket aleyhine 09.05.2003 tarihinde şikayette bulunduğunu, bu şikayet dilekçesinde davalı şirkette 02.10.2001-17.07.2002 tarihlerinde çalıştığını beyan ettiğini, belirttiği bu tarihlerinin davalı şirkette CED Raporu hazırladığı tarihler olduğunu, bu tarihten sonra kendisi adına davalı şirket tarafından sahte imza atıldığını, davalı şirketten ücret alamadığı için farklı iş yerine de proje çizdiğini ifade etmiştir Davacının davalı iş yerinde ÇED raporlarına imza atan Sorumlu Müdür olarak 02.10.2001-17.07.2002 tarihleri arısında çalıştığı kendi beyanı ile sabittir.
Her ne kadar davacı tanıklar tarafından davacının 2003 yılına kadar çalıştığı ifade edilmiş ise de 02.10.2001-17.07.2002 tarihleri arasındaki dönem dışında CED raporu hazırlamadığı davacının açık beyanı ile sabit olduğundan davacının çalışma süresinin 1 yıldan kısa kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, mahkemece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin iş akdi olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiş olmakla birlikte, davacının 02.10.2001-17.07.2002 tarihleri arasındaki gerçekleşin çalışma döneme ilişkin ücret alacağı ve ihbar tazminatı istemlerine ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanunun 24 ve 25 inci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17 nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedeni bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre ise, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve iş yerinin özel işaretini taşıyan ücret hesap pusulası verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla ücret bordrosu adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut olayda, davacının 02.10.2001-17.07.2002 tarihleri arasındaki çalışmasının haklı nedene dayalı olarak feshedildiği ve anılan döneme ilişkin ücretlerinin ödendiği davalı işveren tarafından geçerli delillerle ispatlanamadığından, davacı işçinin ihbar tazminatı ve ücret alacakları açısından herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy