(6100 S. K. m. 450) (5235 S. K. Geç. m. 2) (YHGK 03.12.2014 T. 2014/11-698 E. 2014/1005 K.)
Dava: Taraflar arasındaki "maddi ve manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beypazarı Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.6.2010 gün ve 2008/117 E. 2010/148 K. Sayılı kararın incelenmesi davalılardan M. B. mirasçılarıyla D. G. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 8.2.2012 gün ve 2010/12959 E- 2012/1677 K. sayılı ilamı ile;
(... Dava, ölümlü trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan D. G. ve M. B. mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından davalılardan C. O.'a kararın tebliği için çıkarılan tebligatın adresten ayrıldığından bahisle iade edildiği, bunun üzerine anılan davalının ceza davasındaki vekiline kararın tebliğ edildiği görülmüştür. Oysa, ceza yargılamasındaki vekilinin eldeki dava dosyasında vekaletnamesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple vekile yapılan tebliğ usulüne uygun değildir. Tebligat Kanununda yapılan değişiklikler ve adrese dayalı kayıt sistemi uyarınca davalı C. O.'ın adresi araştırılarak kararın tebliği gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması kararın bozulmasını gerektirmiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, ölümlü trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalılardan M. B. mirasçılarıyla D. G. vekili tarafından temyizi üzerine, Özel Dairece yukarda yazılı gerekçeyle bozulmuştur. Yerel mahkemece, "... kararın taraflara tebliğ edilmemesinin H.U.M.K.nun 428 vd. maddelerinde belirtilen bozma sebeplerinden olmadığı..." gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını, davalılardan M. B. mirasçılarıyla D. G. vekili temyiz etmiştir.
Direnme yoluyla H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; gerekçeli karar tebliğinin yapılmaması hususunun bozma nedeni yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere; 01 Ekim 2011 tarihinde 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girmiş; anılan Kanun'un 450. maddesiyle de 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla birlikte yasa koyucu uygulamada birtakım sorunların ortaya çıkmasını engellemek için, 6100 Sayılı Kanunda geçiş hükümlerini ayrıca düzenlemiştir.
6217 Sayılı Kanun'un 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici Madde 3 (Ek:31.3.2011-6217/30 md.):
"(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleriyle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 Sayılı Kanunun temyize dair yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 Sayılı Kanunun 26.9.2004 tarihli ve 5236 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 Sayılı Kanunun bu Yasaya aykırı olmayan hükümleri uygulanır." düzenlemesini içermektedir.
Yukarıdaki madde metninden, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 Sayılı Kanun'un 26.9.2004 tarih ve 5236 Sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı anlaşılmaktadır.
Buna göre, 7.10.2004 tarih ve 25606 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 26.9.2004 kabul tarihli ve 5236 Sayılı Kanun'un 16. maddesiyle yapılan değişiklikten önce yürürlükte olan 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 428. maddesi: "Mahkemei Temyiz aşağıda beyan olunan esbaptan dolayı temyiz olunan hükmü nakzeder.
1- Kanunun ve iki taraf beynindeki mukavelenin yanlış tatbik edilmiş olması.
2- Mahkemenin davayı rüyete vazifedar bulunmaması,
3- İki tarafı ve sebebi müttehit bir dava hakkında yekdiğerine mütenakız kararlar verilmesi,
4- Usulü muhakemeye muhalefet edilmesi,
5- Meselei maddiyenin takdirinde hata edilmesi,
6- İki taraftan birinin davasını ispat için serdettiği delillerin sebebi kanuniye müstenit olmayarak kabul edilmemesi, Usulü muhakemeye muhalefetten dolayı bir hükmün nakzolunabilmesi mahkemeye ait vazaifte usulü muhakemenin ihlal olunmasına ve işbu kusur ve hatanın lahik olan hükmü tağyir edecek derecede bulunmasına veya müddei, yahut müddeialeyh tarafından usulü muhakemenin tağyir ve ihlal olunduğunu ispat edecek derecede itiraz olunup da mahkemede tetkik edilmemiş olmasına mütevakkıftır." hükmünü içermektedir.
Maddede, Yargıtay'ın hangi sebeplerden dolayı temyiz olunan kararı bozacağı düzenlenmektedir. Görüldüğü üzere, anılan madde metninde gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmemesi, tebliğin geçersiz olması veya usulsüz tebliğ hallerinin, hükmün bozulması için bir neden olarak kabul edilmediği anlaşılmaktadır.
Nitekim, Yargıtay sapma göstermeyen uygulamasına göre, gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmemesi, tebliğin geçersiz olması veya usulsüz tebliğ hallerinin bir geri çevirme nedeni olarak kabul edilip; anılan eksikliğin giderilmesi için dosyanın yerel mahkemeye iadesine karar verilmektedir (H.G.K.nun 3.12.2014 gün ve 2014/11-698 E., K:2014/1005 Sayılı ilamı).
Yapılan açıklamalar karşısında; yerel mahkemenin, Özel Daire bozma ilamına karşı "... kararın taraflara tebliğ edilmemesinin bozma sebeplerinden olmadığı..." gerekçesiyle önceki kararında direnmesi usul ve yasaya uygundur. Ne var ki bozma nedenine göre işin esasına dair temyiz itirazları incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle direnme uygun bulunduğundan, davalılardan M. B. mirasçılarıyla D. G. vekilinin işin esasına dair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 25.03.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy