(4857 S. K. m. 25, 26) (9.HD. 28.01.2010 T. 2008/14825 E. 2010/1448 K.)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Kılınç tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01.05.2004 tarihinden itibaren üretim ve bakım bölümünde elektrikçi olarak çalışmaya başladığını, en son aldığı net ücretin 753,00 TL olduğunu, davacının ayrıca aylık 8,00 TL sosyal yardım, yemek ve servis hizmetlerinden yararlandığını, davacının sabah 08.00'da işe başlayıp, bazen gece 24.00-24.30'a kadar çalıştığını, iş akdinin haklı neden olmaksızın 15.04.2008 tarihinde 8.16 vardiyasında makineye zarar verdiği iddiasıyla 24.04.2008 tarihinde feshedildiğini, iş akdinin haksız nedenle feshine rağmen haklarının ödenmediğini, bunun üzerine ihtarname keşide edildiğini ileri sürerek, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, dini milli bayram tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalı şirkette 22.07.2004 tarihinde çalışmaya başladığını, aylık maaşının 500,00 TL olduğunu, davacıya ödenen son bedelin sadece maaşa dair olmadığını, yıllık izin ücreti vs alacakları da kapsadığını, davacının iş akdinin İş Kanunu 25/2-ı maddesi uyarınca 28.04.2008 tarihinden itibaren tazminatsız olarak feshedildiğini, davacının verdiği zararın 1555 Euro+KDV tutarında olduğunu, genel tatil günlerinde genelde çalışma olmadığını, olduğunda da ödeme yapılıp bordroya yansıtıldığını, dini ve resmi bayramlarda da genelde çalışılmadığını, çalışıldığında bordroya yansıtılarak ödeme yapıldığını, davacının hiçbir alacağının bulunmadığını, çalıştığı süre içinde tüm yıllık izinlerini kullandığını ve ödemesinin yapıldığını, iş akdinin sona erdiği tarih itibariyle 9 günlük yıllık izin hakkının bulunduğunu, bunun bedelinin de bordroya yansıtılarak banka hesabına yatırıldığını, çalışılan tüm saatlerin puantaj hesaplarına girdiğini ve fazla çalışmaların bordroya yansıtılarak ödendiğini, çekilen ihtarnameye de cevap verdiklerini, davacının hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının 22.07.2004-28.04.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde belirsiz süreli hizmet akdi ile, elektrik işleri bakım elemanı olarak çalıştığı, fesih tarihinde aylık net 500,00 TL ücret aldığı, davacının kısa olan makine kablosunu uzattığı, ancak kablo uçlarının soket üzerinde yanlış girişlere bağlanması sonucu 3 faz ile beslenen sisteme 2 faz gittiği, makine şalteri açılmadan önce fazların kontrol edilmediği, şalter açılınca makine üzerindeki elektronik cihazların zarar gördüğünün irdelendiği, sunulan fatura suretlerinden Teknik Döküm A.Ş. tarafından davalı şirkete 21.04.2008 tarihli KDV dahil 4.617,68 TL tutarında fatura kesildiği, feshin 6 günlük süre içinde yapıldığının sabit olduğu, hasara uğrayan makinenin kısa olan kablosunu uzatan ve kablo uçlarını soket üzerinde yanlış girişlere bağlayanın davacı olduğu, davacının, elektrik bakımcısı bir eleman olup, kablo uzatma işinin nasıl yapılacağı konusunda gerekli bilgi birikimine de sahip olmasının işin gereği olduğu, dolayısıyla davacının kendi bilgi birikimi çerçevesinde kablo uzatma işini yaptığı kanaatine varıldığı, ancak davacının hatalı olarak yaptığı bu işlem sonunda 30 günlük ücretini fazlasıyla geçecek şekilde işyerini zarara uğrattığının sabit görüldüğü, feshin 4857 sayılı yasanın 25/II-ı maddesi hükümlerine uygun olduğu, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin yersiz bulunduğu, ibraz edilen ihtirazı kayıtsız olarak imzalanan ücret bordroları ve işyeri kayıtları göz önünde bulundurulduğunda işyerinde 3 vardiya halinde çalışıldığı, haftanın 6 günü çalışıldığı, milli bayramlarda nadiren çalışıldığı, fazla çalışma yapıldığında ve genel tatil günlerinde çalışıldığında puantajlara uygun olarak bordro karşılığı gerekli ödemelerin yapıldığının anlaşıldığı, imzalı bordroların aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı, bu nedenle davacının fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin reddi gerektiği, sunulan ücretli izin defteri, imzalı ücret bordroları, izin fişleri dikkate alındığında davacının tüm izinlerini kullandığı, herhangi bir izin ücreti alacağı olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş sözleşmesinin, işçinin işverene zarar vermesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25. inci maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu belirtilmiştir.
İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkânı olmadığı gibi, işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa zararın miktarının bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır (Yargıtay 9.HD. 28.01.2010 gün, 2008/14825 E, 2010/1448 K.).
Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukukî sonuca etkisi bulunmamaktadır. Örneğin işverene ait iş makinesi paletlerine kasten metal cisim sokmak suretiyle zarar veren veya trafik kazası sonucu işvereni zarara uğratan işçinin aynı şekilde iş sözleşmeleri haklı nedenle sona erdirilebilir.
İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir (Yargıtay 9.HD. 26.01.2010 gün, 2009/25906 E, 2010/1326 K).
Zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında Yasada herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir.
Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır.
Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içerisinde değerlendirilmemelidir.
Ancak, ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış pirimi olarak belirlendiği hallerde, gerçek ücretin bu ödemelerin toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur. Örneğin uygulamada uluslararası yük taşıyan tır şoförleri asgari ücret ve sefer pirimi karşılığı çalışmaktadır. Sefer pirimi olarak adlandırılan kısım da dar anlamda ücrettir. Bu durumda maddenin uygulanması anlamında otuz günlük ücret, tır şoförleri yönünden her iki ödemenin toplamına göre belirlenmelidir (Yargıtay 9.HD. 24.11.2008 gün 2007/32361 E, 2008/32028 K.).
Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar.
İşçinin zararı derhal ödemesi ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemesi de fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
4857 sayılı İş Kanununun 26 ıncı maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü süre, zarara neden olan olayın oluşumu tarihinden itibaren başlar.
Ancak altı iş günlük ikinci süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Zarar miktarının belirlenmesi bazen uzun zaman alabilir ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücreti ile kıyaslanması zorunluluğu vardır.
Somut olay karşısında, Mahkemece, biri iş güvenliği uzmanı olmak kaydıyla, 3 kişilik bilirkişi heyeti ile kusur ve zarar tespiti yaptırılarak, oluşacak sonuca göre feshin değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy