(4857 S. K. m. 24, 25, 26) (9. HD 15.02.2010 T. 2008/16869 E. 2010/3345 K.) (9. HD 02.02.2009 T. 2008/9790 E. 2009/1003 K.)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ücret alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalı Sağlık Bakanlığı bünyesinde bulunan hastanede taşeron işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarıyla yıllık izin, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve fazla çalışma ücretleriyle ücret alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti: Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı davalılar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe: 1) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2) İş sözleşmesinin hak düşürücü süre içinde feshedilip feshedilmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçi veya işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı sebeple fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 İş Kanununun 26. maddesinde, fesih nedeninin öğrenildiği tarihle olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir.
4857 Sayılı İş Kanununda, işçinin maddi çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık sürenin işlemeyeceği öngörülmüştür. O halde, haklı feshe neden olan olayda işçinin maddi bir menfaati olmuşsa, altı işgününe riayet etmek koşuluyla olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin işverenin haklı fesih imkanı vardır.
Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.
İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar.
Haklı fesih nedeninin devamlı olması durumunda hak düşürücü süre işlemez (Yargıtay 9. HD. 15.2.2010 gün, 2008/16869 E, 2010/3345 K). Örneğin, ücreti ödenmeyen işçi ödeme yapılmadığı sürece her zaman haklı sebeple iş sözleşmesini feshedebilir. Bu örnekte işçi açısından haklı fesih nedeni her an devam etmektedir. Ancak işçinin daimi olarak bir başka göreve atanması veya iş şartlarının esaslı şekilde ağırlaştırılması halinde, bu değişikliğin sonuçları sürekli gibi görünse de işlem anlıktır. Buna göre sözleşmesini feshetmeyi düşünen işçinin bunu altı işgünü içinde işverene bildirmesi gerekir. Yine işyerinde işi yavaşlatma ve üretimi düşürme eyleminin süreklilik göstermesi durumunda, altı iş günlük süre eylemin bittiği tarihten başlar.
İşçinin ücretinin ödenmemesi temadi eden bir durum olmakla birlikte fesih hakkı ödemenin yapıldığı ana kadar kullanılabilir. Aksi halde Kanunun 24/lll-e maddesinde öngörülen neden ortadan kalkmış olur. Fesih iradesinin altı iş günü içinde açıklanması yeterli olup, bu süre içinde tebligatın muhatabına ulaşmış olması şart değildir.
4857 Sayılı Kanunun 26. maddesinde öngörülen altı işgünlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkanını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hakim resen dikkate almak zorundadır.
Bu maddede belirtilen süreler geçtikten sonra bildirimsiz fesih hakkını kullanan taraf, haksız olarak sözleşmeyi bozmuş sayılacağından ihbar tazminatıyla şartları oluşmuşsa kıdem tazminatından sorumlu olur.
Yukarıda değinilen altı iş günlük ve bir yıllık hak düşürücü süreler, işçi açısından 24/II madde, işveren açısından ise 25/II maddede belirtilen sebeplere dayanan fesihler yönünden aranmalıdır. Bu itibarla, geçerli nedene dayanan fesih durumlarında, 26. maddede öngörülen hak düşürücü süreler işlemez. Dairemizin istikrar kazanmış uygulaması bu yönde olup, geçerli nedene dayanılarak yapılan fesihlerde belirtilen hak düşürücü sürelerin yerine "makul süre" içinde sözleşmenin feshedilebileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 9. HD. 2.2.2009 gün 2008/9790 E. 2009/1003 K.).
Somut olayda; davacı vekili, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından feshedildiğini iddia etmiştir.
Davalı Y... Güvenlik - M. P. vekili, davacının iş yerine 4857 Sayılı İş Kanunu 84. maddesine aykırı olarak içkili olarak sarhoş geldiği için işine son verildiğini bildirerek tazminat talep etmeye hakkı olmadığını savunmuştur.
Dosyadaki delil durumu ve özellikle tanıklar tarafından doğrulanan tutanaklar ve davacının diğer işçiyle birlikte taşeronun personel şefi konumunda olduğu anlaşılan tanık H. G.'ün cep telefonuna gönderdikleri mesajlardan davacının mesai saatinde alkol aldığı sabittir.
Davacı ve diğer işçinin gerçekleştirdikleri, tutanak tanığı M. T.'u kasten kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralama suçu fesih tarihinden sonra olmakla sonucu etkili değildir.
Ancak feshe yetkili makamın öğrenme tarihi bağlamında feshin haklı olup olmadığına dair olarak işverenin feshinin haklılığı değil hak düşürücü sürenin geçip geçmediği konusundaki araştırma yeteni olmadığı gibi mahkemenin 'davacının iş yerine sarhoş olarak geldiği konusunun işveren tarafından usulen kanıtlanamadığı' şeklindeki gerekçesi de yerinde değildir. Mahkemece davalı işverenin feshinin 6 günlük hak düşürücü süre içerisinde yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre kıdem ve ihbar tazminatı konusunda karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan sebeplerle eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi isabetsiz olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
3) Davalı T.C. Sağlık Bakanlığı harçtan muaf olduğu halde Bakanlığın sorumlu tutulması da hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy