(1086 S. K. m. 95) (506 S. K. m. 6, 79) (10.HD 22.09.2008 T. 2008/16941 E. 2008/11204 K.)
Taraflar arasındaki Hizmet Tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy 1. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 14.5.2008 gün ve 1572-205 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.9.2008 gün ve 16941-11204 sayılı ilamı ile ;
Mahkemece verilen karar davalı Kurum ve Döner Çelik vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olup, dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderildikten sonra, davacı vekili, davalı hakkındaki davasından feragat ettiğine ilişkin dilekçe sunmuştur. HUMK'nun 95. maddesine göre davadan feragat kati bir hükmün sonuçlarını doğurur. Ancak, mahkemece bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davadan feragat edildiğinden ve bu aşamada dahi feragat hakkında karar vermek yetkisi mahkemeye ait bulunduğundan, vaki feragat hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 506 sayılı yasaya dayalı olarak hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece; davacının iddiasının bordro tanıkları ve işyeri müşterisinin beyanı ile sabit olduğu gerekçesi ile 506 sayılı yasanın 6 ve 79. maddeleri doğrultusunda bildirimi yapılmayan sürelerde çalıştığının kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar hükmü temyiz etmişlerdir. Bu aşamada davacı bizzat mahkemeye verdiği 1.9.2008 tanzim tarihli dilekçe ile dosya numarasını da belirterek davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Ancak, bunun hemen ardından 5.9.2008 tanzim tarihli olarak mahkemeye verdiği dilekçesinde; feragat beyanının davalı işverenin hilesine dayalı olduğunu ve bu nedenle geçersiz olduğunu, gerçekte kendisinin hizmet tespiti davasından feragat etmediğini bildirmiştir.
Özel Dairece; temyiz aşamasında davacı tarafından davadan feragat edildiğinden ve bu aşamada dahi feragat hakkında karar vermek yetkisi mahkemeye ait bulunduğundan, vaki feragat hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece; bozma kararından sonra davacının asıl niyetinin saptanması için yeniden beyanı alınmıştır. Davacının feragat beyanı irdelenerek, feragat dilekçesinin akabinde 05.09.2008 tarihli dilekçeyle bu davadan feragat etmediğini açık olarak beyan ettiğinden, artık feragatin de söz konusu bulunmadığı, kaldı ki, hizmet tespiti davalarından feragat etmenin de mümkün bulunmadığı, sigortalılığın anayasal hak olup vazgeçilemeyeceği açıklanarak, söz konusu feragatin hiç yapılmamış gibi dosyanın esastan incelenip, karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile ve ayrıca bu feragat beyanın bir başka şekilde yorumlanarak davayı takipten vazgeçme olarak da nitelendirilemeyeceği açıklanarak önceki hükümde direnilmiştir.
Açıkça görüleceği üzere, yerel mahkemece bozma sonrasında kurulan hüküm direnme hükmü niteliğinde olmayıp, bozma ilamından esinlenerek, bozma gerekleri yerine getirilerek, feragat beyanı tartışılarak kurulan ve Özel Dairenin incelemesinden geçmeyen yeni bir hüküm niteliğindedir.
Hal böyle olunca kurulan yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Davalıların Yukarıda açıklanan nedenlerle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 10.Hukuk Dairesine Gönderilmesine, 10.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy