(818 S. K. m. 213, 355) (4721 S. K. m. 607) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 2.11.2010 gün ve 2008/214 E. 2010/280 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 13.12.2011 gün ve 2011/1158 E. 2011/7424 K. sayılı ilamı ile;
(... Dava, Borçlar Yasası'nın 355 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Eser sözleşmesinin bir türünü oluşturan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde bir tarafta inşaatın yapım işini üstlenen yüklenici, diğer tarafta iş bedeli olarak kararlaştırılan tapudaki payın devrini yapmakla yükümlü olan arsa maliki bulunmaktadır. Bu haliyle taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yüklenmiş bulunmaktadır. Yüklenicinin edimi yapımını üstlendiği inşaatı sözleşmeye, fen ve sanat kurallarına uygun olarak imal edip teslim etmek, arsa malikinin edimi ise tapudaki pay devrini gerçekleştirmektir. Tapuda yapılacak bu devir işlemi de resmi şekle tabidir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi bu özelliği itibariyle çift tipli karma akit niteliği taşımaktadır. Bu sebeple sözleşmenin noter huzurunda düzenleme biçiminde resmi olarak yapılması gerekmektedir. Bu durum sözleşmenin geçerlilik şartıdır (B.K. 213 md., T.M.K.607 md.. Noterlik Yasası 60 md . Tapu Yasası 26 md.).
Dava konusu somut olayda sözleşme 17.5.2006 tarihli olup resmi şekil şartını taşımamaktadır, haricen düzenlenmiştir. Bu durumda geçerli değildir. Zaten davalı taraf da sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, bu konuda herhangi bir inceleme de yapılmamıştır.
Yerel mahkemede görülen davanın yapılan yargılaması sürecinde tapu kayıtları, harici sözleşme, ihtarname, azilname getirilmiş, tarafların gösterdikleri kanıtlar da toplandıktan sonra yerinde tatbiki keşif yapılarak uygulama inşaat mühendisi bilirkişi vasıtasıyla sağlanmış, rapor ve ek raporlar alınmıştır. Düzenlenen raporlarda davalı A. B.'a ait 2 numaralı parselin yer aldığı 1256 adadaki tevhidi düşünülen diğer 1 ve 5 numaralı parsellerle birlikte değerlendirme yapılarak yapılan işin dava tarihindeki saptanan bedeline göre davalı A.'nin parseline isabet eden miktar belirlenmiş, serbest piyasa koşullarına göre 15.317,00 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece de davanın kabulüyle 6.350,00 TL'nin 21.1.2008 fesih tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Oysa bilirkişi heyetinin rapor ve ek raporları içeriği hesap şekli açısından usul yasaya ve yönteme uygun olmayıp, Yargıtay denetimine elverişli değildir. Her şeyden önce davalıya ait 2 numaralı parsel üzerinde davalının faydalanabileceği herhangi bir yasal imalat ve gider yapılıp yapılmadığı açıklık kazanmamıştır. 2 numaralı parsel üzerinde hala davalının evinin bulunduğu belirtildiği halde ayrıca kazıdan söz edilmesi çelişki yaratmıştır. 2 numaralı parsel üzerinde herhangi bir imalatın yapılıp yapılmadığı her türlü tereddüt ve kuşkudan uzak bir şekilde belirlenmelidir. 2 numaralı parsel üzerinde herhangi bir imalat yapıldığının anlaşılması halinde Borçlar Yasası'nın 410 vd. maddeleri dikkate alınarak vekaletsiz iş görme hükümlerine göre işin yapıldığı tarihteki serbest piyasa koşullarına göre imalat bedeli hesaplanmalıdır. Dava tarihine göre değerlendirme yapılması da doğru olmamıştır.
Davalı kendisine ait 2 numaralı parsele komşu olan parsellerle ilgili tevhit, ifraz, cins tashihi, inşaat ruhsatının alınması, plan projelerin hazırlatılması ve buna benzer bir takım iş ve işlemlerin yapılması için davacıya Trabzon 4. Noterliği'nden düzenlenen 22.8.2006 tarihli 13772 Sayılı vekaletname vermiş olup, aynı noterlikten düzenlenen 21.8.2008 tarih, 1770 Sayılı azilnameyle vekaletten azletmiştir. Bu azilnamede davalıyı temerrüde düşürecek bir alacak miktarından ve tarihten bahsedilmemiştir. Azilnamenin içeriği itibariyle davalının direnime düşmesi mümkün değildir. Buna rağmen anılan tarihten itibaren faiz yürütülmesi yerinde görülmemiştir.
O halde yapılması gereken iş yerinde tatbiki keşif yapılıp uygulama uzman teknik bilirkişi vasıtasıyla sağlanarak davalıya ait 2 numaralı parsele herhangi bir yasal imalat yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa ekonomik değer ifade edip etmediği araştırılmalı, eğer yasal imalat olduğu anlaşılıyorsa Borçlar Yasası'nın 410 vd. maddeleri gözetilerek vekaletsiz iş görme hükümleri kapsamında işin yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre bedeli hesaplanıp sonucuna göre karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan olgular gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamış, kararın bozulması gerekmiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, yüklenici müvekkiliyle arsa sahibi davalı arasında imzalanan 17.5.2006 tarihli anlaşmayla müvekkilinin, davalının hissedar olarak maliki olduğu taşınmaz üzerinde inşaat yapılması ve davalıya bu inşaattan payı oranında hak verilmesinin kararlaştırıldığını, davalı tarafından müvekkiline verilen vekaletname gereğince davaya konu taşınmaz üzerinde inşaat çalışmalarına başlanıldığını, taşınmazda tevhit, proje düzenlemesi, arsa açımı çalışmalarının yapıldığını, ancak davalı tarafça müvekkilinin sebepsiz yere azledilerek inşaatın durma noktasına getirildiğini, davalı tarafça sözleşme üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığıyla sözleşmenin resmi şekilde yapılması gerektiğinin müvekkiline ihtar edildiğini, müvekkiline verilen vekaletnamenin davalının sözleşmeden haberi olmadığı iddiasını geçersiz hale getirdiğini, davalının sözleşmeye göre müvekkiline 100.000.00 TL cezai şart ödemek zorunda olduğunu, ayrıca davalının inşaatın durmasına neden olması sonucunda müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilince bugüne kadar yaklaşık 300.000.00 TL civarında harcama yapıldığını ve davalının bu oranda sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.350.00 TL alacağın, azilnamenin gönderiliş tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalının verdiği yetkiye dayanarak taşınmaz üzerinde yaptığı işlemlere ait giderleri davalı taraftan isteme hakkının bulunduğu, yapılan masraf ve davacının talep miktarı göz önüne alınarak, davacının taleplerinin yapmış olduğu imar işlemleri için harcadığı masraflar yönünden kabulünün gerektiğinden bahisle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarda açıklanan sebeplerle bozulmuştur.
Mahkemece, önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiş, direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; davanın niteliğinin eser sözleşmesinden veya vekaletsiz iş görme hükümlerinden kaynaklı alacak davası mı olduğu; varılacak sonuca göre davaya konu taşınmaz üzerinde imalat yapılıp yapılmadığı konusunda bilirkişi raporu alınmasına gerek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bir dava dilekçesinde nelerin yer alacağı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre dava dilekçesinde şu hususlar bulunur.
1) Görevli ve yetkili mahkemenin adı
2) Davacıyla davalının adı, soyadı ve adresleri
3) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası
4) Varsa tarafla kanuni temsilcileri ve davacı vekilinin ad ve soyadlarıyla adresleri
5) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına dair davalarda, dava konusunun değeri
6) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların açık özetleri
7) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği
8) Dayanılan hukuki sebepler.
9) Açık bir şekilde talep sonucu
10) Davacının, varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası
11) Davacıyla davalının adı, soyadı ve adresleri
H.M.K.nın 119/1-ğ maddesine göre, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı, neye karar verilmesini istiyorsa onu açık bir şekilde yazar. Mahkemece davanın kabulü halinde talep sonucunu aynen hüküm fıkrası olarak kararına alabilmesi bakımından talep sonucunun çok açık bir şekilde yazılması gereklidir.
Talep sonucunun açık olmaması durumunda, H.M.K.nın 31. maddesine göre mahkemece, davacıya talep sonucunun açıklattırılması gerekir. Bu hükümde, "hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişki gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir denilmekte ise de, bunu sadece hakime tanınan bir yetki şeklinde değil, aynı zamanda hakime verilen bir ödev olarak anlamak gerekir.
Bundan başka, talep sonucunun açık olmaması halinde, onu dava dilekçesinin diğer bölümlerinde yazılanların ışığı altında bir yoruma tabi tutarak, davacının bu davayla neyin hüküm altına alınmasını istediği tespit edilmelidir (Kuru, Baki- Arslan, Ramazan- Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, 22. Baskı, Ankara 2011, sh.299 ).
Somut uyuşmazlığın niteliği gereği bilirkişi incelemesi üzerinde de durulmasında fayda vardır.
6100 Sayılı H.M.K.nın 266. maddesine göre bir davada çözümü hakim tarafından bilinmeyen, özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşüne başvurulan üçüncü kişiye bilirkişi denir. Bilirkişi, kendisine verilen görevi, mahkemenin sevk ve idaresi altında yürütür, mahkemece tespit edilmiş vakıalar hakkında görüş bildirir.
H.M.K.nın 281/2-3. maddesine göre, mahkeme kendiliğinden, bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması için bilirkişiye yeni sorulara sorarak ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada sözlü açıklamalarda bulunmasını da isteyebilir, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni bilirkişi seçerek tekrar inceleme de yaptırabilir (Kuru, Baki- Arslan, Ramazan- Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, 22. Baskı, Ankara 2011, sh.447-448).
Yapılan bu açıklamaların ışığı altında somut olaya dönüldüğünde, davacı tarafça mahkemeye sunulan dava dilekçesiyle davaya konu taşınmazın tevhit ve ifrazı için yapmış olduğu masraflarla imalat bedeli talep edilmiş ise de karar altına alınması talep edilen miktarın içerisinde ne kadarının masraf ne kadarının imalat bedeli olduğu belirtilmemiş, yerel mahkemece de davacı tarafa talep sonucu açıklattırılmadığı gibi masraflar yönünden kabul edilen alacak miktarının içerisinde de ne kadarının imalat bedeli olduğu anlaşılamamıştır.
Ayrıca karara esas alınan bilirkişi raporunda yapılan masraflar hesaplanırken, harcanan miktarın eski TL üzerinden yapıldığı dikkatten kaçırılarak bu miktar yeni TL ile yapılmış gibi rapora alınmış, davaya konu taşınmazın eski arsa sahibi tarafından yapılan masraflar da yanlışlıkla hesaplamaya dahil edilmiştir.
Buna göre mahkemece öncelikle, davacı tarafa dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde neye karar verilmesini istediğinin açıklattırılması, karar altına alınmasını istediği miktar içerisinde ne kadarının masraf ne kadarının imalat bedeline dair olduğunun tespit edilmesi, mahkemece karar altına alınan miktar içerisinde imalat bedelinin bulunmadığı ve davacı tarafça bu hususun temyiz edilmediği, bu sebeple bu yönden davalı taraf lehine kazanılmış hakkın oluştuğunun gözden kaçırılmaması; ayrıca Özel Daire bozma ilamında belirtildiği gibi davaya konu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmasıyla bilirkişi tarafından yapılan ve yukarda açıklanan maddi hataların düzeltilmesi için bilirkişiden denetime elverişli, usul ve yasaya uygun rapor alınarak soncuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Direnme kararı, açıklanan bu değişik gerekçeyle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının yukarda gösterilen değişik nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 27.03.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy