(5510 S. K. m. 39) (1479 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 50, 51, 59, 81, 448, 463) (818 S. K. m. 43, 44, 53) (9. CD. 10.02.2009 T. 2008/2747 E. 2009/511 K.)
Dava: Dava, 23.6.2001 tarihinde davalının haksız fiili sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine Kurumca bağlanan ölüm aylığının peşin değeriyle ödenen cenaze yardımından oluşan kurum zararının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi P. P. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1) 5510 Sayılı Kanunun 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; Üçüncü bir kişinin kastı sebebiyle malul veya vazife malulü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesidir.
Anılan madde kapsamında Bağ-Kur'a tanınan rücu hakkı halefiyet esasına dayanmayan, kanundan doğan bağımsız rücu hakkı niteliğindedir. 63. madde de yapılan yardımların ilk peşin değeri için Kurum rücu eder denildiğine göre Kanunun buyurucu nitelikte olan bu hükmünün aksine, kural olarak ilk peşin değerin altında bir rücu alacağına hükmolunamaz. Ancak, suç sayılır eylemi saptanan üçüncü kişinin kusur oranı sebebiyle bir indirim yapılabilir.
765 Sayılı Kanun'un 51. maddesi haksız tahrik indirimini düzenlemiş olup; Bir kimse haksız bir tahrikin husule getirdiği gazap veya şedit bir elemin tesiri altında bir suç işler ve bu suç ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasını müstelzim bulunursa müebbet ağır hapis cezasına ve müebbet ağır hapis cezasını müstelzim bulunursa yirmi dört sene ağır hapis cezasına mahkum olur. Sair hallerde işlenen suçun cezasının dörtte biri indirilir Tahrik ağır ve şiddetli olursa ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası yerine yirmi dört sene ve müebbet ağır hapis cezası yerine on beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası verilir. Sair cezaların yarısından üçte ikisine kadarı indirilir hükmünü içermektedir. Davaya konu somut olayda, davalılardan Emin Eroğlu'nun sigortalı M. Özdemir'i kasten öldürmek suçundan eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.'nın 448. maddesi uyarınca 24 yıl hapis cezası ve hakkında 765 Sayılı T.C.K.'nın 50., 463., 59/2., 81., maddenin uygulanması sonucu cezasından indirim yapılarak 2 sene 2 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırıldığı, davalılardan T. Eroğlu'nun ise sigortalı M. Özdemir'i kasten öldürmek suçundan eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.'nın 448. maddesi uyarınca 24 yıl hapis cezası ve hakkında 765 Sayılı T.C.K.'nın 50., 463., 59/2., maddeleriyle tekerrür hükümlerinin uygulanması neticesinde 3 sene 4 ay 1 gün hapis cezasıyla cezalandırıldığı, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 10.2.2009 tarih ve 2008/2747 Esas ve 2009/511 karar ve 16.9.2011 tarih ve 2010/6530 Esas ve 2011/5226 karar sayılı ilamı sayılı ilamıyla onanmak suretiyle kesinleşen, Aksaray Ceza Mahkemesi'nin 2009/79 Esas-2009/274 Karar ve 2006/244 Esas-2007/89 Karar sayılı ilamlarından açıkça anlaşılmıştır.
818 Sayılı B.K.'nun 53. maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olguyla bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları sebebiyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu sebeple ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu B.K.nun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Mahkemece; haksız tahrik hükümlerinin uygulanması sonucu davalının cezasından indirim yapılması hususunun, 818 Sayılı B.K.'nun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimini de bağlar nitelikte kesinleşmiş maddi olgu halini aldığı, ceza davasındaki tahrik indirimi oranına göre, B.K.'nun 43. ve 44. maddeleri uyarınca, rücu alacağından da indirim yapılması gereği gözetilmeksizin, yazılı şekilde indirim yapılmaksızın alacağın tümünün tahsiline karar verilmiş olması,
2) Kabule göre ise; dava, müşterek müteselsil sorumluluk esasına göre açılmış olup, teselsüle dayanan davalarda, Kurum, sigortalı ya da hak sahiplerine yaptığı sosyal sigorta yardımlarının tümünün tazminini, bütün sorumlulardan birlikte veya sorumluların her birinden ayrı ayrı yada sadece birinden istemek hakkına sahiptir. Tazmin sorumlularının her biri, vefatları halinde de mirasçıları. Kuruma karşı zararın tamamından müteselsilen, fakat birbirlerine karşı kendi yada murislerinin kusurları oranında sorumludurlar.
Eldeki dosyada, davalılardan Emin Eroğlu' nun %10, T. Eroğlu'nun %10 kusurlu oldukları belirtilmiş ve istemin teselsüle dayalı olması nedeniyle, tazmini gereken kurum alacağının davalıların toplam kusur oranı üzerinden belirlenmesi gerekirken, mahkemece, davalıların kusurları oranında belirlenmiş olması ve teselsüle dayalı olarak hüküm tesis edilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerini bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalılara iadesine, 06.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy