(4721 S. K. m. 598)
Dava: Taraflar arasında görülen doğan dava sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin olarak dairemizce verilen 09.07.2008 gün ve 2008/3361 E, 2008/3107 K. sayılı ilamın karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, raportör üyenin raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü.
Karar: Dava mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacı miras bırakan H. İ
'nun tek mirasçısı olduğundan mirasının tamamının davacıya verilmesine karar verilmiş ise de, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç da davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598. Maddesinin birinci fıkrası hükmünde, başvuru üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere sulh mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği açıklanmış, mirasçılık belgesi verilmesinin istenebilmesi mirasçı olma dışında başka bir koşula bağlanmamıştır. Kural olarak mirasçılık istemlerinin mirasçılardan biri veya kendisine mahkemelerce yetki verilen kişiler tarafından hasımsız olarak görülüp sonuçlandırılması gerekir. Ne var ki, davacının mirasçılık sıfatına karşı çıkılması ve çekişme yaratılması halinde çekişme çıkartan kişiler hasım gösterilerek hasımlı dava açılması da mümkün bulunmamaktadır. Bu halde hasımlı açılan dava sonucunda verilecek hükmün davanın tarafları arasında kesin hüküm oluşturacağı kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin miras bırakan Y
. ve K
.'dan olma H
İ
..'nun tek mirasçısı olduğunun hasımsız açılan dava sonucu verilen Beyoğlu 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/372 esas ve 2007/439 karar sayılı dosyasında verilen mirasçılık belgesi ile sabit olduğunu, davalı vakıflar idaresinin miras bırakana ait taşınmaza ek koyduğundan iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını öne sürerek Vakıflar Genel Müdürlüğü'nü hasım göstererek mirasçılık belgesi verilmesi isteminde bulunmuştur.
Dosya içeriğinde toplanan delillerden taraflar arasındaki çekişme konusu Altunizade İ. Paşa Vakfı'ndan icareli, 12.826 m2 yüzölçümündeki 985 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 1950 yılında kadastro sırasında H
.. adına tespit ve tescil edildiği, adı geçeni bilen ve tanıyan bulunmadığından ve ölü mü sağ mı olduğu da bilinmediğinden İstanbul Defterdarlığı'nın talebi üzerine Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1972/1079 esas, 1973/126 karar sayılı ilamı ile Av. Y
. G
.'in kayyum tayin edildiği, daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün H
.. kayyumunu hasım göstererek açtığı dava sonucunda Kadıköy Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nin 1983/592 esas, 1983/834 karar sayılı ilamı ile icareli tarlanın mutasarrıfının firari eşhastan olduğu ve vakfına rücu ettiği gerekçesiyle kayyumluk karırının kaldırılmasına ve taşınmazın H
.. adına olan kaydının iptali ile Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tesciline karar verildiği, verilen bu kararın 12.03.1984 tarihinde temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Taşınmazın önceki tapu kaydına göre maliki olan H
.'un mirasçısı olduğunu öne süren davacının mahkeme hükmü ile gerçekleşen bu tescilin yolsuz olduğunu öne sürerek tapu iptal ve tescil davası açma hakkının bulunduğu kuşkusuzdur. Davacı önceki davada taraf olmadığından kesinleşen tescil hükmünün açılacak bu davada kesin hüküm oluşturacağından ve davacıyı bağlayacağından da söz edilemez. Miras bırakanların mirasçılarını ve miras paylarını gösteren mirasçılık belgesi verilmesi istemlerine ilişkin davaların münhasıran Sulh Hukuk Mahkemeleri'nin görevine girdiği, bu olgunun tapu iptal ve tescil tavacına bakacak mahkemede tartışılıp değerlendirilemeyeceği, daha önce davacı tarafından Beyoğlu 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/372 esas, 2007/439 karar sayılı dosyasında Y
.. oğlu K
..'dan olma 01.07.1880 doğumlu, 27.10.1953 tarihinde ölen H
.. İ
.'nun mirasçısı olduğuna ilişkin mirasçılık belgesi verilmesi dosyasında davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün taraf olmadığı gözetildiğinde bu mirasçılık belgesinin de açılacak tapu iptal davasında kesin hüküm oluşturmayacağı, tapu maliki ile davacının mirasçılık belgesi aldığı miras bırakanı H
İ
.'nun kayden aynı kişi olmadıkları anlaşılmaktadır. Taşınmazın davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tesciline esas ilamın verildiği dosyada Kadıköy Osmanağa Mahallesi Tepe Sokağı Hane: 108, Cilt: 4, Sahife:111 de kayıtlı, ölü Vasil oğlu T
..'den olma 1291-1289 doğumlu A
..H
. yönünden araştırma yapılıp tescil kararı verilmiş ise de, bu kişinin adına tespit ve tescil yapılan H
.. ile aynı kişi olup olmadığı dahi araştırılmadan tescil kararı verilmiştir. Hal böyle olunca tapu malikinin mirasçısı olduğunu öne süren ve H
.. İ
.. nun mirasçısı olduğu hasımsız mirasçılık belgesi ile belirlenen davacının tapu maliki H
. İle miras bırakanın aynı kişi olmadığını savunan ve uyuşmazlık çıkartan Vakıflar Genel Müdürlüğü'nü hasım göstererek tapu maliki H
.. un da mirasçısı olduğunu gösterir mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle dava açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir. Tapu maliki H
..'un da mirasçısı olduğunu, miras bırakanı ile tapu malikinin aynı kişi olduğunu öne süren davacıya böyle bir davayı açma hakkı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598. Maddesi hükmü ile tanınan bir hak olduğundan ve anılan maddede mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin dava açma hakkı başkaca bir koşula da bağlanmadığından davacının daha önce tapu iptal ve tescil davası açmamış olması hukuki yararının bulunmadığını göstermez ve bu gerekçe ile davanın reddine karar verilemez. Bu olgu gözetildiğinde dairemizce verilen bozma ilamındaki gerekçenin yanılgılı olduğu kuşkusuzdur.
Ne var ki, davanın hasımlı olarak açıldığı ve verilecek hükmün ileride açılacak tapu iptal ve tescil davasında kesin hüküm oluşturacağı gözetildiğinde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, davanın sonucuna etkili bütün delillerin eksiksiz toplanması, taşınmazın topluma tespit tutanağı ve dayanak belgelerinin, ilk tesis ve tedavülleri ile birlikte tapu kayıtlarının getirilmesi, Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1972/1079 esas, 1973/126 karar sayılı dosyası ile Kadıköy Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nin 1983/592 esas, 1983/834 karar sayılı dosyasının dosya içine alınması, iddianın her türlü delille kanıtlanabileceği ve kanıtlama yükünün de davacı üzerinde olduğu gözetilerek davacı taraftan iddiasını kanıtlamaya yarayacak tüm delillerinin sorularak saptanması, gösterilecek delillerin toplanması, getirtilen dosya içerikleri ile toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Yerel mahkeme hükmünün açıklanan bu gerekçe ile bozulması gerekirken yanılgı sonucu hukuki yarar yokluğu nedeniyle bozulduğu anlaşıldığından, davacı tarafın karar düzeltme isteminin kabulü ile, dairemizce verilen 09.07.2008 günlü ve 2008/3361 esas, 2008/2107 karar sayılı ilamın ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı tarafın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile bozma sebebinin değiştirilerek hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile BOZULMASINA, peşin ödenen 28,90 YTL karar düzeltme harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 19.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy