(5237 S. K. m. 6, 7, 58, 62, 220) (5271 S. K. m. 250, 309) (5275 S. K. m. 107) (647 S. K. m. 19, Ek m. 2) (4422 S. K. m. 13) (3713 S. K. m. 17) (8. CD. 14.10.2009 T. 2009/13120 E. 2009/12722 K.)
Dava: Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan sanık İ. A.'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220/2 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. madde ile görevli) 12.11.2008 tarihli ve 2002/6 esas, 2002/111 sayılı kararının infazı sırasında oluşan tereddüt üzerine, cezanın 5275 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 107/4. maddesi gereğince infaz edilmesine ilişkin aynı Mahkemenin 05.11.2012 tarihli ve 2012/1000 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2012 tarihli ve 2012/482 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 14.10.2009 tarihli ve 2009/13120 esas, 2009/12722 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5275 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 107/4. maddesinin, "suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet halinde ..." uygulanabilmesi karşısında, örgüt kurmayı, yönetmeyi veya örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyeti içermeyen örgüt üyeliğinin anılan fıkra kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu halde sanık hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan verilen cezanın, suç tarihi nazara alındığında 647 Sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19 ve ek 2. maddeleri uyarınca infaz edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 05.03.2013 gün ve 2012/3742/15458 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2013 gün ve 2013/91053 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün üyesi olma suçundan verilen cezanın infazının ne şekilde yapılacağı hususu ile ilgili olarak;
1- 5237 sayılı TCK'nın yürürlükte olduğu 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 58/9. maddesinin, örgüt mensubu suçlu hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmedileceği hükmünü içerdiği, anılan hükmün örgüt mensubu olma suçundan mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanan infaza ilişkin bir düzenleme olduğu ve kazanılmış hakka konu edilemeyeceği, aynı Kanunun "Tanımlar" başlıklı 6/1-j maddesine göre örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişinin anlaşılacağı, buna göre 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesi kapsamındaki suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün üyesi olanlar hakkında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107/4. maddesinde gösterilen koşullu salıverilme süresi ve aynı maddede düzenlenen infaz rejiminin uygulanacağı,
2- Dava konusu olayda olduğu gibi 01.08.1999 ile 01.06.2005 tarihleri arasında yürürlükte bulunan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu döneminde işlenen suçlar bakımından:
5237 sayılı TCK'nın zaman bakımından uygulama başlıklı 7/2. maddesine göre suçun işlendiği zamanda yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlerinin farklı olması halinde hükümlünün lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı, aynı maddenin 3. fıkrasına göre infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağı fakat koşullu salıverilmenin, infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanmasının istisnaları arasında sayıldığı dikkate alındığında; koşullu salıverme ile ilgili olarak da lehe infaz kanununun tespit edilmesi gerektiği; suç tarihinde yürürlükte bulunan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun 13. maddesinde bu kanun kapsamına giren suçlardan mahkum olanlar hakkında Terörle Mücadele Kanununun 17. maddesi hükümlerinin uygulanacağı atfının bulunduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki lehe olan 17/1. maddesine göre 647 sayılı Kanunun 19. maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile Ek 2. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı ve koşullu salıverilme için hükümlülük süresinin dörtte üçünün iyi halli olarak çekilmesi gerektiği, bu durumda 3713 sayılı Kanunun 5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17/1. maddesi hükümleri ile sonradan yürürlüğe giren ve yukarıdaki 1. bölümde uygulaması açıklanan 5275 sayılı Kanunun 107/4. maddesi hükümleri arasında yapılacak lehe kanun değerlendirmesinde, her iki durumda da koşullu salıverilme için cezaevinde iyi halli olarak geçirilmesi gereken sürenin hükmedilen süreli hapis cezasının dörtte üçü olacağı, bu durumda ise değerlendirmeye konu edilen her iki kanun hükmünün aynı sonucu vermesi ve 5275 sayılı Kanunun 107. maddesinde öngörülen denetim süresinin infaz rejimine ilişkin olup TCK'nın 7/3. maddesine göre derhal uygulanması gerektiği sonucuna varıldığından;
Sonuç: Örgüt mensubu suçlunun cezasının infazına ilişkin olarak verilen Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.11.2012 tarihli ve 2012/1000 Değişik iş sayılı kararı ile anılan karara yönelik itirazın reddine dair Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2012 tarihli ve 2012/482 Değişik iş sayılı kararında bir isabetsizlik bulunmadığından ve kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran bu gerekçelerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy