(4721 S. K. m. 166) (6100 S. K. Geç. m. 3)
Dava: Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce (Aile Mahkemesi sıfatıyla) boşanma davasının kabulüne dair verilen 12.5.2010 gün ve 2009/252 E., 2010/172 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 26.10.2011 gün ve 2010/13282 E., 2011/17076 K. sayılı ilamı ile;
(... Davacı tarafından açılan boşanma davasının reddine dair kararın kesinleşmesinden sonra tarafların barışıp bir araya geldikleri ve 2008 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında üç ay süreyle birlikte yaşadıkları, taraflarla yakınlığı olan tanıklarca ifade edilmiştir. Bu tanıkların olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve bulgu yoktur. Bu durumda ortak hayatın yeniden kurulduğunun kabulü gerekir. Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesinde yer alan boşanma sebebi gerçekleşmediğine göre davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, T.M.K.nun 166/4 maddesine dayalı boşanma istemine ilişkindir.
Davacı, davalı eşi aleyhine Soma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/545 esas sayılı dosyasıyla boşanma davası açıldığını, yargılama aşamasında 13.4.2006 tarihinde davadan feragat etmesi sebebiyle davanın feragat sebebiyle reddine karar verildiğini, feragat tarihinden itibaren 3 yıl geçmesine rağmen tarafların müşterek hayatı sürdürmek için bir araya gelmediklerini ileri sürerek, tarafların T.M.K.'nun 166/4. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, boşanmak istemediğini bildirmiştir.
Mahkemece: T.M.K.166/4. maddesindeki yasal koşulların somut olayda gerçekleştiği anlaşıldığından tarafların bu madde gereğince boşanmalarına, davacı kocanın tamamen kusurlu olduğu, tazminat isteyen davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı dikkate alınarak, davalı kadın yararına 4.000,00 TL maddi. 5.000,00 TL manevi tazminata ve aylık 200,00 TL nafakaya hükmedilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarda belirtilen bozma ilamında açıklanan sebeplerle karar bozulmuştur.
Yerel mahkemece, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık mahkemece toplanan deliller dikkate alındığında, Türk Medeni Kanunu'nun 166/4. maddesinde yer alan boşanma sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, H.G.K.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı H.U.M.K.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı kanunun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.02.2013 tarihinde yapılan görüşmede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy