(6100 S. K. m. 124)
Dava: Taraflar arasındaki İşçilik alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Denizli 2. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 18.3.2010 gün ve 2009/254 E., 2010/68 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 7.10.2010 gün ve 39598-27961 Sayılı ilamı ile;
(... Davacı dilekçesinde davalı taraf olarak Türk Telekom Genel Müdürlüğünü göstermiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının çalışmış olduğu Türk Telekom Yardım Sandığını davalı olarak göstermek isterken işvereni olduğu düşüncesiyle Türk Telekom Genel Müdürlüğü hakkında dava açtığı anlaşılmaktadır. Bu durum husumet tevcihinde yanılgı kabul edilmeli ve davacıya gerçek hasıma davayı yöneltmesi için mehil verilmelidir. Açılan davanın husumet sebebiyle reddi hatalıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HGK'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, işçilik haklarından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, Türk Telekom Genel Müdürlüğüne husumet yönelterek, davacının davalı işverenin Denizli temsilciliğindeki işyerinde 11.8.1995 gününden bu yana diş hekimi olarak çalışmakta iken davalının hiçbir haklı nedene dayanmaksızın davacının iş sözleşmesini hak ve alacakları ödenmeksizin feshettiğini beyanla, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 500,00 TL kıdem tazminatı, 500,00 TL ihbar tazminatı, 500,00 TL izin ücreti alacağı, 500,00 TL ücret alacağı, 500,00 TL fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekili, davacıyla davalı şirket arasında herhangi bir hizmet akdi veya ilişkisi bulunmadığını, davacının ayrı tüzel kişiliğe haiz Türk Telekom Sağlık Yardım Sandığı ile bir sözleşme imzaladığını, husumetin Sandığa yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın husumet sebebiyle reddini talep etmiştir.
Yerel mahkemece, dava dışı sandığın ayrı bir tüzel kişiliği mevcut olup, davacının ayrı tüzel kişiliğe haiz Türk Telekom Sağlık Yardım Sandığı ile bir sözleşme imzaladığı, bu sebeple davanın sandığa karşı yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, karar; yukarda başlık bölümünde açıklanan sebeplerle bozulmuştur.
Yerel mahkemece, davacının ayrı tüzel kişiliğe haiz Türk Telekom Yardım Sandığıyla sözleşme imzaladığı, bu sebeple davacının Türk Telekom Yardım Sandığı yerine Telekom Genel Müdürlüğü aleyhine dava açmasının husumet tevcihinde yanılgı kabul edilemeyeceği, davalının doğru olarak gösterilmesi gerektiği, belirtilerek ilk hükümde direnilmiştir.
Hükmü temyize davacı vekili getirmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, Türk Telekom Yardım Sandığının davalıdan ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğu konusunda herhangi bir kuşku ve duraksama bulunmamaktadır.
Eldeki dosyada bulunan maaş bordosu Denizli İl Telekom Müdürlüğü Sözleşmeli Doktorları adına düzenlenmiştir. Davacının izin talep yazıları da Türk Telekom Başmüdürlüğü'ne yönelik olup; Türk Telekomünikasyon aş. Denizli Türk Telekom (Pers. İd. İşl. Müd.) tarafından davacıya izinli sayılacağı gün belirtilmiştir.
Bu kadar iç içe geçmiş mevzuat ve kurumların değişimi karşısında, davacının, Türk Telekom Genel Müdürlüğünü temsilci olarak algılaması olanaklıdır.
Öte yandan, mevzuattaki ve kurumlar arasındaki girift ilişki, karmaşık görev ve sorumluluk dağılımının bilinmesinin vatandaştan beklenemeyeceği de açıktır.
Şu hale göre; her ne kadar bozma ilamında Türk Telekom Yardım Sandığını davalı olarak göstermek isterken işvereni olduğu düşüncesiyle Türk Telekom Genel Müdürlüğü hakkında dava açıldığı bu durumun husumet tevcihinde yanılgı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiş ise de buradaki yanılgının gerçekte hasımda değil temsilcide hata olduğunun kabulü gerekir.
Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamalarına göre, davacı, temsilcideki yanılmayı sonradan düzeltebilir.
Temsilcide yanılmanın hukuki yaptırımı, hasımda yanılmada olduğu gibi, davanın reddi gibi ağır bir sonuç doğurmaz.
Gerçek temsilci belirlenip dava dilekçesi tebliğ edilerek onun huzuruyla yargılamaya devam edilmesi zorunludur.
Bir başka deyişle, bu gibi durumlarda, gerek teori ve gerekse kararlık kazanmış olan yargısal uygulamaya göre, verilecek ara kararıyla durumun belirtilmesi ve davanın doğru hasma yöneltilmesi için davacıya imkan sağlanması gerektiği kabul edilmektedir. Usul ekonomisi açısından da bu eksikliğin açıklandığı şekilde halledilmesi gerekmektedir.
Nitekim, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124/4 maddesiyle getirilen:
Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder. şeklindeki düzenleme ile de, açıklanan yerleşik yargısal uygulama, Kanun hükmü haline getirilmiştir.
Sonuç itibariyle mahkemece yapılacak iş:
Davanın, temsilcide yanılgı sebebiyle Türk Telekom Genel Müdürlüğü'ne yöneltildiğinin kabulüyle davacının davasını gerçek temsilci durumundaki Türk Telekom Yardım Sandığına yöneltmesinin sağlanması; bu temsilciye davetiye tebliğiyle davaya katılma ve kendisini savunma olanağı verilmesi, böylece husumete dair eksik tamamlanarak yargılamaya devam edilmesi olmalıdır.
Mahkemece, aksine düşüncelerle davanın husumetten reddi doğru olmayıp; direnme kararının yukarda açıklanan değişik gerekçe ve sebeplerle bozulması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarda gösterilen değişik nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı HUMK'nun 429 uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 01.02.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy