(4721 S. K. m. 598)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün onanmasına ilişkin olarak dairemizce verilen 18.03.2010 gün ve 2009/8163 E., 2010/1451 K. sayılı ilamın karar düzeltme yoluyla incelenmesi dahili davalı hazine tarafından istenilmekle, gereği görüşüldü:
Dava, hasımsız olarak açılmış mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında mahkemece hazine davaya dahil ettirildikten sonra hazine dahili davalı gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, oluşturulan hüküm davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davalar çekişmesiz yargıya tabi olduğundan kural olarak hasımsız açılması gerekir. Hukuki yarar bulunması koşulu ile bu tür davaların uyuşmazlık çıkaran kişiler hasım gösterilerek hasımlı olarak açılması ve çekişmeli yargı yolu ile görülüp sonuçlandırılması da mümkündür. Yabancı uyruklu miras bırakanların Türkiye'de bulunan taşınmazlarının intikalini sağlama amacıyla açılan mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davalarda hazinenin mutlaka taraf olacağına ve davanın hazine hasım gösterilerek açılacağına ilişkin olarak yasalarımızda zorlayıcı bir hüküm bulunmamaktadır. Nitekim bu tür davaların dahi hasımsız olarak açılabileceği, hazinenin bu tür davalarda hasım gösterilmesinin zorunlu olmadığı şeklindeki dairemiz görüşü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından da oybirliği ile benimsenmiş ve uygulamada istikrar kazanmıştır. Kaldı ki, ıslah yolu ile dahi olsa zorunlu dava arkadaşlığı hali dışında bir davada taraf artırılması mümkün olmadığından hasımsız olarak açılan bir davanın dahili dava yolu ile hasımlı hale getirilmesi de mümkün değildir.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden hazinenin dava açılmadan önce davacının mirasçılık sıfatı konusunda herhangi bir uyuşmazlık çıkarmadığı, davacının davasını bu nedenle hasımsız olarak açtığı anlaşılmaktadır. Az yukarıda da açıklandığı gibi, miras bırakan V. F.'in İngiliz uyruklu olması ve Türkiye'de bulunan taşınmazının intikalinin yaptırılabilmesi amacıyla görülen davanın açılmış olması hazinenin davada taraf olmasını gerektirmez. Bu olgu ve hasımsız olarak açılan davanın dahili dava yolu ile dahi olsa hasımlı hale getirilmesi yasal olarak mümkün bulunmadığından mahkemece hazinenin davaya dahil ettirilmesinin herhangi bir hukuksal sonuç doğurmayacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mahkemece davada taraf olmayan ve taraf olması da gerekmediği halde gereksiz yere davaya dahil ettirilen hazine hakkında kesin hüküm oluşmaması için öncelikle Dahili davalı hazine hakkında hüküm verilmesine yer olmadığına şeklinde bir hüküm verildikten sonra, hasımsız olarak açılan davanın kabulü ile istenilen mirasçılık belgesinin verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz olduğundan, dahili davalı hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu olgu gözden kaçırılarak sehven onandığı anlaşıldığından, dahili davalı hazinenin karar düzeltme isteğinin kabulü ile dairemizce verilen 18.03.2010 gün ve 2009/8163 E., 2010/1451 K. sayılı onama ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA, yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 17.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy