(2004 S. K. m. 16, 179, 206)
Dava: Taraflar arasındaki takibin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 07.10.2010 gün ve 2010/1138 E, 2010/1402 K. sayılı kararın incelenmesi davacı-borçlu vekilince istenilmesi üzerine. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 07.06.2011 gün ve 2010/30708 E., 2011/11987 K. sayılı ilamı ile;
(... Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/1192 Esas sayılı iflasın ertelenmesi davasında verilen 12.11.2009 tarihli tedbir kararı ile İ.İ.K.nun 206. maddesinin 1.sırasındaki alacaklara dair olanlar hariç olmak üzere, şirket borçlarıyla ilgili takip yapılmamasına ve yapılan takiplerin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının ise bu tedbir kararından sonra 18.08.2010 tarihinde icra takibine başladığı görülmektedir.
Somut olayda borçlu vekili, ilamsız icra takibine karşı süresinde icra dairesinde itiraz ederek takibi durdurduğu gibi ayrıca, 7 günlük şikayet süresi içerisinde icra mahkemesinden, ilgili mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı sebebiyle usulsüz yapılan takibin iptalini talep etmektedir. Bu talep İ.İ.K.nun 16. maddesinde öngörülen şikayet niteliğinde olup, borçlunun, takibe itiraz etmesinden sonra ayrıca yukarda belirtilen sebeplerle şikayet yoluna da başvurarak takibin iptalini istemesi mümkün olup hukuki yararı da bulunmaktadır.
O halde mahkemece, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, icra dairesine itirazla takibin durduğu ve ortada tedbirin uygulanmamasından kaynaklanan herhangi bir uyuşmazlık da bulunmadığından bahisle şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: İstek, icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı/borçlu tarafından açılmış bulunan iflasın ertelenmesi davasında mahkemece 12.11.2009 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile İflasın ertelenmesi istemi hakkında bir karar verilinceye kadar İ.İ.K.nun 206. maddesinin 1. fıkrasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla yapılan ya da yapılacak takipler hariç olmak üzere davacı şirket aleyhine 6183 Sayılı Yasa'ya göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir icra takibinin yapılamamasına ve yapılmış takiplerin tedbiren durdurulmasına karar verilmiş: anılan kararın verilmesini takiben davalı/alacaklı. 18.08.2010 tarihinde davacı/borçlu aleyhine ilamsız takip yoluyla icra takibi başlatmıştır.
Davacı/borçlunun ödeme emrinin tebliği üzerine 7 günlük sürede tedbir kararından sonra başlatılan takibin durdurulması için İcra Dairesine itirazı üzerine takip durdurulmuş. Ayrıca takibin iptalini şikayet yoluyla İcra Mahkemesinden istemesi üzerine İcra Mahkemesi. İcra Müdürlüğünün ilamsız takibin durmasına karar vermiş olması sebebiyle ortada tedbirin uygulanmamasından kaynaklanan herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Özel Daire'ce bu hükmün yukarda yazılı gerekçeyle bozulmasından sonra:
Yerel Mahkeme, somut olayda aynı karara yaslanılarak, icra takibinin durdurulduğu dolayısıyla borçlunun işlemlerin yürürlüğünün durdurulmasıyla birlikte risklerle karşılaşma ihtimalinin ortadan kalktığı böylelikle bireyin kendisine, öznel bir hakkın korumaya alınması için verilen almaşık haklardan birini kullanmasıyla görülmekte olan davayla elde etmeyi umduğu yararını edindiği, dolayısı ile bu yararın elde edilmesi ile eş zamanlı olarak görülmekte olan davayla edineceklerine kavuştuğu, görülmekte olan dava için kazanımların/hukuki yararın davanın görülmesini önleyen amile dönüştüğü nazarı itibara alındığında, hayat olayında aynı sebebe dayalı olarak birden fazla davanın açılması veya başvurunun yapılması, muhtelif yerlerde hak aramanın çelişmezlik ilkesi, numara bis in idem kuralına aykırı sonuçların edinme riskine neden olacağı gibi itiraz ve şikayetlerin bireysel ihtilafların çoğaltılması, adlileştirmeyi tetikleme aracı değil hakkın korunmasını güvenceye alan kademeli önleme şeklinde algılanması gerektiği bu bağlamda ilkiyle edinilen hukuki yarara rağmen, 2. bir dava ikame etme ya da 2. dava/başvuruyla elde edilen sonuca rağmen, bu sonucu pekiştirecek veya etkisiz kılacak bir ilamda ısrar etmenin hak arama özgürlüklerine düzenleyen standartlarla bağdaşmayacağı gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.
Uyuşmazlık: borçlunun itirazı üzerine İcra Müdürlüğü tarafından durdurulmasına karar verilen icra takibinin ayrıca İcra Hukuk Mahkemesinden şikayet yoluyla iptalinin istenilmesinde davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu sermaye şirketleri ve kooperatifler için özel bir doğrudan doğruya iflas sebebi kabul etmiştir Buna göre, sermaye şirketlerinin pasifinin aktifinden fazla olduğunun ilgililerce mahkemeye bildirilmesi ve iflasın ertelenme talebinin bulunmaması halinde mahkemece şirketin veya kooperatifin iflasına karar verilir (m.179,1 c.1).
Sermaye şirketinin veya kooperatifin pasifinin aktifinden fazla olduğunu ticaret mahkemesine bildiren yönetim kurulu, üyeleri, alacaklılarından biri, şirket veya kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurları şirketin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak, iflasın ertelenmesini isteyebilir (m.179,1 c.2). Mahkeme, iyileştirme projesini ciddi ve inandırıcı bulursa, iflasın ertelenmesine karar verir (m.179,1 c.3).
İcra ve İflas Kanunu'nun Erteleme Tedbirleri başlığı altında düzenlenen 179/a.l maddesinde İflasın ertelenmesine karar veren mahkeme, şirketin veya kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli her türlü tedbiri iyileştirme projesini de göz önünde tutarak alır. hükmü öngörülmüş; Erteleme Kararının Etkileri başlığı altında düzenlenen 179/b.l maddesinde ise, Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı Yasaya göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. hükmüne yer verilmiştir.
Bu açık hükümler karşısında, iflasın ertelenmesi kararının verilmesinden sonra alacaklının takip yapmasına yasal imkan bulunmayıp, takip yapılmışsa bu takibin iptali istenebilir.
Somut olayda, takipten önce henüz iflasın ertelenmesine karar verilmemiş olmakla birlikte Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.11.2009 gün ve 2009/1192 D İş sayılı sırasında verilen ihtiyati tedbir kararı bulunmaktadır. Takipten sonra da Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.10.2010 gün, 2009/1192 E 2010/705 K sayılı kararı ile Borçlu şirket hakkında İ.İ.K.nun 179/a ve 179/b maddeleri uyarınca iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine. İ.İ.K.nun 179/b maddesi uyarınca erteleme süresince davacı aleyhine İ.İ.K.nun 206. maddesinin 1. sırasında yazılı alacaklar hariç olmak üzere 6183 Sayılı Yasa'ya göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir icra takibinin yapılamayacağına ve evvelce başlamış takiplerin durdurulmasına, erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehiniyle temin edilen alacaklar sebebiyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibin yapılabileceğine, başlamış olan takiplere devam edilebileceğine, bu takipler sebebiyle muhafaza tedbirleri alınamayacağına ve rehinli malların satışının gerçekleştirilemeyeceğine, ancak, rehinli ve ipotekli alacaklar için (rehnin) ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipler için alacaklı tarafın satış talep etmesi ve satış gününün icra müdürlüğünce tayini halinde erteleme süresinde kalan süre için işleyecek faizin davacı tarafça teminatlandırılması halinde satışın durdurulmasına, aksi takdirde satışın durdurulmayacağım.... karar verildiği şikayete konu takibin ise 18.08.2010 tarihinde yapıldığı dosya kapsamında anlaşılmıştır.
Şu durumda; borçlu aleyhine, takip yapılmamasına dair bir ihtiyati tedbir kararının bulunması ve bu tedbir kararından sonra alacaklının borçlu aleyhine icra takibine girişme olanağı bulunmadığından, böyle bir takibin mevcudiyeti halinde bu takibin iptaline karar verilmesi gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere, itirazla şikayet kurumlarının mahiyeti ve usulü itibariyle farklı kurumlar olmasına göre, H.G.K.'nca da benimsenen ve aynı yöne işaret eden Özel Daire bozma ilamına uyularak, şikayet yoluyla icra takibinin iptalini istemekte davacının hukuki yararı bulunduğu kabul edilip, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, icra dairesine yapılan itirazla takibin durduğu ve ortada tedbirin uygulanmamasından kaynaklanan herhangi bir uyuşmazlık da bulunmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Direnme kararı bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı H.U.M.K.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunun 366/III. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.11.2012 oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy