(5271 S. K. m. 53, 63, 116, 142, 143, 170, 225, 308)
Dava: Sanık C.'in mala zarar verme suçundan mahkumiyetine dair Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08/10/2009 tarihli ve 2010/196 E., 2009/629 K. sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/03/2012 gün ve 2012/49168 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, dairemizin 20/09/2012 gün ve 2012/7247 Esas 2012/41809 sayılı kararıyla hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla işlenen Suçlara ilişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Sanık C.'ın müştekiler Mehmet ve Sait'e yönelik mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararının düzeltilerek onanmasına dair dairemizin 20/09/2012 gün ve 2012/7247 Esas, 2012/41809 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hale getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddi varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilan yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19/02/2013 gün ve 2012/1477 Esas 1013/63 Karar sayılı ilamında ve emsal yargı kararlarında da belirtildiği üzere, Cumhuriyet Savcısının iddianame düzenleme yetkisine ilişkin olan 5271 sayılı CMK'nın 170. ve aynı yasanın hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi başlıklı 225. maddesindeki; Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir şeklindeki düzenlemeler gereğince, mahkemece hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Bu açıklamalar kapsamında,
Somut olayda; sanığın, müştekiler Mehmet ve Sait'e yönelik işlediği kayısı hırsızlığı olayına ilişkin olarak Kardeş olan her iki müştekiye ait kayısıların, Ağustos 2008 tarihinde gece geç saatlerinde H........Çiftliği Köyü'nde bulunan duvar ile çevrili bahçesine girilmek suretiyle, şüpheliler Ahmet, C. ve çocuk şüpheli Serkan'ın bahçe içerisine serili 150 kg kadar kayısıyı çaldıkları şeklindeki anlatıma yer verildiği, yine iddianamede bu müştekilere yönelik işlenen suça ilişkin sevk maddelerinin TCK'nun 142/1-b, 143, 53, 63, 116/1-4, 53, 63 maddeleri şeklinde gösterildiği, dolayısıyla iddianamede bu müştekilere yönelik zarar verme suçuna ilişkin bir iddia ve anlatıma yer verilmediği gibi mala zarar verme suçundan sevk maddesinin de bulunmadığı anlaşıldığından sanık C. hakkında, iddianame ile dava açılmayan, ek iddianame konusu da yapılmamış olan müştekiler Mehmet ve Sait'e karşı mala zarar verme suçundan mahkumiyetine karar verilerek fazla cezaya hükmedilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy