(2821 S. K. m. 25) (YHGK. 15.11.2000 T. 2000/9-1195 E. 2000/1695 K.)
Dava: Taraflar arasındaki sendika genel kurulu kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 1. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12.11.2010 gün ve 2010/238 E.2010/798 K. Sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 15.02.2011 gün ve 2010/51913 E.2011/3366 K.sayılı ilamı ile;
(... Davacı vekili davacının, sendikanın 2004 yılında yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ve daha sonra yapılan 2005 ve 2006 yılları olağan genel kurul toplantılarında genel başkan olarak seçildiğini, 06-07.02.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısı sonucunda genel başkanlığa aday olmadığını, bu olağan genel kurul toplantınsın Türk Medeni Kanunu'nun derneklere ait hükümlerine ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu hükümlerine ve Sendika Tüzüğüne aykırı olarak yapıldığını beyan ederek, 06-07.02.2010 tarihinde yapılan Türkiye Çimento Seramik Toprak ve Cam Sanayi İşçileri Sendikasının olağan genel kurulunda alınan kararların tüm sonuçları ile birlikte iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davacı 07.05.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile, 06-07.02.2010 tarihinde davalı sendikanın yapmış olduğu olağan genel kurulda alınan kararların tüm sonuçlarıyla iptalini ve yeniden yapılacak olan genel kurulun aynı delegelerle yapılmasına ve bu genel kurul yapımı için sendikaya kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde davacı R. Ş.'ın sendika üyesi olmadığı için aktif husumet ehliyetine sahip olmadığını, 2004 yılında Çimse-İş sendikası genel başkanlığına seçildiğini ve 06-07 Şubat 2010 tarihli olağan genel kurul toplantısına kadar anılan görevi sürdürdüğünü, iptalini istediği olağan genel kurul toplantısında başkanlığa aday olmayarak yöneticilik görevinden ayrıldığını, ayrıca davacının 01.06.2001 tarihinde emekli olduğunu sendikalar kanununun 25. Maddesinin 4.fıkrasına göre sendika üyeliğinin sona erdiğini ve olağan genel kurul toplantısının usul ve yasalara uygun olarak yapıldığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının iptalini istediği olağan genel kurul toplantısında başkanlığa aday olmayarak yöneticilik görevinden ayrıldığı, ayrıca 01.06.2001 tarihinde emekli olduğu, Sendikalar Kanunun 25.maddesinin son fıkrasında, bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum ve sandıklardan yaşlılık emeklilik veya malullük veya toptan ödeme alarak işten ayrılan işçilerle, iş kolunu değiştiren işçilerin sendika üyeliğinin sona ereceği ancak yöneticilerin sendika üyeliği görevleri süresince ve yeniden seçildikleri sürece devam edeceğinin düzenlendiği, buna göre davayı açtığı sırda emekli olan ve yeniden yapılan genel kurulda aday olmayan davacının sendika üyeliğinin sona erdiği, üyeliği sona erdiğinden dava açma ehliyetinin ve hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler de gözetilerek somut olay ele alındığında:
Karar: Davacının 2004 yılından itibaren davalı işçi sendikasının genel başkanı olarak görev yaptığı;
Genel başkanlık görevi devam ederken 01.06.2001 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığı bağlandığı;
Dava konusu 06-07.02.2010 tarihli olağan genel kurulda genel başkanlığa aday olmadığı ve 2821 sayılı Kanunun 25/son kapsamına giren başka bir yönetim görevi de almadığı;
01.10.2008-07.02.2010 tarihleri arasında sendika genel başkanlığı nedeniyle davalı sendikacı işveren sıfatıyla, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmasının kuruma bildirildiği;
Dosya kapsamıyla belirgindir.
Davacı, hizmet akdi ile çalışıp, davalı işçi sendikasının üyesi ve genel başkanı iken emekli olmuş ve 01.06.2001 tarihinde yaşlılık aylığı almaya başlamıştır.
Böylece hizmet akdiyle çalışması sona ermekle, kural olarak sendika üyeliği de sona ermesi gerekirken yeninden aday olmadığı 07.02.2010 tarihine kadar davalı işçi sendikasının genel başkanı olarak görev yaptığı için 2821 sayılı Kanunun 25/son maddesinde yer alan istisnai hükmün kapsamında kalmakla, bu madde gereğince işçi sendikası üyeliğinin devam etiğinin kabulü gerekir.
Vurgulamakta yarar vardır ki, yaşlılık aylığı alması nedeniyle kural olarak sendika üyeliği sona ermesi gereken sendika yöneticisi davacının salt bu yöneticilik görevi nedeniyle ve Kanunun açık hükmü gereği kendiliğinden devam eden sendika üyeliğinin varlığı karşısında; davalı sendikanın işveren sıfatıyla, davacının yaşlılık aylığının bağlanmasından sonra devam eden yöneticilik görevinin yeniden çalışma olgusu kapsamında kabul edilerek, kuruma bildirilmesi ve sigorta destek primi yatırılması da, her iki olgunun da yöneticilik göreviyle ilgili olması karşısında varılacak sonuca etkili görülmemiştir.
Ne var ki, davacının istisnai nitelikteki bu hüküm nedeniyle varlığı kabul edilen sendika üyeliğinin devamı da, yine bu üyeliğine mesnet teşkil eden işçi sendikasındaki görevinin devam etmesine bağlıdır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 15.11.2000 gün ve 2000/9-1195E, 2000/1695 K.sayılı kararında da, yönetici sıfatıyla katıldığı olağan genel kurulda yeniden yöneticiliğe seçilemeyen kişinin delegelik sıfatının yöneticiliğe seçilmediği toplantı tarihi itibariyle sona ereceği ilke olarak kabul edilmiştir.
Nitekim davacının, yaşlılık aylığı almasına karşın sendika genel başkanlığı görevi nedeniyle devam eden sendika üyeliği; 07.02.2010 tarihli olağan genel kurulda yeniden aday olmayarak genel başkanlık görevini bırakması ve sendika üyeliğinin devamına olanak sağlayan başkaca bir görev de üstlenmemesi nedeniyle, yine bu tarih itibariyle ve bu konuda bir karar alınmasına gerek bulunmaksızın, kendiliğinden sona ermiştir.
O halde, Yerel Mahkemenin, yaşlılık aylığı almakta olan davacının işçi sendikası üyeliğinin, sendika yöneticiliği görevinin sona erdiği 07.02.2010 tarihinde kendiliğinden sona erdiği ve dava tarihi itibariyle sendika üyesi olmadığının kabulü ile davanın taraf sıfatı yokluğundan davanın reddine dair ilk kararı ve bu kararda direnmesi usul ve yasada uygun olup; direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy