(4721 S. K. m. 206, 225) (8. HD. 14.12.2010 T. 2010/4878 E. 2010/6095 K.)
Dava ve Karar: Davacı A. P. vekili, tarafların çalışmaları sonucunda elde ettikleri gelirlerle evlilik birliği içinde edinilerek davalı eş adına kayıtlanan dava dilekçesinde ada ve parsel numaraları yazılı 6 parça taşınmazla plakaları yazılı 3 adet araç bulunduğunu, ayrıca taraflar adına ortak olan hesaptan davalı tarafından 08.10.2001 tarihinde çekilerek götürülen 60.000 Gulden para olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu mal varlığının edinilmesine vekil edeninin sağladığı katkılara karşılık olmak üzere 113.000 TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiş ve daha sonra ıslahla isteğini 234.620 TL'ye çıkartmıştır.
Davalı Veysel P. vekili ise; uyuşmazlık konusu mal varlığının 01.01.2002 tarihinden önce edinildiğini bu nedenle uyuşmazlığın edinilmiş mallara katılma rejimi kuralları uyarınca çözülemeyeceğini, tarafların halen evli olduklarını ve eldeki davanın vekil edeni üzerinde baskı kurmak için açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 140.896,60 TL katkı payı alacağının 113.000 TL'sinin dava tarihinden, 27.896,60 TL'sinin ise ıslah tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairenin 14.12.2010 tarih 2010/4878 Esas 2010/6095 Karar sayılı ilamı ile "
görülmekte olan davanın açılma tarihi 12.11.2001 tarihi olduğuna ve taraflar halen evli bulunduğuna göre davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılması gerektiği, Aile Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu
" gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilmiş, yapılan yargılama sonunda davacının davasının kısmen kabulü ile 140.896,60 TL katkı payı alacağının 113.000 TL'sinin dava tarihinden, 27.896,60 TL'sinin ise 12.11.2004 ıslah tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin toplam 93.723,40 TL isteğin ise reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasında bulunan kayıt ve belgelere göre; tarafların 13.01.1976 yılında evlendikleri ve halen evli oldukları, eldeki davanın konusunu oluşturan mal varlığının 01.01.2002 tarihinden önce edinildiği ve taraflar arasında bir boşanma davasının da bulunmadığıanlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki mal rejimi sona ermeden (TMK.nun 206, 225.m) katkı payına dayalı olarak dava açılma imkanı bulunmamaktadır. Diğer ifadeyle katkı payına dayalı dava açılabilmesi için taraflar arasındaki mal rejiminin sona ermiş olması ön şarttır. Eldeki davada tarafların evliliklerinin halen devam ettiği ve aralarındaki mal rejiminin de herhangi bir sebeple sona ermediği anlaşıldığına göre ön şart gerçekleşmediğinden davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 825 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine ve 2093,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 27.12.2011 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy