(6100 S. K. m. 123) (1086 S. K. m. 185)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Göynük Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.01.2013 gün ve 2010/52 E. 2013/9 K. sayılı hükmün bozulmasına dair 12.09.2013 gün ve 2013/9245 E. 2013/12447 K. sayılı kararın düzeltilmesi taraf vekilleri tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairece ....Dava ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali tescil isteğine ilişkin olup öncelikle ehliyetsizlik iddiasının yöntemince araştırılması, sonucuna göre işlem yapılması.... gereğine değinilerek bozulmuştur.
Davacılar vekili 06.07.2012 tarihli oturumda ... muvazaa iddiamız ispatlanmıştır, ehliyetsizlik hususunda sağlık kurulu raporu alınması isteğimizi atiye terk ediyoruz.. ... yönünde beyanda bulunmuş, davalı vekili ise yargılama aşamasında atiye terki kabul ettiklerine dair açıkça beyanda bulunmamış, ancak karar düzeltme dilekçesinde davacıların ehliyetsizlik iddiasını atiye terk isteklerine itirazları olmadığını, mirasbırakanın ehliyetli olduğunu, yerel mahkeme kararının esastan bozulması gerektiğini belirtmiştir.
1086 sayılı HUMK'da ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'da davanın atiye bırakılması şeklinde bir kavram ve müessese bulunmamaktadır. Davanın atiye terki (bırakılması) deyimi, davanın geri alınması anlamına gelir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 123. maddesi (eski 1086 sayılı HYUY'nın 185/1 maddesi) uyarınca Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Davacının atiye terk (davayı geri alma) isteğine, davalının karşı çıkmaması ve açıkça rıza göstermesi gereklidir. Zımni muvafakat davayı geri almak için yeterli değildir.
Somut uyuşmazlıkta davacı 06.07.2012 tarihli oturumda ehliyetsizlik iddiasını atiye tek etmiş, aynı oturumda hazır bulunan davalı vekili bu isteğe karşı çıkmamış ise de açıkça rıza da göstermemiştir. Bu durumda davacının atiye bırakma isteğine yargılama aşamasında davalı açıkça muvafakat etmediğinden bozma ilamı karar tarihi itibariyle doğrudur. Ne var ki davalı karar düzeltme dilekçesinde davacının atiye terk isteğini açıkça kabul etmiştir. Bu durumda HMK'nin 123. maddesindeki koşullar karar düzeltme aşamasında gerçekleştiğinden ehliyetsizlik iddiası yönünde inceleme ve araştırma yapmaya gerek kalmamıştır.
Sonuç: Bu durumda, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüne, davalı vekilinin ehliyetsizlik nedeniyle ileri sürdüğü karar düzeltme isteklerinin kabulüne, diğer hususlar HUMY'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymadığından reddine, Dairenin 12.09.2013 gün ve 2013/9245E-2013/12447 K sayılı bozma kararının ortadan kaldırılmasına, dosya içeriğine, toplanan delillere hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mahkemenin 18.01.2013 gün ve 2010/52E-2013/9 K sayılı kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı 25.20.-TL. onama harcının temyiz eden davacıdan ve 1.700.55.-TL bakiye onama harcının da diğer temyiz eden davalıdan alınmasına, 24.06.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy