(818 S. K. m. 66)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Elazığ 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 23.02.2012 gün ve 2010/524 E. 2012/74 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.06.2012 gün ve 2012/10881 E. 2012/15928 K. sayılı ilamı ile;
(...Davacı vekili; müvekkilinin 07.10.1996 tarihli sözleşmeyle dava dışı yükleniciden taşınmaz satın alıp, bedelini de ödediğini, yüklenicinin arsa sahibiyle arasında çıkan sorunlar nedeniyle inşaatı tamamlaması üzerine davalı arsa sahibinin davacının yükleniciye ödediği parayı davacıya ödemeyi taahhüt ettiğini belirterek; davalı arsa sahibinin taahhüdüne istinaden, satışı taahhüt edilen dairenin 2010 rayiç bedeli üzerinden hesaplanacak alacağın, davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının talebinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğu, BK. 66 ncı maddesi gereğince davacının 19.10.2000 tarihli belgenin tanziminden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinde dava açması gerektiği halde 1 yıllık sürede talepte bulunmadığı için davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının davasına dayanak yaptığı 19.10.2000 tarihli belge içeriğinde; davacıya daire verilmeyeceği, bunun yerine davacının ödediği paranın iade edeceği davalı tarafından taahhüt edilmiştir. Davalı, davacının dayandığı bu belgenin rızası hilafına hazırlandığını savunmuştur. Mahkemece; bu belgenin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliği taşımadığı gerekçesiyle imza ve içerikle ilgili sıhhat araştırması yapılmamıştır.
Mahkemece öncelikle bu belgenin sıhhati konusunda gerekli araştırmalar yapılarak, belgenin hukuken geçerli kabul edilebilir nitelikte olduğunun belirlenmesi halinde, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin varlığı kabul ederek, on yıllık zamanaşımı süresi esas alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; yazılı ve yanılgılı gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Davacı, 07.10.1996 tarihli sözleşmeyle dava dışı yükleniciden bağımsız bölüm satın aldığını, bedelini ödediğini, yüklenicinin, davalı arsa sahibiyle arasında çıkan sorunlar nedeniyle inşaatı tamamlamaması üzerine, davalı arsa sahibinin, davacının yükleniciye ödediği parayı davacıya ödemeyi taahhüt ettiğini belirterek, satışı taahhüt edilen dairenin 2010 rayiç bedeli üzerinden hesaplanacak alacağın, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının dava dışı yükleniciden bağımsız bölüm satın aldığını, yükleniciyle kendisi arasında düzenlenen sözleşmenin yüklenicinin edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle feshedildiğini, davacının yüklenicinin halefi olarak da bir hak talep edemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının talebinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğundan mülga BK'nun 66 ncı maddesi gereğince 19.10.2000 tarihli belgenin tanziminden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinde dava açması gerektiği halde, 1 yıllık sürede talepte bulunmadığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine; Özel Daire'ce metni aynen yukarıda başlık bölümünde yazılı olan ilamla bozulmuş; yerel mahkeme, önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararını, davacı vekili temyize getirmektedir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut uyuşmazlıkta sözleşmeye ilişkin 10 yıllık zamanaşımı süresinin mi, yoksa sebepsiz zenginleşmeye ilişkin 1 yıllık zamanaşımı süresinin mi uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Somut olayda, davalı arsa sahibiyle dava dışı yüklenici C. Y. arasında 21.08.1995 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi ve Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi düzenlendiği, yüklenicinin sözleşme gereği kendisine düşen bağımsız bölümlerden birisini, 07.10.1996 tarihinde davacıya haricen sattığı, daha sonra davalı arsa sahibiyle yüklenici arasındaki sözleşmenin feshedildiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı eldeki davada, davalı tarafından düzenlendiği ve imzalandığını iddia ettiği 19.10.2000 tarihli Tutanak başlıklı belgeye dayanmıştır. Bu belgede, M. T.'nin haricen satın almış olduğu boş arsadaki daire kendisine verilmeyecektir. Ancak ödemiş olduğu para tarafımdan iade edilecektir
ibaresi yazmakta olup davalının da imzası bulunmaktadır. Davalı, belge içeriğinden haberi olmadığını, imza attığını hatırlamadığını savunmuştur. Söz konusu belge davacının iddiaları doğrultusunda, davalı tarafından düzenlenmiş ve imzalanmış ise, bu durumda taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğu ve tarafların sözleşme gereğince edimlerini yerine getirmesi gerektiği kuşkusuz olup, bu durumda davada 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir.
Bu durumda, mahkemece öncelikle bu belgenin sıhhati konusunda gerekli araştırma yapılarak, belgenin hukuken geçerli kabul edilmesi halinde sözleşmeye ilişkin 10 yıllık zamanaşımı süresi esas alınarak, ortaya çıkacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir. Bu bakımdan direnme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının yukarıda açıklanan ve HGK'ca da benimsenen, özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 s. kanunun 30. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429 uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, aynı kanunun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 16.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy