(4046 S. K. m. 22) (406 S. K. Ek. m. 29) (6100 S. K. m. 114, 115) (375 S. KHK m. 3, Ek. m. 3)
Dava: Taraflar arasındaki denge tazminatından kaynaklanan fark ücret alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya 3. İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 05.07.2012 gün ve 2011/384 E. 2012/419 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2012 gün ve 2012/23178 E. 2012/29731 K. sayılı ilamı ile;
(
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işverenliğin özelleştirilmesi sonrasında kamuya nakil haklarını saklı tutarak iş sözleşmesi imzalandığını, maaş nakil bildiriminin davalı tarafından düzenlendiğini, aylık ücretlerinin davalı tarafça ödendiğini, davalı işveren kurumdan geçiş yapan müvekkilinin maaş nakil bildiriminin 4046 s. Kanun'un 22 nci maddesi ve 406 s. Kanun'un Ek 29 uncu maddesine uygun düzenlenmemesi nedeniyle dava konusu artış ve zamların eklenerek düzenleme tarihi itibariyle yeniden tespitine, müvekkilinin işveren davalı kurumda çalıştığı sürelerde hak ettiği ancak kendisine ödenmeyen ve davalı kurumun hatalı maaş nakil bildirimi nedeniyle müvekkilinin halen çalıştığı kurumunda eksik maaş almasına sebep olduğu tutarların yıllar itibariyle değişen ek ödeme ve denge tazminatlarının ve buna bağlı olarak değişen maaş tutarına uygulanan ikramiye tutarları farkının fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik özelleştirme tazminatından kesilen denge tazminatı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kurum işleminin yürürlükteki mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davalıya ait kurumda çalışırken davalı işyerinin özelleştirilmesi nedeniyle davacının nakle tabi personel statüsünde bir süre davalı işyerinde çalıştıktan sonra 15.12.2010 tarihinde davalı işyerinden ilişiği kesilerek Konya Bayındırlık İl Müdürlüğü emrinde memur olarak göreve başladığı, davalı işyerinde çalışırken 01.01.2006 - 27.09.2010 tarihleri arasında 5473 s. Kanun ile 375 sayılı KHK'nın 3 üncü maddesinde eklenen hüküm gereğince ek ödeme tutarını talep koşullarının oluştuğu, Maliye Bakanlığı tarafından kamu kurum ve kuruluşlarının uygulaması gereken ek ödeme dönem ve tarihlerine göre davacının talep edebileceği ek ödeme miktarının bilirkişi raporuyla tespit edildiği gerekçesiyle talebin kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık 399 s. Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek II. cetvelinde yer alan ve özelleştirme sonucu hissesi devredilen davalı kurumda TİP 2 sözleşmesiyle nakle tabi olarak çalışan davacının davalının özelleştirmeden önce tabi olduğu ve özelleştirmeyle bazı hükümleri değişen 406 s. Kanun'un Ek. 29 uncu maddesi kapsamındaki düzenleme ve sözleşmedeki hüküm nedeni ile 375 sayılı KHK'nın Ek 3 maddesi ve 399 sayılı KHK'nın Ek II. cetvelinde yer alan kurumlarda çalışan sözleşmeli personele yapılan artışlardan yararlanıp yararlanmayacağı, nakledilirken bu artışların yer aldığı ücreti gösteren nakil maaş ilmühaberinin buna göre düzenlenmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta normatif dayanaklar 406 s. Kanun'un Ek. 29 uncu maddesi, 375 sayılı KHK'nın Ek 3 üncü maddesi, 399 sayılı KHK'nın Ek. II cetveli ve bu kanun hükmünde kararnamelere dayanılarak çıkarılan 2006/1, sayılı tebliğ yanında taraflar arasındaki sözleşme hükümleridir.
406 s. Kanun'un 29 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasının birinci cümlesine göre399 s. Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak sözleşmeli personel ve kapsam dışı personel statüsünde çalışanlar hakkında, 4046 s. Kanunun 22 nci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrası hükümlerinin uygulanmasında, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki unvanları esas alınarak Yönetim Kurulunca 15.04.2004 tarihi itibarıyla bu unvana göre belirlenmiş olan ücret ve diğer mali haklarına bu tarihten Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde kamu görevlilerine yapılacak artış oran ve/veya miktarları uygulanmak suretiyle bulunacak tutar dikkate alınır. Kapsam dışı personelden Devlet Personel Başkanlığına bildirilenlerin 15.04.2004 tarihi itibarıyla unvanlarına göre ücretinin belirlenmemiş olması durumunda, benzer görevlerde bulunanlar dikkate alınarak bu tarih için ücret ve diğer mali hakları tespit etmeye Yönetim kurulu yetkilidir.
Davalıyla nakle tabi kapsam dışı personel arasından imzalanan TİP 2 sözleşmenin 7 nci maddesindeki kurallara göre ise Nakil hakkını saklı tutan çalışanın ikramiye, yardım vs gibi mali ve özlük hakları için iş mevzuatına tabi kapsam dışı personel esaslarında yer alan hükümler uygulanır (2.f). Ancak ücretlerde yapılacak artış oranı, kamudaki memur maaş artış oranında olacaktır (3.f).
Diğer taraftan özelleştirme uygulamaları nedeniyle nakilleri düzenleyen 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu'nun 22/5 maddesinde özelleştirme nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen sözleşmeli ve iş kanunlarına tabi personelin Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına göre almakta oldukları ücret yanında, bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları ikramiye, ek ödeme gibi vs ek ödemelerin de sabit bir değer olarak bildirileceği hükmünü içermektedir.
Gerek kanuni düzenleme ve gerekse sözleşmedeki hükümler dikkate alındığında, davalı kurumda özelleştirme öncesi kapsam dışı olarak çalışan ve 399 sayılı KHK hükümlerine tabi olarak ücreti belirlenen davacının özelleştirme sonrası çalıştıktan sonra nakledildiği tarihe kadar kamuda aynı statüde çalışanlar için getirilen özlük haklarından yararlandırılarak, nakil edildiklerinde haklarının korunması amaçlanmıştır. Kısaca davacı kapsam dışı olarak kamuda çalışmış gibi sayılmaktadır.
Danıştay İdari Dava Daireleri'nin 07.04.2011 gün ve 2011/55-205 sayılı kararına göre yasal düzenlemeyle Türk Telekom A.Ş.'nin özelleştirilmesi sonucunda, işlevsel görevlerde bulunan ve ikamesi kısa sürede imkansız personelin isteklerine bağlı olarak makul bir süre kamu görevlerinden aylıksız izinli sayılarak özel hukuk tüzel kişisinde çalışmalarına olanak sağlandığı, söz konusu personelin, aylıksız izinli olarak geçen sürede kamu personeli statülerinin devam ettiği, İmtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetini yürütmek hakkını elde eden davalı şirkete, devir sonrasında yetişmiş personel yetersizliği nedeniyle doğabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi için, 406 sayılı Yasa hükümleriyle tanınan ayrıcalıkların sonucu olarak da, bünyesinde belli süreyle çalışmaya devam eden söz konusu personelin kamu kurumlarına naklen atanmasının sağlanması amacıyla kimi görevler yüklendiği, 406 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davalı şirket tarafından, hak sahibi personelinin Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi, bildirimle beraber personelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler bulunduğu, bu işlemlerin idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği, söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları, davalı şirketin, Telekomünikasyon Kurumuyla Türk Telekom arasında imzalanan Telekomünikasyon Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi ile belli bir kamu hizmetini yürütmek görev ve yetkisiyle donatıldığı, bu görev ve yetkiler dahilinde bazı kamusal ayrıcalıkları ve yükümlülükleri bulunduğu, belirtilen statüsü ve özel yasa hükümleri gereğince bazı kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere sahip olması nedeniyle davalı şirketin, herhangi bir özel hukuk tüzel kişisinden farklı bir hukuki statü içinde bulunduğu, bu durumda, imtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetinin yürütmekle görevli ve yetkili kılınması nedeniyle, diğer özel hukuk tüzel kişilerinden farklı olarak kimi kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere tabi olan, 406 sayılı Yasa hükümleri ile, kamu kurumlarına nakil hakkı bulunan personeliyle ilgili olarak bazı kamusal görevler yüklenen davalı şirketin, belirtilen görevleri kapsamında tesis ettiği işlemlerin idari işlem niteliğinde olduğu ve bu işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görevinde bulunduğu kabul edilmiştir.
Danıştay İdari Dava Dairelerinin gerekçeleri Dairemizce de benimsenmiştir. Gerçekten özelleştirmeden önce statü hukuku hükümlerine tabi davacı niteliğindeki personel, özelleştirme sonrası belirli bir süreliğine davalıyla özel hukuk hükümlerine tabi olarak iş sözleşmesi kapsamında çalıştırılmakta, nakledildiğinde tekrar statü hukuku kapsamına girmektedir. Davacının iş sözleşmesiyle çalıştığı dönemde, davalı şirkete davacının ücreti konusunda artış oranının, kamudaki memur maaş artış oranında olacağı yönünde yükümlülük getirildiği gibi 406 s. Kanun hükümleri uyarınca davalı şirkete, hak sahibi personeli Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi, bildirimle beraber personelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler yaptırıldığı görülmektedir. Bu işlemler idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği, söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları açıktır. İdari işlemlerle ilgili uyuşmazlığın ise adli yargı yerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir.
Mahkemece davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b maddesi uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle aynı Kanun'un 115/2 nci maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır
)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Karar: Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, denge tazminatından kaynaklanan fark ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, kamu iktisadi devlet teşebbüsü olan davalı yanında şebeke teknisyeni kadrosunda sözleşmeli memur olarak çalışmakta iken, özelleştirme sonucu 4046 s. Kanun'un 22 nci maddesi çerçevesinde hizmetine ihtiyaç duyulmayan personel olarak kamuya aktarılması için Devlet Personel Başkanlığına bildirilip, Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğünde 657 s. Kanun'a tabi devlet memuru teknisyen olarak göreve başladığını, 5473 s. Kanunla değişik 375 sayılı KHK Ek 3/1 maddesi uyarınca kamu personeline, 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere denge tazminatı (ek ödeme) ödemesi yapılmasının öngörüldüğünü ve artışların katsayı artışlarına endekslendiğini, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 29/3 üncü maddesinin sözleşmeli ve kapsam dışı personel statüsünde çalışanlar hakkında 4046 s. Kanun'un 22 nci maddesi gereğince unvanları esas alınarak yönetim kurulunca 15.04.2001 tarihi itibari ile bu unvanlara göre belirlenmiş olan ücret ve diğer mali haklarına, bu tarihte devlet personel başkanlığı'na bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde kamu görevlerine yapılacak artış oran ve/veya miktarlar uygulanmak suretiyle bulunacak tutar dikkate alınır hükmü uyarınca ve 05.05.2006 tarihli Yüksek Planlama Kurulu kararıyla kamu iktisadi teşebbüslerinde çalışan tüm personelin söz konusu haklardan yararlandırılmasına karar verildiği halde, bu ödemelerin maaş nakil ilmuhaberinde gösterilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, maaş nakil ilmuhaberine esas ücretinin belirlenmesiyle denge tazminatı alacağının yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Telekom AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle, Türk Telekom'un özelleştirilmesi nedeniyle şirket hisselerinin devrinin 14.11.2005 tarihi itibariyle gerçekleştirildiğini, şirkette kamuya nakil hakkını saklı tutmak kaydıyla çalışmaya devam eden personel yapılan iş sözleşmelerinde ücretlere yapılacak artış oranının kamudaki memur artış oranında olacağının ifade edildiğini, bu tespit yapılırken memurlara her yıl yapılan genel maaş zammının ifade edildiği, tüm kamu personelini kapsamayan özel nitelikteki zamların bu madde içerisinde değerlendirilmesinin sözkonusu olamayacağını, dava konusu 5473 s. Kanunla öngörülen ödemeler bir zam niteliğinde olmayıp, ücretin yanında getirilen ek ödeme şeklinde olduğundan, şirkette çalıştığı dönemle ilgili dava açan personele geriye yönelik (zam farkı) fark ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, davanın kabulü halinde nakil olan personelin maaş nakil ilmühaberleri yeniden düzenlenerek, ek ödemeler bundan sonraki süreçte Hazineye ek külfet getireceğinden davanın Maliye Bakanlığına ihbarı gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Yerel Mahkemece, 5473 s. Kanun ile 375 sayılı KHK'nin 3 üncü maddesine eklenen hüküm gereğince davacının davalı yanında çalıştığı dönem için ek ödeme tutarını talep koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire tarafından yukarıda yazılı gerekçelerle bozulmuş, Mahkemece; iptali istenen işlemin tesis edildiği tarihte davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin olması karşısında idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan, ayrıca idare mahkemesinde bir davanın görülebilmesi için davalı tarafındaki bulunan hasmın kamu kuruluşu niteliğinde bulunması gerektiği, oysa bu davadaki davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş.'yi temsilen Konya İl Müdürlüğü'nün kamu kuruluşu vasfı özelleştirme işleminden sonra son bulduğundan, uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair hükümde direnilmiştir.
Direnme hükmü, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 5473 s. Kanun'a dayalı olarak denge tazminatından kaynaklanan fark ücret alacağına ilişkin davalarda adli yargı mahkemelerinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun, 18.06.1994 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 4000 s. Kanun'la değiştirilen 1 inci maddesi uyarınca, Posta işletmesi Genel Müdürlüğü'nce yürütülen telekomünikasyon hizmetlerinin sermayesinin tamamı kamu kesimine ait olacak bir anonim şirket şeklinde yapılandırılması suretiyle kurulmuş ve 233 ile 399 s. Kanun Hükmünde Kararnamelere tabi bir kamu iktisadi kuruluşu statüsü verilmiştir
29.01.2000 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Telekom AŞ'nin özelleştirilmesi amacıyla yapısının yeniden düzenlenmesine yönelik kurallar getiren 4502 s. Kanun'un 1 inci maddesi ile, 406 s. Kanun'un 1 inci maddesine eklenen dokuzuncu fıkrada, Telekom'un, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olduğu, Kamu İktisadi Teşebbüslerinin kuruluş, teşkilat ve faaliyetleriyle ilgili mevzuatın Telekom'a uygulanmayacağı kuralına yer verilmiş; anılan kural, 23.05.2001 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4673 s. Kanun'un 1 maddesiyle değiştirilmiş ve Telekom'un, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olduğu, bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kamu iktisadi teşebbüsleri de dahil, sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan kamu kurum, kuruluş ve ortaklıklarına uygulanan mevzuatın Telekom'a uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Ayrıca Türk Telekom AŞ, 4502 s. Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi ile 233 sayılı KHK'nin ekindeki B-Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK) bölümünde yer alan kuruluşlar listesinden çıkarılmıştır.
4502 ve 4673 s. Kanun'lar ile yapısı yeniden düzenlenen Türk Telekom'da çalışan personelin hukuki statüsü de, 406 s. Kanun'a 4502 s. Kanunla eklenen Ek 22 nci maddeyle yeniden düzenlenmiş ve anılan maddede Türk Telekom'daki kamu payı %50'nin altına düşünceye kadar, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliklerine atanacaklar dışında kalan personelin iş mevzuatı uyarınca istihdam edileceği, iş mevzuatına göre istihdam edilenlere ilişkin kayıt ve şartların Yönetim Kurulu tarafından tayin olunacağı kurallarına yer verilmiş, ayrıca, aynı Kanun'un Geçici 4 üncü maddesinde, 4502 s. Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte Türk Telekom'da 399 s. Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta olanlardan isteyenlerin iş mevzuatına tabi personel statüsüne geçirileceği, iş mevzuatına tabi personel statüsüne geçmek istemeyenlerin mevcut statü, sosyal ve özlük haklarıyla istihdamlarına devam olunacağı kurala bağlanarak, iş mevzuatına geçmek istemeyenlerin mevcut statü, sosyal ve özlük hakları korunmuştur.
Hisselerin fiilen devredildiği ve Telekomünikasyon Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi'nin imzalandığı 14.11.2005 tarihinden sonra, hisselerinin yüzde elliden fazlası özel hukuk tüzel kişisine geçen Türk Telekom kamu kuruluşu niteliğini kaybetmiştir.
Ancak, 406 s. Kanun'un Ek 29 uncu maddesinin, 5398 s. Kanun'un 14 üncü maddesiyle değişik birinci fıkrasında, özelleştirme tarihi itibarıyla Türk Telekom'da çalışmakta olan personelin haklarının korunması amacıyla, hukuki statülerini ve kamu kurumlarına nakil olanaklarını belirleyen bazı özel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekom'da, Ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen asli ve sürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 399 sayılı KHK'ye tabi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamu görevlerinden yüz seksen gün aylıksız izinli sayılacaktır. Aynı maddeye göre, bu personel belirtilen süre içinde Türk Telekom'da çalışmaya devam edecek mali ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanacak, belirtilen süre içinde nakle tabi personelden Türk Telekom tarafından hizmetine ihtiyaç duyulmayanlar tespit edildikleri tarihten, kendi isteğiyle nakil talep edenler ise talep tarihinden itibaren en geç doksan gün içinde nakil için Türk Telekom tarafından Devlet Personel başkanlığına bildirileceklerdir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında Telekom AŞ.'nin özelleştirilmesi sonucunda, işlevsel görevlerde bulunan ve ikamesi kısa sürede imkansız personelin isteklerine bağlı olarak makul bir süre kamu görevlerinden aylıksız izinli sayılarak özel hukuk tüzel kişisinde çalışmalarına olanak sağlandığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, söz konusu personelin, aylıksız izinli olarak geçen sürede kamu personeli statüleri devam etmektedir.
Diğer yandan, İmtiyaz Sözleşmesi ile bir kamu hizmetini yürütmek hakkını elde eden davalı şirkete, devir sonrasında yetişmiş personel yetersizliği nedeniyle doğabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi için, 406 s. Kanun hükümleriyle tanınan ayrıcalıkların sonucu olarak da, bünyesinde belli süreyle çalışmaya devam eden söz konusu personelin kamu kurumlarına naklen atanmasının sağlanması amacıyla kimi görevler yüklenmiştir.
Bu görevler kapsamında 406 s. Kanun hükümleri uyarınca davalı şirket tarafından, hak sahibi personelinin Devlet Personel Başkanlığı'na bildirilmesi, bildirimle beraber personelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler bulunmaktadır.
Sayılan işlemler, idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurmakta ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlemekte esas alınmaktadır.
Belirtilen nitelikleriyle, söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davalı şirketin belirtilen statüsü ve özel yasa hükümleri gereğince bazı kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere sahip olması nedeniyle herhangi bir özel hukuk tüzel kişisinden farklı bir hukuki statü içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle diğer özel hukuk tüzel kişilerinden farklı bir ilişkisi bulunan tüzel kişilerin bazı işlemleri, nitelikleri esas alınmak suretiyle de idari işlem niteliğindedir.
O halde, imtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetini yürütmekle görevli ve yetkili kılınması nedeniyle, diğer özel hukuk tüzel kişilerinden farklı olarak kimi kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere tabi olan, 406 s. Kanun hükümleriyle kamu kurumlarına nakil hakkı bulunan, diğer bir ifadeyle kapsam dışı nakle tabi personeliyle ilgili olarak bazı kamusal görevler yüklenen davalı şirketin, belirtilen görevleri kapsamında tesis ettiği işlemlerin idari işlem niteliğinde olduğu ve bu işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görevinde bulunduğu kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta özelleştirmeden önce statü hukuku hükümlerine tabi davacı niteliğindeki personel, özelleştirme sonrası belirli bir süreliğine davalıyla özel hukuk hükümlerine tabi olarak iş sözleşmesi kapsamında çalıştırılmakta, nakledildiğinde tekrar statü hukuku kapsamına girmektedir. Davacının iş sözleşmesiyle çalıştığı dönemde, davalı şirkete davacının ücreti konusunda artış oranının, kamudaki memur maaş artış oranında olacağı yönünde yükümlülük getirildiği gibi 406 s. Kanun hükümleri uyarınca davalı şirkete, hak sahibi personeli Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi; bildirimle beraber personelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi; personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler yaptırıldığı görülmektedir. Bu işlemlerin idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği, söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları açık olup, idari işlemlerle ilgili uyuşmazlığın ise adli yargı yerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmesi ve 5473 s. Kanun'dan kaynaklanan ek ödeme alacağının tahsili istemiyle, anılan İdareye karşı açılan davalarda, idari yargı yerinin görevli olduğu kabul edilmelidir.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.12.2012 gün ve 2012/9-1518 E. 2012/1388 K. sayılı kararıyla Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 07.04.2011 gün 2011/55 E. 2011/205 K. sayılı kararında da; iş sözleşmesiyle çalışılan dönemde, davalı şirkete ücret konusunda artış oranının, kamudaki memur maaş artış oranında olacağı yönünde yükümlülük getirildiği gibi, 406 s. Kanun hükümleri uyarınca, hak sahibi personeli Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi; bildirimle beraber personelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi; personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler yaptırıldığı görülmektedir. Bu işlemlerin idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği, söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları açık olup, idari işlemlerle ilgili uyuşmazlığın ise adli yargı yerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği ve 5473 s. Kanun'dan kaynaklanan ek ödeme alacağının tahsili istemiyle, anılan İdareye karşı açılan davalarda, idari yargı yerinin görevli olduğu kabul edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'ndaki görüşmeler sırasında, iptali istenilen işlemin tesis edildiği tarihte davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliği taşımayan Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin olması karşısında, idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz edilemeyeceğinden; uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu görüşü dile getirilmiş ise de, yukarıda açıklanan nedenlerle bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.
Bu durumda mahkemece; somut uyuşmazlıkta idari yargı mahkemelerinin görevli olduğunun kabulü ile bu doğrultuda karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 s. Kanun'un 30. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429 uncu maddesi gereğince bozulmasına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8/3 üncü fıkrası uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 30.04.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy