(3417 S. K. m. 4, 5, 6, 7) (4853 S. K. m. 5, 7, 8) (YHGK. 04.07.2007 T. 2007/10-433 E. 2007/455 K.) (10. HD. 15.03.2011 T. 2011/568 E. 2011/3491 K.)
Dava: Davacı, 2.463.70. YTL tasarrufu teşvik alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E.P.A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dava, davacıya ödenmeyen tasarrufu teşvik kesintileri ve nemalarından şimdilik 100. YTL'sinin en yüksek mevduat faiziyle tahsili istemine dair olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre işverenler, işçilerin ücretlerinden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları işveren katkılarını tahakkuk ettirerek ücret ödemesinin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar T.C. Ziraat Bankası'nda işçiler adına açtıracakları Tasarrufu Teşvik Hesabına yatırmakla, Sosyal Sigortalar Kurumu da aynı yasanın 7. maddesi hükmü kapsamında; işverenlerin ücretlerden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları işveren katkılarını 4. maddede belirtilen süreler içinde ilgililerin banka hesaplarına yatırmamaları halinde yatırılması gereken miktarları re'sen ya da ilgililerin başvurusu üzerine 506 Sayılı Kanunun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri çevresinde gecikme zammıyla birlikte işverenden tahsil ile yükümlendirilmiştir.
Anılan hüküm çevresinde işverenlerin, işçilerin ücretlerinden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları katkılar; başlangıçta ilgili banka şubesinde sigortalı adına açtırılacak Tasarrufu Teşvik Hesabına yatırılmakla beraber, bu şekilde tahsil edilen paralar sonradan tahsilatın yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar yine T.C. Ziraat Bankası.............Merkez Şubesinde bu defa Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı adına açılacak Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabına yatırılmakta; aynı yasanın 5. maddesi hükmüne göre de, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı; adına açılan bu hesapta toplanan paraları, Yüksek Planlama Kurulu'nca belirlenecek esaslar dahilinde gayrimenkul alım-satımına yönelik yatırımlar hariç olmak üzere her türlü menkul kıymetler ve verimi yüksek yatırımlara yatırmak suretiyle nemalandırmakta nihayet çalışanların emeklilik veya ölümleri halinde de biriken tasarruf kesintileri ile işveren katkıları ilgililere veya kanuni mirasçılarına neması ile birlikte 6. madde hükmü gereği olarak ödenmektedir. 29.04.2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4853 sayılı Çalışanların Tasarruf Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun'un benzer düzenlemeleri içerir 7. ve 8. maddeleri yanında, değerlemeye dair 5. maddesinde de hak sahiplerinin aylık veya ücretlerinden yapılan tasarruf kesintileri ve Devlet veya ilgili işverenin katkılarına ait bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kalan nema, aylık olarak, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan bir önceki aya göre Tüketici Fiyatları Genel İndeksi değişim oranında ve ilave olarak yıllık yüzde beş oranında değerlendirileceği öngörülmüştür.
Bu yasal düzenlemelerden davalı Sosyal Sigortalar Kurumu'nun işverence Ziraat Bankası'na yatırılmayan fonlar ile yoksun kalınan nemalardan doğrudan sorumlu olduğu sonucuna varılamaz. Kurumun sorumluluğu ancak, davacının dava açmadan önce kuruma müracaat edip kesinti ve katkı tutarlarının işverence bankaya yatırılmadığını belirterek harekete geçmesini istemesi, buna rağmen kurumun yasal görevini yapmaması halinde söz konusu olacaktır. Davalı kurumca, işverence kesintilerin bankaya yatırılmadığının bilinmesi de mümkün değildir. Yasal sürede Ziraat Bankası'na yatırılmayan fon ve yoksun kalınan nema alacaklarının borçlusu işverendir. YHGK 04.07.2007 tarih ve 2007/10-433 Esas, 2007/455 Karar sayılı kararında da, kurumun sorumluluğunun ikincil nitelikte olup, teselsül hükümlerine göre sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, davacı tarafın dava tarihi öncesi Kuruma bu yönde bir başvurusu olup olmadığı araştırılmalı, yok ise davanın davalı Kurum yönünden husumetten reddine karar verilmelidir.
2- Davaya konu somut olayda davalı işveren belediye, davacıya tasarruf teşvik parası ile işveren ve devlet katkı paylarını emekliye ayrılmadan önce verildiğini belirtmiş, davacı vekili tarafından da müvekkili tarafından ana paranın alındığı, ancak ana para alınırken de belgenin baskı altında imzalanıldığı, nemaları ise almadığı ifade edilmiş ise de, ilgili banka şubesinde sigortalı adına Tasarrufu Teşvik Hesabı açtırılıp kesintilerin yatırılıp yatırılmadığı ve yatırılmış ise nemalandırılması ile bu hususlarda davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığı ilgili Ziraat Bankası şubesinden ve T.C. Ziraat Bankası..............Merkez Şubesinden sorulmamış; hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, dosyada mevcut ancak davacı dışında üçüncü bir şahsın davalı işyerinden bildirilen davaya konu alacakla ilgili bilgileri değerlendirilmiştir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan belediye başkanlığına iadesine, 16.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy