(2004 S. K. m. 82)
Dava: Taraflar arasındaki "şikayet" kanun yolundan dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesi'nin şikayetin kabulüne dair verilen 22.12.2011 gün ve 2011/7 E. 2011/1768 K. sayılı kararının incelenmesi karşı taraf - alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 4.6.2012 gün ve 2012/3813 E-2012/19069 Sayılı ilamı ile;
(... Borçlunun, aleyhine başlatılan icra takibinde, haline münasip evinin haczedildiğini belirterek İ.İ.K.'nun 82. maddesi gereğince haczin kaldırılması talebiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, haczin kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
İ.İ.K.'nun 82/12. maddesi gereğince, borçlunun "haline münasip" evi haczedilemez. Bir meskenin, borçlunun haline uygun olup olmadığı, adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçluyla ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki "aile" terimi, geniş anlamda olup, borçluyla birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun, sözü edilenlerle birlikte barınması için, zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise, satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Somut olayda, mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, taşınmazın değeri tespit edilmiş ve fakat borçlunun şehrin daha mütevazi semtlerinde, lüks özellikler taşımayan haline münasip bir ev alabileceği değer belirlenmeden, bilirkişinin raporuna itibar edilerek hüküm tesis edildiği görülmektedir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, bilirkişilerden ek rapor alınarak, borçlunun, taşınmazın bulunduğu Tuzla ilçesinin, daha mütevazı bir yerinde, haline münasip evi alabileceği değerin tespitinden sonra, tespit edilen miktar, mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın alacaklıya ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ve yetersiz rapora dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: İstek, İ.İ.K.'nun 82/12. maddesine dayalı meskeniyet sebebiyle haczedilmezlik şikayetine ilişkindir.
Şikayet eden-borçlu, alacaklı tarafından aleyhine başlatılan icra takibinde, haline münasip evinin haczedildiğini ileri sürerek İ.İ.K.'nun 82. maddesi gereğince haczin kaldırılmasını istemiştir. Karşı taraf - alacaklı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, borçluya ait haczedilen evin haline münasip evi olduğu ve haczedilemeyeceği gerekçesiyle şikayetin kabulüyle haczin kaldırılmasına karar verilmiş; karşı taraf - alacaklı vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Daire'ce yukarıya metni aynen alınan ilamla bozulmuştur.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, Kadıköy 7. İcra Müdürlüğü'nün 2006/15265 esaslı icra dosyasında, alacaklı A. Ö. tarafından, borçlu M. B. aleyhine, 36.912.72 YTL toplam alacak miktarı için, Kartal 1. İş Mahkemesi'nin 14.11.2006 tarih, 2005/74 esas, 2006/709 karar sayılı ilamına dayalı olarak 5.12.2006 tarihinde ilamlı icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak ilamın: davacısı A. Ö., davalısı M. B. olan ve davacının, davalının iş yerinde çalışmasından kaynaklı işçilik alacaklarının tahsiline dair olduğu, icra emrinin borçlu M. B.'ye 7.12.2006 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleşerek, taşınmaz üzerine 31.7.2007 tarihinde haciz konulduğu anlaşılmaktadır.
2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 82/12. maddesinde: "Borçlunun haline münasip evi (Ancak evin kıymeti fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır.)" denilmek suretiyle haline münasip ev olgusunun ne şekilde belirleneceği düzenlenmiştir. Mahkemece alınan raporlarda, davaya konu taşınmazın değeri belirlenmekle birlikte haline münasip alınabilecek ev değeri belirlenmemiştir.
O halde mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak, borçlunun taşınmazının bulunduğu Tuzla ilçesinde, haline münasip evi alabileceği değer belirlenmeli: bu değer haczedilen davaya konu evin değerinden az ise mahcuz ev satılarak, haline münasip ev alınması için belirlenen bedelin borçluya verilmesi, kalan miktarın alacaklıya ödenmesi ve mahcuz evin satışının borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmelidir.
Açıklanan sebeplerle mahkemece, bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Karşı taraf - alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının bozma ilamında belirtilen nedenlerden dolayı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin atfı dikkate alınarak H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 366/III. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.03.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy