(2942 S. K. m. 10, 11) (18.HD 12.09.2011 T. 2011/7246 E. 2011/8665 K.)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar O. A. ve B. A. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava konusu taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemişse de hükme esas alınan 1. bilirkişi kurulu raporunda somut emsal olarak 1507 parsel, 1354 parsel ve 71 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar alınıp bu üç emsalin ortalama değerine göre davaya konu taşınmazın m2 fiyatının belirlendiği anlaşılmaktaysa da bilirkişi kurulu raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki,
1- 2942 Sayılı Kanunun 4650 Sayılı Yasayla değişik 11. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca, arsalarda kamulaştırma (değerlendirme) tarihinden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre değer biçilmesi gerekir. Emsalin sözcük anlamından da anlaşılacağı üzere, davaya konu taşınmaza örnek teşkil edebilecek nitelikte olması gerekir. Örneğin; arsa vasfında ve benzer yüzölçümünde olmak, bitişik ya da yakın mesafede bulunmak, aynı imar müsaadesine sahip olmak, satış tarihleri değerlendirme tarihine yakın olmak, fiyatları bakımından en azından yaklaşık değerde olmak gibi nitelikler emsalin seçilmesinde öncelikle esas alınması ve aranması gereken unsurlardır. Bu unsurlar yönünden benzer nitelik ve özelliklerin bulunmaması veya çok az olmasının değerlendirmede yanıltıcı sonuçlara götürmesi kaçınılmaz olacaktır.
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal olarak alınan emsallerden 1507 parsel sayılı taşınmazın aynı kamulaştırma kapsamında daha önce temyiz incelemesi yapılan Dairenin 2011/7243 E. 8668 K. (Mahkemenin 2008/135 E. 2009/176 K) sayılı dosyasında imar planları ve mücavir alan dışında kaldığı ve bu özellikleriyle emsal olamayacak nitelikte olduğundan bozma konusu yapıldığı, yine bu dosyada somut emsal olarak incelenen 1354 parsel sayılı taşınmazın da geri çevirme kararıyla dosyaya getirtilen belediye başkanlığı yazısında imar planında olmadığının belirtildiği ve Dairemizde daha önce incelenen 2011/7246 E.-8665 K. (Mahkemenin 2007/229 E.-2009/39 K.) sayılı dosyasından mücavir alan dışında olduğu da bilindiğinden bu özellikleri itibariyle uygun emsal olmadığı ve 71 ada 5 parsel sayılı taşınmazın da üzerinde akaryakıt istasyonu bulunduğu, akaryakıt istasyonunun yapı değerinden başka ticari değeri de bulunup bu istasyonun satışı ticari rekabet kuralları çerçevesinde gerçekleştiğinden istasyonun ticari değerinin objektif tespiti olanak dışı olup böyle bir satışın da emsal olamayacağı anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda mahkemece öncelikle tapu müdürlüğünden değerlendirme tarihinden önceki ve özel nitelik taşımayan uygun arsa satışlarına dair kayıtların getirtilip, varsa tarafların gösterecekleri emsal kayıtlarda celbedikten sonra bilirkişi kurulundan, bunların her birisinin ayrı ayrı incelenip irdelenerek emsal olma niteliği taşıdığı anlaşılanlar arasından davaya konu taşınmaza en yakın nitelik ve özellikleri taşıyan taşınmazın somut emsal seçilerek, bu emsalle davaya konu taşınmazın karşılaştırılmasının yapılıp, değerinin belirlendiği ek raporlar alınmalıdır.
2- Kabule göre de; davaya konu taşınmazın üzerinde bulunan 48 m2'lik kerpiç ev ve 38,25 m2'lik ahır ve depo bedeli olan 16392,56 TL'nın 3'er aylık mevduat hesabında muhafaza edilip, mülkiyet iddiasında bulunan G. A., O. A., B. A., M. A., M. A. ve S. M.'e mülkiyet hususunda 2942 Sayılı Kanunun 18. maddesi gereğince mahkeme kararı getirdikleri taktirde bu hususun ayrıca değerlendirilmesine karar verilmişse de, kararı temyiz eden davalılar O. A. ve B. A. vekilinin yargılama aşamasındaki beyanlarında ve temyiz dilekçesinde bu muhtesatların tapu maliki muris M. A.'a ait olduğunu belirtikleri muhtesatlar üzerinde mülkiyet iddiasında bulunan davalı G. A.'ın ise karar verildikten sonra mahkemeye verdiği 21.10.2011 tarihli dilekçede; bu muhtesatlarla ilgili mülkiyet iddiasından vazgeçtiği, bunların muris M. A.'a ait olduğunu belirtip, 16392,56 TL'nın üzerindeki muhafazanın kaldırılmasını istemiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarda bahsedilen kerpiç ev, ahır ve deponun mülkiyeti hususunun da yeniden tahkik edilip mülkiyet ihtilafı yoksa muris mirasçılarına verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Kamulaştırma Yasası'nın 4650 Sayılı Yasayla değişik 10. maddesinin onbirinci fıkrasına göre kamulaştırması yapılan taşınmaz mal tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istenmesi halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verilir. Mahkemece Kanunun bu hükmü ve dava dilekçesinde kamulaştırılan taşınmazın tapusunun iptaliyle Hazine adına tescilinin istendiği dikkate alınmadan kamulaştırılan taşınmazın tescili yerine terkinine karar verilmiş doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy