(4077 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 7. Tüketici Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 20.12.2011 gün ve 2011/833 E.2011/1436 K. sayılı kararın incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin 19.01.2012 gün ve 2012/1414 E. 2012/679 K. sayılı ilamı ile;
(... Davacı, davalı Toki'yle Çankırı Çerkeş Alt gelir gurubu konut projesi kapsamında Gayrimenkul satış sözleşmesi imzalandığını, teslimin sözleşme tarihinden itibaren 24 ay olarak kararlaştırıldığını, ancak halen dahi dairenin teslim edilmediğini ileri sürerek geç teslim sebebiyle fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik 3.000.00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla talebini 5.588.00 TL ye çıkarmıştır.
Davalı, idarece sözleşme eki Yapım işleri şartnamesinin 30. maddesi gereğince Başkanlık oluruyla yükleniciye süre uzatımı yetkisi verildiğini, konutların teslim edilmemesinde idarenin bir kusurunun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüyle 3.000.00 TL nin dava tarihinden, 2.588.00 TL nin ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıdan satın aldığı dairenin sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde teslim edilmemesi sebebiyle tazminat isteğinde bulunmuş, davalı geç teslimin söz konusu olmadığını beyanla davanın reddini istemiş ve mahkemece geç teslim sebebiyle bilirkişi raporuyla belirlenen miktarın tahsiline karar verilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen Başvuru ve satın alma taahhütnamesi, davalı tarafından düzenlenen kampanyalı satışa davet niteliğinde olup dairenin teslim tarihine dair bir kararlaştırma yapılmamıştır. Daha sonradan düzenlenen 23.01.2009 tarihli sözleşmede ise dairenin 24 ay içerisinde teslim edileceği kararlaştırılmıştır. Dava tarihi itibariyle sözleşmede kararlaştırılan 24 aylık teslim süresi henüz gerçekleşmemiştir. Davalının Ziraat bankasına yazdığı yazıda teslimin mayıs 2009 olduğu belirtilmiş ise de bunun bir iç yazışma olduğu, dolayısı ile bu iç yazışma sebebiyle davalıyı davacıya karşı geç teslim sebebiyle sorumlu tutmaya olanak yoktur. Kaldı ki taraflar arasında düzenlenen başvuru ve satın alma taahhütnamesi, daha sonra düzenlenen satış sözleşmesi ve tüm dosya kapsamından taraflar arasındaki satışın kampanyalı satış olup dar gelirli aileleri ev sahibi yapmak amacına yönelik olduğu, taksitlerinde dairelerin tesliminden itibaren başlayacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda dairenin alıcı davacıya geç tesliminden söz edilemez. Öyle ise mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle ve yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, gayrimenkul satış sözleşmesinden kaynaklanan kira tazminatı istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemenin, taşınmazın teslim tarihinin en geç Mayıs 2009 olduğu ve taşınmazın davacıya teslim edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verdiği karar Özel Daire'ce yukarda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.
Direnme hükmünü davalı vekili, temyiz etmiştir.
H.G.K.'nda yapılan görüşme sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden evvel yerel mahkemece, ilk kararın gerekçesinde yer verilmediği halde, direnme kararında 23.01.2009 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinin 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesi gereğince haksız şart olduğu, 6098 Sayılı T.B.K.'nun 20 ila 25. maddeleri gereğince genel işlem koşullarına aykırılık teşkil ettiği gerekçesine de yer verilmiş olmasının direnme gerekçesinin genişletilmesi mi yoksa yeni bir gerekçeye dayalı yeni bir hüküm mü olduğu konusu ön sorun olarak ele alınmıştır. H.G.K.'nda yapılan görüşmeler sonucunda mahkemenin söz konusu ifadeleri kullanmasının direnme gerekçesini kuvvetlendirmek amacıyla olduğu, bu sebeple anılan kararın yeni gerekçeye dayalı yeni bir hüküm niteliğinde olmadığı sonucuna oybirliğiyle varılarak ön sorun bu şekilde aşılmış ve işin esasının görüşülmesine geçilmiştir.
İşin esasına gelince:
Uyuşmazlık; taraflar arasındaki gayrimenkul satış sözleşmesine göre, 24 aylık teslim süresinin başlangıç tarihinin ne olduğu; burada varılacak sonuca göre davacının geç teslim sebebiyle tazminat isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle taraflar arasındaki 23.01.2009 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinde teslim süresinin 24 ay olarak kararlaştırılmış olmasına, teslim süresinin dava tarihi itibariyle dolmamış bulunmasına göre, H.G.K.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı H.U.M.K.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy