(6100 S. K. m. 6, 16) (2918 S. K. m. 110) (Sigorta Şirketleri Ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş Ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik m. 10) (17. HD. 15.01.2013 T. 2012/13528 E. 2013/163 K.)
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine dair verilen 04.07.2012 gün ve 2012/108 E. 2012/262 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 15.01.2013 gün ve 2012/13528 E. 2013/163 K. sayılı ilamıyla;
(....Davacı vekili; müvekkilinin oğlunun yönetimindeki traktörle seyir halinde iken davalının sigortalısı olan aracın çarpması sonucu öldüğünü belirterek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla; 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yasal süre içersinde işbölümü ve yetki itirazında bulunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, işbölümü itirazı reddedilerek, davalı şirketin merkezinin Kadıköy olduğu, bölge müdürlüğünün şubeden daha geniş yetkisi bulunduğuna dair değerlendirme yapılamayacağı, seçim hakkının davalı tarafa geçtiği gerekçesiyle yetki itirazının kabulü ile, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine ve dosyanın Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK.'nin genel yetkiyi düzenleyen 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasına göre; Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yine aynı Yasa'nın 16 ncı maddesinde ise, Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesiyle ZMSS Genel Şartlarının C.7 nci maddesinde ise Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. ifadesine yer verilmiştir.
Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
Somut olayda, kaza Tavşanlı'da meydana gelmiş, dava, davalı sigorta şirketinin İç Anadolu Bölge Müdürlüğü'nün bulunduğu Ankara'da açılmıştır.
Davacı vekilinin davayı, sigortacının bir acenteden daha yetkili organı olan İç Anadolu Bölge Müdürlüğü'nün bulunduğu Ankara'da açtığı gözetilerek yetki itirazının reddiyle işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir....)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava; trafik kazası nedeniyle tazminat istemine ilişkindir
Mahkemece, yetki itirazının kabulüyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine ve dosyanın Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yukarıda başlık bölümünde belirtilen gerekçeyle mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkeme ilk kararındaki gerekçeleri tekrar ederek önceki kararında direnmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık; trafik kazası sonucu yaralanma nedenine dayalı olarak sigorta şirketi aleyhine açılan tazminat davasında, sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu yerin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun görevli ve yetkili mahkemeyi düzenleyen 110. maddesinde motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartlarının C.7 maddesinde de yetkili mahkemeler belirlenmiş Kanun'daki yetki kuralı aynen tekrar edilmiştir.
Gerek Kanun, gerekse Genel Şartlar dikkate alındığında yetkili mahkemeler arasında Bölge Müdürlüğü'nün bulunduğu yer yetkili mahkemeler arasında sayılmamıştır.
Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı)'tan 24.08.2007 gün ve 26623 sayılı Resmi Gazete'de yayınlan Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 10. maddesinde, şirketlerin bölge müdürlükleri ve şube açmak suretiyle yurt içinde teşkilatlanmasının, yurt dışında şube veya temsilcilik açması ilgili diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla serbest olduğu, ancak bu şekilde faaliyete başlanmasını ve faaliyetin sona erdirilmesini müteakip bir ay içinde şirketçe Müsteşarlığa bildirimde bulunulması gerektiği düzenlenmiştir.
Mevcut bu düzenleme dikkate alındığında Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik uyarınca bölge müdürlüğü yapılanmasına izin verilmiş, genel müdürlükle şube ve acenteler arasında bölge müdürlüğü adında bir yapılanmanın kurulabileceği kabul edilmiştir.
Somut olayda; 25.07.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında olay yeri Kütahya-Tavşanlı'dır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi; 43 UE 627 plakalı araç sahibi Himmet Kartal AVİVA Sigorta AŞ, 2857 Şevket Akın adlı acente arasında düzenlenmiştir. Sigorta poliçesini düzenleyen acentenin adresi bulunmamakta olup, dosya içindeki poliçede yetkiyle ilgili madde de bulunmamaktadır. Davacının yerleşim yeri Kütahya-Tavşanlı olup davalı şirketin genel merkez adresi Küçükçamlıca-İstanbul'dur. Davacı vekili davayı bölge müdürlüğünün bulunduğu yer olan Ankara'da açmıştır. Mahkeme genel merkezi bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir.
Mevcut bu durum karşısında; merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerini yetkili kabul eden Kanun'un, acente ve şubeyi denetleyen, üst mercisi olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu kabul etmek gerekir. Ayrıca davalı sigorta şirketi tarafından yetki itirazının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak da kabulü mümkündür.
Bu nedenle bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun kabul edilmesi gereklidir.
Görüşmeler sırasında bir kısım üyelerce 2918 s. KTK 110/2 maddesinde bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde bir düzenlenme bulunmadığı, yorum yolu ile bu sonuca ulaşılamayacağı, bu bakımdan yerel mahkeme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiştir.
Mevcut bu durum dikkate alındığında direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı 6217 s. Kanunun 30. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429 uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı kanunun 440 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 30.04.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Uyuşmazlık, motorlu aracın işletilmesinden doğan zarar nedeniyle ZMSS aleyhine açılan davada sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün yerleşim yeri Mahkemesinin yetkili olup olmadığı hususuna ilişkindir.
Uyuşmazlığın yasal dayanağı 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 110/2 maddesi olup, yetkili mahkeme, açılacak davalarda sigortacının merkez veya şubesi veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu veya kazanın vuku bulduğu yer mahkemesi olarak tadad edilmiştir.
Davanın açıldığı Ankara Mahkemesi, 2918 sayılı yasanın 110/2 maddesinde sayılan yer mahkemelerinden biri değildir.
Sayın çoğunlukça, davalı sigorta şirketinin Ankara'da Bölge Müdürlüğünün bulunduğu, 2918 sayılı yasanın 110/2 maddesinde yetkisi kabul edilen şubeye göre daha fazla yetkiyi haiz olduğu gerekçesiyle uyuşmazlıkta Ankara Mahkemesinin yetkili olduğu kabul edilmiş ise de; bu kabul T.C. Anayasasının 6 ncı maddesinde düzenlenen Hiçbir kimse ve organın kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağı, Anayasanın 37 nci maddesinde düzenlenen Hiç kimsenin kanunen tabii olduğu mahkemeden başka bir mercii önüne çıkarılamayacağı, ve Anayasanın 142 nci maddesinde düzenlenen Mahkemelerin kuruluş, görev ve yetkilerinin kanunla düzenlenebileceğine ilişkin temel kurallara aykırıdır.
Sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin gerek 2918 sayılı yasada, gerek mülga 1086 sayılı HUMK ve gerekse mer'i 6100 sayılı HM 'da bir hüküm olmadığı gibi bu konuda hiçbir yasal düzenlemede bulunmamaktadır.
Sayın çoğunluğun, yorum yoluyla Bölge Müdürlüğünün yerleşim yeri mahkemesini yetkili kabulü, tüzük veya yönetmelik hükmüyle yetki kuralı konulamayacağı gibi, davalının kıyas yoluyla kanunen yetkili mahkemeden başka bir mahkeme önünde kendisinin savunmaya zorlanamayacağı ilkeleri ile de bağdaşmamaktadır.
Nitekim YİBK 1977/4-4 sayı ve YİBHGK 21.02.2014 gün 2013/1 esas 2014/1 karar sayılı kararları ile de Anayasal düzenlemelere paralel olarak mahkemelerin görev ve yetkilerinin kıyas ve yorum yoluyla genişletilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan 2918 sayılı yasanın 110/2 maddesinde şirket merkezi - şube - acentenin yerleşim yerinin yetkili kılınmasının nedeni, şirket merkezi - şube - acentenin işlem ve eylemlerine hukuki değer izafe edilmesi, hukuki statülerinin bulunmasından ileri gelmektedir.
5684 Sayılı Sigortacılık Kanununda, sigorta şirketlerinin kuruluş, teşkilat, yönetim, çalışma esas ve usulleriyle faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar düzenlenmesine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda da Anonim şirket, kooperatif, acente ve şubelerle ilgili hükümler bulunmasına rağmen Bölge Müdürlüğüyle ilgili bir düzenleme hiçbir yasada yer almamaktadır.
Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin Bölge Müdürlükleri, Şubeler ve Temsilcilikler başlıklı 10. maddesindeki Şirketlerin, Bölge Müdürlükleri ve Şube Açmak suretiyle yurt içinde teşkilatlanması, yurt dışında şube veya temsilcilik açmasıyla ilgili diğer mevzuat hükümlerinin saklı kalması kaydıyla serbest olduğuna ilişkin hükmü, 2918 sayılı yasanın 110/2 nci maddesinin yorum yoluyla genişletilerek Bölge Müdürlüğünün yerleşim yerinin de uyuşmazlıkta yetkili olduğunu kabul etmek için yasal bir dayanak teşkil etmemektedir.
Öte yandan, davalı sigorta şirketi özel hukuk tüzel kişisi olmasına rağmen, gerek sözleşmelerinde gerekse sonraki genel kurul kararlarında Bölge Müdürlüklerinin şirketi temsil ve ilzam, yetkisi tanınmamıştır. Bu haliyle Genel Müdürlüğü 3.kişilere karşı temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan, başlı başına merkezden ayrı tüzel kişiliği olmayan Bölge Müdürlüğünün 3.kişilerle ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetki kurallarının uygulanmasında göz önünde tutulması mümkün değildir. Hak ve fiil husumet ehliyeti olmayan ve bu niteliği ile de organ sıfatı taşımayan Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer; gerek 2918 sayılı K.T.K 110 ve gerekse 6100 sayılı HMK'nun yetki kurallarında belirtilen yerlerden olmadığından mahkemenin yetkisinin değerlendirilmesinde dikkate alınamaz.
Ayrıca, bölge müdürlükleri yukarıda belirtilen nitelikleri taşımaması yanında bu nitelikleri taşısa bile, ayrıca 3.kişiler açısından bağlayıcı olabilmesi için tescil ve ilan edilmesi şart olduğu halde tescil ve ilan edilmemiş olmadıkça da yetki belirlenmesinde dikkate alınamayacaktır. Aksinin düşünülmesi halinde sadece bir tane bölge müdürlüğü olan bir sigorta şirketi aleyhine bölge müdürlüğünün bulunduğu yer yetkisine dayanılarak açılacak davalar aynı yerde toplanacaktır.
Açıklanan nedenlerle;
2918 sayılı yasanın 110/2 nci maddesinde öngörülen şirket merkezi veya şube veya sigorta sözleşmesinin yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesi veya kazanın vuku bulduğu yer mahkemesi dışında yorum yoluyla Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkisinin kabulü, T.C. Anayasasının 6, 37 ve 142 nci maddelerindeki temel hükümlerle YİBK 1977/4-4 ve YİBHGK 21.02.2014 gün 2013/1 esas 2014/1 karar sayılı kararlarına aykırı olduğundan sayın çoğunluk görüşüne karşıyız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy