ESAS NO : 2013/15604
KARAR NO : 2013/22564
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine karşı borçlunun, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini ileri sürerek tebliğ tarihinin düzeltilmesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine verildiği anlaşılmaktadır.
Borçluya, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uygulanmak sureti ile ödeme emri tebliğ edilmiştir. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini bildiren Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesinin birinci fıkrasında; "Muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir." hükmü öngörülmüştür. (HGK.'nun 20.12.1993 T. 1993/18-778 E, 1993/876 K. ve 25.01.2006 T. 2005/2- 772 E. 2006/17 K.sayılı kararları).
Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması, komşuya haber verilmesi ve tebliğ evrakının zabıtaya veya muhtara bırakılması işlemlerine geçilebilecektir.
Tebligat ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, yasa ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kanunun ve Tüzüğün belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı Yargıtay içtihatlarında açıkça vurgulanmıştır.
Tebligat Kanunu ile Tüzüğü’nde öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve dolayısıyla belgelendirilmiş sayılmaz.
Somut olayda, borçlu adına gönderilen ödeme emri tebligat parçasında tebliğ işleminin 7201 Sayılı Kanun'un 21. maddesine göre yapıldığı belirtilmiş ise de tebliğ tarihi itibariyle uygulanması gereken Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi hükümlerine uyulmadığı görülmüştür. Tebligat parçasında muhatabın “ dışarıda ” olduğu beyan edilmiştir. “Dışarıda” ifadesi geniş kapsamlı bir ifade olup, muhatabın başka bir adreste veya şehir dışında olduğu anlamına da gelebileceğinden bu ibareden muhatabın tevziat saatlerinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği açık bir şekilde anlaşılamamaktadır. Ayrıca tebligat üzerine muhatabın muhtarlık kayıtlarında bulunmadığının da şerh verilmiş olduğu görülmüştür. Muhatap da itirazında bu adreste hiçbir zaman oturmadığını beyan etmiş ve beyanı muhtarlık kayıtları ile uyumlu olmuştur.
Yukarıdaki sebeplerle mahkemece; tebligat tarihi olan 08.10.2010 tarihinde şikayetçinin belirtilen adreste oturup-oturmadığı başta zabıta araştırması olmak üzere usulünce araştırılmadan dosya üzerinden yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy